Hacer’in Topuğundan
babam geliyor içeri. kurutmak için
annemin topuğuyla çölde var kıldığı zemzemi.
(Kitap İsmi: Mezarlıkların Kuşattığı Arzular)
Genelev Sırasında Söylenen İlahi
Behira’nın sırasını bekliyorum, onun sırasında
henüz kokmamış erkek leşleri,
günah çıkarma hengâmesi, aziz Ignatius’tan
satır arası merhamet davetleri, bir de ben.
Behira’yı beklerken, o çiçek sürgünü, İbrani kızı,
ölümünü erteliyorum onun, metruk bir kamerayla.
ne kutsal olur içeri ulaşsa
bir demet sümbül -Üsküdar’daki Çingenelerden aldım-
Alef notuyla.
beklediğim yalnızca bir genelev sırası
böyle kız başıma.
erkekler içeri girerken bir söylev çekiyorum
yüzüne söylüyorum, yüzünü
yaşlandıran sesimi kullanarak:
hepsi terk edip giderdi seni, kavuştursaydın kızlarını
bir başka kızlarla.
ve sen, inip kendi Babil’inden
bana bak
konuşan dudağıma
incinmez mi sanıyorsun Allah’ı
aşksız bütün sevişmelerden.
bitmiş söylev kederi. içerideyim. sıram geldi.
Behira’nın penceresinden bakıyorum;
Marmara.
mor ertesi mavi.
işte, yerinde, boğulmak için ne güzel bir denizli,
ve masada işlemeli mendiller,
bitmenin yabancısı bir mum,
ipek gecelikler, lümpen nesir parçaları
ucuz âşıkların kaleme aldığı.
bir de, birazdan ikimizin kullanacağı küllük.
gerçi, izmaritlerini atmasın isterim,
cebimde tutmak arzusuyla tutuşuyorum
onun çok ıslanmış dudak gölgesini.
soyunmadan önce istavroz çıkarıyor.
ve tedirgin o,
hiç kadın müşterim olmuyor diyor.
apışaralarımızdan
çok kırmızı çiçekler diyorum,
çıkmak için hazır.
tenim telaffuza, tenin telaffuza,
dilim dilinin altında mayalanmaya,
bu odada.
genelevde böyle baldırı baldırımda.
dişlerimle ısırıyorum böyle,
geneleve yalnız erkeklerin girmesi mitini.
burası, Venüs’ün istiridyesinden artan rahim mabediyse
karnının altında saklı, ibadeti kaçınılmaz mabudun andı.
bir de ben
bu odaya girerken solumdaki meleği dışarıda bıraktım
çok geçmez, kanatları solar.
daha çılgın ne bulunabilir çünkü
iki kadının genelevde sevişmesinin
günah addedilmesi kadar.
(Kitap İsmi: Mezarlıkların Kuşattığı Arzular)
Rivayet: Burak
adı Burak. Arapça. berk kelimesinden.
üstünde şiir taşıyan, beliren, susayan,
göğün perdelerini kanırtan
o mosmor ağaçlar arasında.
çocukken bana da böyle anlatıldı o yolculuk.
rota;
Mescidi Aksa’dan ipekten astar takılı semaya.
karıştırılsın sayfalar
bulunması ihtimal dahilinde.
karıştırılsın, anlaşılır nihayet, İbrahim’in bacaklarının izi
uyluklarına bitişik kanatlarının üzerinde.
benim havsalamın zorlandığı yok
peygamberleri üstünde düşlerken,
ve düşerken, kuru et yiyen kadının oğlundaki
esrik müphemlikleri.
ona gidiyor oğul, kalmamak adına hep
dördüncü katta takılı, yanına
bir tane bile iğne almamış.
ne iğne, ne iğva, ne gökleri adına budak,
yalnız kendisi ve kendisini taşıdığından
tedirgin bir Burak.
ve sonra ben, evimizde bulunan,
hiç ellenmemişlikten kurtlanan,
sapsarı ve burkulmuş,
siyer kitaplarından okuyorum,
bulamıyorum yanında Vergilius gibi bir refakatçi!
yalnız, Burak ve o elçi. yine de
bana yaşatır bu rivayet bir Dante hayreti!
binekle başlıyor yükselmek fiili.
Burak, çırp çırp çırp kanatlarını!
çırp ki şakımasın sırtında kırbaç!
sırtın hiç olmamalı işte
peygamber öfkesine mazhar.
ve miyop gözler için yakına çekilmiş cennetler,
cehennemler, o zakkum ağaçları.
bir erguvan serinliği gelir ama
hemen sonra,
elleri makaslı kadınlar varmış.
öyleymiş. geçmiş nebiler de ötede.
birer birer görünür, öpüşülür ve
yükselmek denen o şey, devam.
Burak ve o,
bulur yolun sonunda,
bir parça perde.
uçlarını meleklerin tuttuğu.
Rabbimiz de işte bazen,
görmeyi ve dokumayı elleriyle yapan bir körün
biçtiği kumaşlarla sırlanmış, yüzü peçeli
durur yolun sonunda.
güzelliği
imgesel yorumlara açık,
bir kadın gibi.
fakat ne çıkardı
bu şiiri tersten yazdırsaydı bana
yorulmasaydı Burak ve kuru et yiyen kadının oğlu da.
gövdemiz, neşeden vahşi bir yılkı olurdu
Allah seçseydi eğer Miraç’tan inmeyi
delik deşik aramıza.
(Kitap İsmi: Mezarlıkların Kuşattığı Arzular)
Sevgilimin Ölüm Olasılığı
bildirildi bana
okudum, açtım bir yer belleğimde;
değil hiçbir insana evet
ama sana iki kat değil
helal, hiçbir girişimi, şu sokağımıza
intihar diye çağırdığımız fiilin.
n’olur ama
bir defa daha raylara
imrenerek bakma.
(Kitap İsmi: Mezarlıkların Kuşattığı Arzular)
Gömüt Taşı
sevgilim, gömüt taşına işlenmesi için
bir şeyler çizmemi ya da yazmamı istiyor.
bir gömüt taşına ne çizilebilir?
bir çiçek?
ama hangi çiçektir o, sevgilimin ölüsünü
gövertebilecek?
bir gömüt taşına ne yazılabilir?
aşk üzerine birkaç cümle?
kutsal kitaptan bir bap?
ama hangi baptır o,
yeniden emzirmem için sevgilimi,
koynuma geri getirebilecek?
(Kitap İsmi: Mezarlıkların Kuşattığı Arzular)
Şairin Biyografisi (Elif Akyol)
2024 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü almıştır.
