Salı ve Hava Berrak
Salı günü, hava berrak, yürürüm bir tali yolda
kestane ağaçlarının örtüsü altında, yürürüm usulca
sanki tebahhur etmişim bedenimden, sanki
bir mülakatım var şiirlerden biriyle. Dalgın,
bakarım saatime ve çeviririm sayfalarını
göğün ulvi mefhumlar nakşettiği
uzak bulutların. Kalbimin ahvalini ceviz ağaçlarına
devrediyorum: boşluklar, elektriksiz,
deniz kenarındaki ufak bir kulübe misali. Daha hızlı, yavaş, daha hızlı
yürürüm. Dik dik bakarım iki yandaki ilan panolarına
lakin hıfzetmem kelimeleri, mırıldanırım
işsizlerin yaptığı gibi aheste bir ezgiyi:
ㅤㅤㅤㅤㅤ”Nehir bir tay misali koşar kaderine / denize, ve kuşlar
ㅤㅤㅤㅤㅤ koparıp alır aşkı nehrin omuzlarından.”
Vesvese yapar ve fısıldarım kendime: Yaşa
yarınını şimdi. Ne kadar uzun yaşarsan yaşa eremeyeceksin
yarına… yarının diyarı yok… ve düşle
usulca… ne kadar sık düşlersen düşle idrak edeceksin ki
o kelebek yanmadı seni tenvir etmek için.
Hafif adımlarla yürür ve bakınırım etrafıma
ummakla bir teşbih görmeyi nefsimin sıfatlarıyla
bu fezanın salkımsöğütleri arasında. Lakin tefrik edemem
bana işaret eden hiçbir şey.
ㅤㅤㅤㅤㅤEğer kanarya şakımıyorsa
ㅤㅤㅤㅤㅤsana, ey dostum… bil ki
ㅤㅤㅤㅤㅤkendi zindanının gardiyanısındır sen,
ㅤㅤㅤㅤㅤeğer kanarya şakımıyorsa sana.
Yoktur güllerin saksısı kadar dar bir diyar
senin diyarın gibi… ve hiçbir diyar bu kadar engin değildir
O Sükût İçre Ve Ben De Öyle
O sükût içre ve ben de öyle.
O limonlu çayını yudumlar, bense kahvemi içerim.
İşte budur bizim aramızdaki fark.
Benim gibi, geniş ve çizgili bir gömlek giyer,
ve onun gibi, ben de akşam gazetesini okurum.
O benim gizli bakışımı görmez.
Ben onun gizli bakışını görmem.
O sükût içre ve ben de öyle.
Garsona bir şey sorar.
Ben de garsona bir şey sorarım…
Kara bir kedi yürür geçer aramızdan.
Kürkündeki gece yarısını hissederim ben
ve o da hisseder kürkündeki gece yarısını…
Ona demem ki: Gökyüzü bugün
berrak ve mavi.
O da bana demez ki: Gökyüzü bugün berrak.
Hem seyreylenen odur hem de seyreyleyen
ve hem seyreylenen benim hem de seyreyleyen.
Sol ayağımı kımıldatırım.
Sağ ayağını kımıldatır o da.
Bir şarkının ezgisini mırıldanırım
ve o da benzer bir şarkının ezgisini mırıldanır.
Şüpheye düşerim: Kendimi seyrettiğim ayna mıdır o aslen?
Ve dönüp de gözlerine bakarım… lakin göremem onu.
Aceleyle terk ederim o kıraathaneyi.
Düşünürüm: Belki bir katildir o…
yahut da belki, beni bir katil zanneden
yoldan geçen sıradan biri.
O korku içre… ve ben de öyle.
Hüviyet Cüzdanı
Kaydet:
Arap’ım ben.
Kimlik numaram elli bindir
Sekiz evladım var
Ve dokuzuncusu geliyor yaz sonrası
Öfkelendirir mi bu seni?
Kaydet:
Arap’ım ben.
Çalışırım taş ocağındaki yoldaşlarımla
Sekiz evladım var
Ekmeklerini getiririm onlara
Urbalarını ve defterlerini
taşların içinden sökerek.
Sadaka dilenmem kapında,
El pençe divan durmam eşiğinde.
O zaman öfkelendirir mi bu seni?
Kaydet:
Arap’ım ben.
Unvansız bir ismim var.
Sabredenim bir memlekette
herkesin husumet içre yaşadığı.
Köklerim
zamanın doğuşundan evvel kazıldı toprağa,
çağların mebdeinden evvel,
çam ve zeytin ağaçlarından evvel,
ve otlar yeşermeden evvel.
Babam… saban ehlinden bir ailenin evladı,
imtiyazlı bir tabakadan değil.
Ve büyükbabam… bir köylüydü,
ne asilzade ne de nüfuz sahibi.
Güneşin gururunu öğretti bana
okumayı öğretmeden evvel.
Ve hanem bir bekçi kulübesi gibidir
dal ve kamıştan mamul.
Hoşnut eder mi bu makamım seni?
Unvansız bir ismim vardır benim!
Kaydet:
Arap’ım ben.
Saçımın rengi… kömür
Gözümün rengi… kahve
Vasıflarım:
Başımda kefiye üstünde bir agel
Elim kaya gibi sağlamdır
Adresim:
Unutulmuş, garip bir köydenim
sokaklarının adı yoktur gayrı
ve bütün erkekleri… tarlalarda ve taş ocaklarında.
Öfkelendirir mi bu seni?
Kaydet:
Arap’ım ben.
Sen çaldın o narenciye bahçelerini benim
ecdadımın
Ve benim sürdüğüm toprakları
Benim ve bütün evlatlarımın
Ve hiçbir şey bırakmadın bize ve zürriyetimize
Şu taşlardan gayrı.
Rejim bunları da mı alacak elimizden
Öyle diyorlar şimdi?
Öyleyse!
Kaydet o ilk sayfanın en tepesine:
İnsanlardan nefret etmem ben
ve kimsenin yurduna tasallut etmem
Lakin aç kalırsam şayet
Gasp edenin eti olacaktır taamım
Sakın…
Sakın…
Benim açlığımdan
Ve benim gazabımdan!
Mütercim: Özgür Bağlıyalnız
