Hatırlamayı Unutmak, Seyyidhan Kömürcü (Münşid: Ersin A.)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

HATIRLAMAYI UNUTMAK

ali şiir yazıyor mu sevgilim
ali de ayşe gibi
salondaki peteği kapatıp
kendi çapında şiir karalıyor mu

ilaç alıp bunu düşünüyorum
her şey ben tam uyumak üzereyken olmuş gibi
net hatırlamıyorum ama kesin biliyorum
seni sevmek bir suya götürdü beni
bir suya gittim
dönemiyorum

insan bazen dönemiyor sevgilim
her sabah dilinin altına bir sözcük daha bırakıp dönemiyor
ben bir ilk
tam uyumak üzereyken nerelerden
ben bir ilk
uyanır uyanmaz nerelerden

dönemedim

bir dağın belindeki ağaçları hınçla sallamak diye bir ilaç
ambulanstan yol istemek adlı bir atak
ve bir ay kadar koşmak bana iyi geldi

bana iyi geldi ne demek
sabahları bana içimdeki deşik
etimdeki işaret
sabahları bana son anda ölmemiş olmanın öfkesi
sabahları bana sert sessiz harfler

sabahları içimin en güzel yeri

senden bana dökülen incilerim sevgilim

dökülüyor
kaşıma sabahları içimi

dünyada çok önemli şeyler oldu
ama ben de sizin eve baktım
bir tayın bir taya baktığı
bir tayın bir taya uzun uzun baktığı
bir tayın bir tayı bıraktığı gibi
dünyada çok önemli şeyler oldu

atlar yalnız kalmamak için bu kadar koşarlar diyen o at
yalnızlar koşarken de yalnızdır diyen o at
yalnızlar öperken de yalnız
ben sana sımsıkı sarılırken de
o at buramdaydı

bu ses nereden geliyor dediğim o gün
göğsümdeki at kardeşlerim
göğsümdeki at yere uzandı

dünyada çok önemli şeyler oldu
hem ölmedim yüzükoyun
hem alnımda yeryüzü

ölürüm dediğim yerde ev yaptım

hatırlamayı unutma sevgilim
kırılmasın diye yükseklere bıraktığın o şeyleri
hatırlamayı unutma

dağların belindeki ağaçlardan çıkardığım hışırtıyı
bu ses nereden geliyor dediğin zamanı
o sesin sadece sana gelmesindeki rüzgârı
unutma

bazı sesleri sadece atların duyduğunu
ve bu yüzden yalnız olduklarını atların
yalnızlıktan koştuklarını

görmek ve duymakla düştüğün ovayı
yediğin kırbacı
edindiğin vebayı unutma
insan bazen unutup ölemiyor

dünyanın sonunu görüp
unutup
ölemiyor

nefis bir hevesle
başka neresine gider
başka nereme gidebilirim ki deyip
göğsümdeki kazı alanına gittiğim o gün
yerdeydi her şey
yerdeydi herkes
üzerini örtüp sen uyu dedim
sen uyu

ben bu yerde biraz daha bağdaş kurup

sen uyu

ben biraz artık hiç uyumayacağım

ancak yükseklerde unutabilirim diyerek çıktığım ağaçlar
yerleştiğim ilaçlar
indiğim ovalar
seni bir ormanda bulup
bütün yokuşlardan sonra
dümdüz bir yerde kaybetmiş olmak da marifet sevgilim

şimdi uyumak ve bir ovayla tamamlanmak dışında
bana ne iyi gelir
bana ne iyi gelir
uyumak ve bir ovayla tamamlanmak dışında

sevgilim
yatağın kırışmamış düzlüğü
yastığın olmayan çukuru
her şey neden bu kadar pırıl
her şey neden bu kadar aklımda
göğsündeki çöl
sırtımdaki vaha
reçinenin ağaca yapıştığı gibi
hiddetle yapışıyordun bana

senden sonra
dünyada çok önemli şeyler oldu
uçtum

birine bakmıştım deyip içine girdiğim yüzlerden
biri yokmuş içinizde diyerek çıktım
biri yokmuş her sabah
biri yokmuş her masa
biri yokmuş her çarşı

çalışmayan bir aleti kapatıp açmak gibi
beni de her gece kapatıp kapatıp
her sabah açan yeryüzü
sanki dünyaya gelmedim de
olmayan bir yerde
olmayan birine bakıp bakıp çıktım ben

düşersem kendim düşerim diye
hem güzel uçtum
hem muazzam düştüm

sağ
salim
sensiz ve ayaküstü

artık insan bana iyi gelmiyor
artık insan bize iyi gelmiyor diyerek
beraber havalandığımız göğü
tek başına ve hiçbir yere değmeden düşmek
düşmek nefisti sevgilim

yere ilk indiğimde
bir ağacı sallar gibi salladılar beni
yere ilk indiğimde
şimdi ben neyin yanındayım dedim
ne benim yanımda

boğazımdaki yumruyu
boğazımdaki yumruyu
göğüs kafesimi
eklem yerlerimi
seni ve bunu yerde anlatmamı benden bekleme

“düşen şeylerin gürültüsü”nü
konusu olmayan bir mutsuzluğu
anlatmamı benden bekleme

insanı çok aşağıya yapmışlar sevgilim

insanı çok aşağıya

içine çok yeryüzü
içine çok dünya

biliyorsun
yükseldiğimiz gökte
bu da olsa yer yarılır
bu da olsa dünya durur dediğimiz her şey oldu
dünya durmadı

biliyorsun
bir kere saçlarını çok
bir kere sımsıkı
bir kere tutam tutam
üç yıl arkaya doğru tarayıp
üç yıl bir muska gibi yanımda sakladım

biliyorsun
senin saçlarınla başlayıp
nasıl oluyorsa
benimle devam etmiş
insan sevmeyen
insan sevmeyen ama kırlara katkı sunan bir yüzün kapkaranlık bir ormanın vardı

ormanımız

düşsem ölürüm
düşsek ölürüz dediğimiz o ormanda
sana edilmiş bir yemin gibi
başında beklemediğim cümle
dalını budamadığım ağaç
eğilmediğim yüz kalmadı

sevgilim
bir şey var
artık kuramadığım kurmalı bir saat
başımda çın çın öten bir demir
dönemediğim bir yer
fırlatmak için bir odaya koyup
her gece salladığım bir cümle
durup dururken

İktibas Kartı

▼

o eski bir, Arkadaş Z. Özger (Münşid: Ersin A.)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

o eski bir

bir gün ben
çocuk olucam. olucam
kanıma güller takıcam
eskitip yüreğimi çarşılarda pazarlarda
tanrıya şeker alıcam
koparıp ellerimi kitaplardan. kitaplardan
nedenleri niçinleri sorucam.

bir gün ben
güvercin olucam camilere camilere
konucam korkularımın uykularına
çekip göğsümde birleşen ellerimi
gökyüzüne uzanan parmaklarımla
yolucam tüylerimi. tüylerimi
camileri kirleticem. tüylerimi
o beni birşeylerden kurtarmıyan
yüreğimi tüylerimden kurtarıcam.

bir gün ben
ergen olucam. olucam
ısıtıp kanımı ceninlerimle
kitapları insanları ve tanrıyı
en kirli çamaşırlarını vücudumun
arındırıp kanımı ceninlerimle
erkek olucam. olucam
ve erkekliğin ne işe yaradığını
louis charles royerden sorucam.

bir gün ben
büyücem. büyücem
delikanlı olucam. kızlara
baktıkça yüreğimin küçüklüğüne
eski bir çamaşırı anımsayıp
kirli bir çamaşırı anımsayıp
hıncımı dudaklarımdan alıcam
dolayıp öfkemi sakallarıma
sakallarımı dolayıp öfkeme
sevişmeyi kendime göre seçicem
sevmeyi
yüreğimi kanımı kırmızı gülleri çok sevmeyi
bana ait olmayan şeyleri
ve öğrenicem daha çok sevmeyi
yüreğimden kanımdan kırmızı güllerden
bana ait olmayan şeyleri.

ah ben niye vurgunum bunca
kanım kadar benimsediğim
yani hiç sevmediğim
çok sevdiğim yani
yani ben şaşırıyorum
şakıyan bir bülbül görünce
öten bir karga görünce
şaşırıyorum
tanrıyı pazarlarda görünce.

bir gün ben
büyürsem bir gün ben
baba olursam bir gün ben
masal anlatıcam çocuklarıma.

Üçyüzbin, Turgut Uyar (Münşid: Ersin A.)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

ÜÇYÜZBİN

Bu kıvırcık ateşten yalanlar 300.000

Kimi sularca inanıyorum kimi zulüm yakıcı
Çocuksu, deli deli zincirler boğuntusu gök
Elimde kolumda senin seslerin var gel de aldırma
Kadınları çıplak görüyorum koşup seni soyuyorum
Bir açıcı gerdanlık görsem boynun aklıma geliyor bilemezsin
Seni kentlere seni bankalar seni seni 300.000
Seni zamansız ölümlere karşı koyuyorum hep aklımdasın
Yükün ağır, bir irisin bir ufaksın yetiştiremiyorum 300.000
Kapattığımız sağnak akşamları açtığımız sabahları 300.000
Elimden tut beni acar balıklara alıştır
Tekin durmayı öğret acıkmış aç kayalarda
Gel anasız pencereme perde ol kurtulayım
Kalk ellerini yıka bize gidelim
Soyunur dökünür odalarda konuşuruz
Bir o kaldı 300.000
Odalara kapanmak odalarda konuşmak odalarda ölmemek
Canımız çekerse sevişiriz de kalk gidelim
Üç sokak ötede bir ev var yeşil gibi sana onu gösteririm
Konuşur sevişir dövüşürüz 300.000
Benim yırtıcı kuşlara tutkum işte bundan ötürü
Yadırgamadan gökyüzüne aşka acıkmaya alışkın
Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam
Senin ağustos çeşmeleri yüzüne özlemle eğiliyorum
Bir karşı durulmaz istek bir telaşla kendiliğinden
Bir serin renk anlıyorum aydınlık gözlerinden sorma
Sen zenginsin alırım tükenmezsin
Allah gelene kadar sen olursun şiirlerimde bu bir
Boş ver kavgalara kuruntu sorunlarına boğuntuya gelme
Ben adını demesem de anlıyorsun 300.000
Ü ç y ü z b i n
Cümbür cemaat aşka abanıyoruz

Sevgilerde, Behçet Necatigil (Münşide: Zeynep İ.)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

Mine’l’le Ağıt (Yeni Tekli, Mine’l)

📁 Kategori: Yeni İşler

Tekli Adı: Mine’l’le Ağıt
Albüm Yılı: 2026
Vokal: Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Âdem İZ, Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Mükellef sofralara kusar canımın içi
Şuh bir ıslıkla böler en ağır cenazeleri
Cam kırıkları üzerinde çıplak ayakla durmayı dayatır bizlere
Kendi kanına hiç basmadan, güle oynaya.

Yeminleri devirir, oynaşır bir başka aklın cinnetiyle
Masaya oturur o, ve bütün sözcükleri aç bırakır
İştahla izlediği şey, kendimizi haklı çıkarma çabamızdır
Çatlaklar kollar. Kırık kilitler arar,
bu kokuşmuş suskunluğu üstüne yıkabileceği bir kurban.

Birine suç atmak lazım
Bana mı?
Ben onun dudaklarından dökülen küfürlerden
kendime bir dua uydurmaktayım.

Mine’l.
Nasıl da sıyırıp alıyor kendini bu pıhtılaşmış kalabalıktan
Gülüşünü bir cinayet aleti gibi bırakıyor avuçlarımıza
Ait olmamak, onun en kusursuz suçu
Bizi bu bataklıkta bir başımıza bırakacak kadar kibirli ve tam

Ne kadar kirlenirsek o kadar parlıyor onun uçurumu
Dünya onun adımlarını taşıyabilmek için
her sabah kendi eksenine yalan söylüyor
Bizlerse, kendi etlerimize teyellenmiş
bu ucuz telaşın hamalları

Peki o ne yapsa beğenirsiniz?
O, bizim avlumuzda dikiliyor
Merhamet etmiyor
Sadece bakıyor
Bizi, kim olduğumuza dair
kendi gözbebeklerinde ikna edene dek.
(Gözlerimizi oymalıyız şimdi.

Mine’l.
Güneşin bileklerini kesip
bizi bu ışıksız cehennemde sağ bırakan
merhametsiz ilahe,
mavi saçlı ecinni.
Dönüp bakmıyor bile yıktığı bu panayıra.

(Nerede durursa,
orası kıyametin avlusudur.
Nereyi terk ederse,
orada bir daha asla sabah olmaz.)

Mine’l gitti.
Ve çıkarken
kapıyı kapatma zahmetine bile
girmedi.

Zulüm, Özgür Bağlıyalnız

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

ZULÜM

Kendi gözümü oydum bir kâse süte attım
Varlığın aynasını bir avuç külle sildim
Sırtımdaki deriyi bir bayrak gibi yüzdüm
Üzerine bin yıllık bir karanlığı dizdim

Kendi kalbimi söküp bir gök aça yem ettim
Yokluğun imbiğinden bu kanlı dili süzdüm
Karnında yedi urun irini patlarken ay
Ben kendi ölüsünü yiyen aç bir kurttum

Beynimin kıvrımına paslı bir burgu sokup
Kendi iskeletimden, kavi bir sütun kurup
Uykuyu uykusuzluğun kuyusuna fırlatıp
Girdiğim bu kanlı toy, Türk’ün öz düğünüdür.

Ecinni (Mine’l’in Yeni Albümü, 2026)

📁 Kategori: Yeni İşler

Albümü dinlemek için tıklayın:
YouTube – Spotify
Şarkı sözleri tıklayın.

Mine’l’in üçüncü albümü “Ecinni” neşredildi.

ŞARKI LİSTESİ
1- Mine’l’in Ağıdı (Açılış)
2- Ecinni
3- Sineğin Münakaşası
4- Bölük
5- Suya Yürümek
6- Bilseydim Bilmek İstemezdim
7- Mavi Saçlı Kız
8- Soğuk Bir Gecede Sıcak Bir Tanrı Ararken Bir Yetim
9- Ninlil’in Türküsü
10- Geç Kalmışlık
11- Mine’l’e Ağıt (Kapanış)
12- [Bilinmeyen Şarkı]

Albüm Adı: Ecinni
Albüm Yılı: 2026
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ, Yunus Emre
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Âdem İZ, Özgür BAĞLIYALNIZ

Laminant Makamı, Mine’l (Kendi Sesinden)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

LAMİNANT MAKAMI

Boşuna kibirlenme, o ahşabın göğsünden kopan feryat senin için değil.
Udi başını ağır ağır eğip de mızrabı tellere vurduğunda
Sırf sen eksildin, sırf sen terk edildin diye sarsılmıyor bu dumanlı kubbe
Sanıyorsun ki Itri’nin kayıp defterinden sızmış efsunlu bir güfte senin ömrün
Hüznünü, dervişlerin, hattatların, neyzenlerin vakur çilesiyle bir tutuyorsun.

Kudümün tok vuruşuyla göğsünü dövüp
Kendi yoksul karanlığını ulu bir meşk zannediyorsun.
Sesler perdeler arasında gezinirken ilahi aşka erdiğini
Kendi ruhunu, sazlıktan taze koparılmış kutsal kamış sanıyorsun.

Oysa kandiller sönüp de asırlık dergâh sükûta büründüğünde
Fasıl nihayete erip, ahenk ait olduğu gökyüzüne çekildiğinde
Senin arşa değdiğini sandığın
Uğruna ömrünü yaktığın destansı feryadın yüzleşecek kendi hiçliğiyle.

Çünkü sen, kâinatı titreten kadim bestenin bir parçası falan değilsin
Sadece, ustanın aşka gelip secdeye kapanırken ağırlığını verdiği
İçten içe çürümüş, can sıkıcı bir sesle gıcırdayan ve bütün ahengi bozan
Kusurlu bir ahşap zeminden ibaretsin.

Soğuk Bir Gecede Sıcak Bir Tanrı Ararken Bir Yetim (Yeni Tekli, Mine’l)

📁 Kategori: Yeni İşler

Albüm Adı: Ecinni
Albüm Yılı: 2026
Şarkı Adı: Soğuk Bir Gecede Sıcak Bir Tanrı Ararken Bir Yetim
Vokal: Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Âdem İZ, Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Şimdi şeytan çekip alsa üzerimdeki şu yorganı
Ruhum huysuzlanır
Şeytan bilir bunu ki çekip almıştır
Belki götürür bir yetime verir yorganımı
Ya götürür bir yetime verirse yorganımı?
O hâlde başlarım ıslık çalmaya
Toplarım bütün şeytanları
Anam kan ter içinde kalır
Çünki terk etmiştir şeytanlar onun rüyasını
Ruhum guruldar görünce bunca şeytanı bir arada
Sivrisinek gibi vızıldarken onlar aralarında
Nerede benim yorganım diye bağırırım
Hanginiz aldı benim lanet olasıca yorganımı,
Hangi kara suratlı iblis? Çık ortaya, çık!
Çıt çıkmaz
Çıt çıkmaz
Çıt!

İşte uyandı uyku
Şişmiş ruhunun çükü
Şeytan…
Getirip ıslacık bir yorgan örtmüş üstüme
Yetim kokmuş etraf, yağlı saç, ıslak külot.
Artık üstümdedir koca dünyanın yükü.

Mavi Saçlı Kız (Yeni Tekli, Mine’l)

📁 Kategori: Yeni İşler

Albüm Adı: Ecinni
Albüm Yılı: 2026
Şarkı Adı: Mavi Saçlı Kız
Vokal: Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Âdem İZ, Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

BANA GÜL DEDİN GÜLDÜM DE
GÜLMEKTEN AĞLADIM
SANA GÜLMEDİM GÜLDÜM DE
AĞLAMAKTAN GÜLDÜM

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

BANA GÜL DEDİN GÜLDÜM DE
GÜLMEKTEN AĞLADIM
SANA GÜLMEDİM GÜLDÜM DE
AĞLAMAKTAN GÜLDÜM

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum