Yaban Kazları, Mary Oliver

Yaban Kazları

İyi olmak zorunda değilsin.
Zorunda değilsin çölleri tövbe ederek
Yüzlerce kilometre dizlerinin üzerinde yürümek.
Tek yapman gereken, bedeninin uysal hayvanının
sevdiğini sevmesine müsaade etmek.
Bana ümitsizliğinden bahset, seninkinden, ben de sana bahsedeyim kendiminkinden.
Dünya da dönmeye devam eder bu sırada.
Bu sırada güneş ve yağmurun berrak çakılları
gezinir durur yeryüzünün üzerinde,
çayırların ve de derin ağaçların,
dağların ve de nehirlerin üzerinden.
Bu sırada da yaban kazları, tertemiz mavi göğün yükseklerinde,
yuvalarına doğru yol almaktadırlar yeniden.
Kim olursan ol, ne kadar yalnız olursan ol,
dünya kendini senin hayal gücüne sunuyor,
yaban kazları gibi sesleniyor sana, haşin, heyecan verici —
tekrar tekrar ilan ederek yerini
varlık ailesindeki.

Mütercim: Özgür Bağlıyalnız

Wild geese

You do not have to be good.
You do not have to walk on your knees
For a hundred miles through the desert, repenting.
You only have to let the soft animal of your body
love what it loves.
Tell me about despair, yours, and I will tell you mine.
Meanwhile the world goes on.
Meanwhile the sun and the clear pebbles of the rain
are moving across the landscapes,
over the prairies and the deep trees,
the mountains and the rivers.
Meanwhile the wild geese, high in the clean blue air,
are heading home again.
Whoever you are, no matter how lonely,
the world offers itself to your imagination,
calls to you like the wild geese, harsh and exciting —
over and over announcing your place
in the family of things.

Mary Oliver

İktibas Kartı

▼

Bir yanıt yazın