Bushwick’ten Yunus Emre’nin Serçelerine Ölüm Kelebeği
Ölümden korkuyorum
ama ölümle de büyüleniyorum.
Dün (günlerden bir gün);
öldürülmek istendim.
Küçük beyinli öğrencim
kiralık bir şoför
ve çalınmış beyaz bir Honda’yla
kendi arabam arasında
ezip öldürmek istedi
beni Willoughby Avenue’da.
Şans, kader, kısmet, mucize,
bir sıçrayışta kaldırıma
kurtuldum fiziksel ölümden.
İki arabanın çarpışmasının metaliksel sesi
ve bahçelerinde çiçek ekenlerin çığlıkları
yetmedi bana o an hayat vermeye;
dona kaldım, baka kaldım beyaz arabaya
öldüm mü, ölmedim mi?
anlamadım o anda!
Ölümden korkuyorum,
ama ölümle de büyüleniyorum.
Kendime gelemedim bir ara,
ama garipti;
mantığım,
öldüğüm halde yerindeydi.
Polise, okul müdürüne gitmenin saçmalığını bildi.
(Daha önceki olaylarda da okul müdürü etkisizdi.
Kızıl saçlı, eski öğrenci,
çalıntı arabalarla öğretmenlerin her zaman peşindeydi.)
Atladım arabaya;
iki sokak ötedeki mezarlığa gittim.
Ta Bushwick’ten Manhattan’ı gören,
gölgesi insanı serinleten, biraz da ürperten
selvinin altında park ettim arabayı,
ölülerin arasında.
Ölümden korkuyorum
ama ölüm büyülüyor beni aynı zamanda.
Sigaraları yaktım arka arkaya,
radyoyu kapattım;
ölüleri rahatsız etme korkusuyla.
Mezar taşları,
ölüler hakkında bilgiler verdi bana…
İtalyan asıllılar, Alman asıllılar,
İngiliz asıllılar ve birkaç İspanyol asıllı.
(İspanyollarınki en yeni mezarlardı)
Çoğu 1910-1920’lerde ölmüş
resimleri var başucu taşlarında.
Sordum onlara:
“1. Dünya Savaşı’nda mı öldünüz?
Yoksa; gelin-kaynana kavgasında mı?
Kanser mi bitirdi seni?
Yoksa, birşeyler öğretmek istediğin Amerikalı öğrencin mi?”
Burası Japonya olmadığına göre,
atom bombası olamaz ölüm nedenleri.
Kovboylar New York’ta değil,
Teksas’ta yaşarlardı.
(Yoksa Washington D.C.’de mi?)
O halde kadın ya da altın uğruna kovboy da öldürmedi sizi
“Neden öldünüz?
Şimdi rahat mısınız?”
Cevap vermediler,
sessizlik hakimdi.
Ölümden korkuyorum
Ama ölüm büyülüyor beni.
Sorularıma cevap alamayınca;
konuştum onlarla…
”Bakın” dedim
”Ben, şimdi toprağın üstündeyim,
ama az önce, az daha,
yanınıza gelmek için hazır olacaktım.”
Bir sessizlik oldu
sigaramın dumanı döndü, döndü
hayaletim oldu.
Babama kavuştum,
Çanakkale şehitlerine
Ve bir de Nazım’ın şiirindeki;
yedi yaşındaki Hiroşimalı Kız’a…
Güney Amerika’da kurşunlanan bacım geldi arabama,
güneyde, pamuk tarlalarında yaşam tüketen Tom Amca’yla…
Huzur geldi her yanıma
yaşıyorken, ölülerle oldum ilk defa.
Göz kırptılar ve düşüncelerini
hayaletime aktardılar,
ölüler, çok mutluydular…
İnsan, ne zaman ölüyor?
İnsan, en acı ölümü yaşarken tadıyor,
yaşaya yaşaya ölmek…
Şimdi anlıyorum,
neden öldürmediğimi sizi.
Öldürmek isteği,
çok kez geldi geçti içimden.
Benim Tanrı’mı elimden aldığınızda,
öldürmek istedim sizi!
Benim, işinize gelmediği için,
isteklerimi, hayallerimi öldürdüğünüzde,
ben de öldürmek istedim sizi!
Bana tecavüz edip adımı orospu koyduğunuzda,
ve kendi kızınızı telli duvaklı olarak uğurladığınızda
ve insanlık uğruna savaşan kocamı, sokak ortasında,
serseri, terörist bir kurşunla,
gariban şoförü ile kurşunladığınızda
ben de öldürmek istedim sizi.
Öldürmek, benim de isteğimdi;
beş yaşındaki kızım,
sarhoş kamyon şoförünün,
tekerlekleri arasında kaldığında…
Etiyopya’da açlıktan şiş karnım
ve bir deri bir kemik halimle mutlulukla ölürken;
Kızılay balolarında,
objektife gülümseyen pozlarınızla,
bir parça ekmeğe sarılı gazete parçası ile
önüme geldiğinizde, öldürmek istedim sizi!
Öldürmek istedim ise de, öldürmedim.
Ama ben yaşıyorken ölümü,
hissediyorken milim milim öldürücü darbeleri,
sizin ölmeniz neye yarar?
Korkuyorum ölümden
ve büyülüyor ölüm beni.
Çocukken çok düşündüm ölümü.
Ölüm korkunçtu, hep korkuttu beni.
Önce ölümden korktum,
sonra,
Yunus Emre’de eşeği üstünde,
belinde sopası, omuzunda tüfeği ile
meyve bahçelerini koruyan Efe Dayı’dan.
Meyveleri gagalayan kargalar değil de,
serçecikler ölünce Efe Dayı’nın saçmalarıyla
üzdüler beni…
Ama radyoda duyduğum Ali İhsan Kalmaz’ın ölümü
Tanrı’yla ilk kavgama itti beni.
Ölümden korkuyorum.
Çocukken de korkardım
Ve her gece “Allah’ım, ne olur savaş olmasın,
kimse öldürülmesin” diye dua ederdim.
Ama Tanrı dinlemedi beni.
Ölüm Allah’ın emri diye diye,
insanlar yavaş yavaş öldürüyorlar beni.
Yapacak işlerim olmasa;
kolay olurdu,
Allah’ın emri ölüme mutlulukla koşmak.
Ama işim şimdi yaşamak
ve seve seve insanları,
ölmemek için savaşmak.
Korkuyorum ölümden,
ama bir yandan da, ölüm büyülüyor beni…
Not 1: Bushwick, New York’un Queens semtinde suçluluk oranının çok yüksek olduğu bir mahalledir.
Not 2: Yunus Emre’den kastedilen, Eskişehir Hamidiye’deki eski Yunus Emre İlköğretmen Okulu’dur.
(Kitap İsmi: Erkek Gibi Kadın)
Şairin Biyografisi (Muhsine Arda)
Muhsine Arda, Bursa doğumlu olup İngiltere, İrlanda, Almanya, Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamış, 1997’de öğretim üyesi olduğu New York Üniversitesi’nden ayrılarak, Bursa’ya dönmüştür. 1997’de, Bursa’da ilk 21 Mart Dünya Şiir Günü’nü düzenlemiştir. Bursa’da bu geleneğin yerleşmesini sağlamış olan Muhsine Arda hâlen her ay şiir dinletileri organize etmektedir. Ekim 1999’dan bu yana, A. Ziya Öğütcen ile Dikili Ekin Kültür-Sanat-Çevre Dergisi‘ni çıkarmıştır. 1997 de “Hesap” adlı öyküsü ile Ömer Seyfettin ikincilik ödülü almış olan Arda’nın şiir dalında da ödülleri bulunmaktadır. Şiirleri Uluslararası Feminİstanbul Kadın Şiiri Antolojisi ile diğer antoloji ve dergilerde yayımlanmıştır. Muhsine Arda Bursa’da yaşamaktadır.
Şiir ve öyküleri İngilizce, Almanca, Farsça, İsveççe ve Rusçaya; romanı İspanyolca (Lagrimas) ve İsveççeye (Sjalvmordstarar) çevrilmiştir. Stefano Mazzoleni’nin Zaman Işıkları adlı romanının editörüdür.
Eserleri:
Erkek Gibi Kadın – Şiir 1 Ekim 1992
Marmara’dan Yükselen Dalgalar – Şiir 2000
Aşkın En Güzel Yanı – Şiir 2001
Yanlış Dokunmalar – Öykü 2003
İntihar Gözyaşları – Roman 2015 (İkinci Baskı 2019)
Bakire Sevinci – Şiir 1 Ekim 2017
Dicem Tebüle – Deneme 2018
Serçe Yürek – Şiir 2018
Beşibiryerde – Roman 2020
Kendine Mahkum Mırıldanmalar – Şiir 1 Ekim 2021
İç İçe – Şiir 2023Erkek Gibi Kadın – Şiir 1 Ekim 1992
Marmara’dan Yükselen Dalgalar – Şiir 2000
Aşkın En Güzel Yanı – Şiir 2001
Yanlış Dokunmalar – Öykü 2003
İntihar Gözyaşları – Roman 2015 (İkinci Baskı 2019)
Bakire Sevinci – Şiir 1 Ekim 2017
Dicem Tebüle – Deneme 2018
Serçe Yürek – Şiir 2018
Beşibiryerde – Roman 2020
Kendine Mahkum Mırıldanmalar – Şiir 1 Ekim 2021
İç İçe – Şiir 2023
