31. Fragman
Gözümde tanrılara eş kılındı o adam
Senin tam da karşına geçip oturduğu an
İşitirken ol tatlı dillerini yakından-
seni dinleyen.
İşveli gülüşün ki aklı başımdan alır
Göğsümdeki şu kalbim çırpınır bitap kalır.
Göz ucuyla da olsa sana baksam ne olur-
gayri konuşamam,
Dilim birden kırılır, çaresiz kalır sözüm
İncecik bir ateşle derinden yanar özüm,
Görmez olur şu gözüm, kulaklarım ki o an-
çınlar durmadan,
Soğuk terler dökerim, titrer durur bedenim
Solmuş otlardan daha sarıdır gayrı tenim
Sanki ecel şerbetin içmiş gibi şu canım
ölür gibiyim.
Lakin her şeyi göze almalı insan, mademki bir yoksul bile1
Mütercim: Özgür Bağlıyalnız
Fragman 31
φαίνεταί μοι κῆνος ἴσος θέοισιν
ἔμμεν᾽ ὤνηρ, ὄττις ἐνάντιός τοι
ἰσδάνει καὶ πλάσιον ἆδυ φωνεί-
σας ὐπακούει
καὶ γελαίσας ἰμέροεν, τό μ᾽ ἦ μὰν
καρδίαν ἐν στήθεσιν ἐπτόαισεν·
ὠς γὰρ ἔς σ᾽ ἴδω βρόχε᾽, ὤς με φώναι-
σ᾽ οὐδ᾽ ἒν ἔτ᾽ εἴκει,
ἀλλ᾽ ἄκαν μὲν γλῶσσα †ἔαγε†, λέπτον
δ᾽ αὔτικα χρῶι πῦρ ὐπαδεδρόμηκεν,
ὀππάτεσσι δ᾽ οὐδ᾽ ἒν ὄρημμ᾽, ἐπιρρόμ-
βεισι δ᾽ ἄκουαι,
†έκαδε μ᾽ ἴδρως ψῦχρος κακχέεται†, τρόμος δὲ
παῖσαν ἄγρει, χλωροτέρα δὲ ποίας
ἔμμι, τεθνάκην δ᾽ ὀλίγω ᾽πιδεύης
φαίνομ᾽ ἔμ᾽ αὔται·
ἀλλὰ πὰν τόλματον ἐπεὶ †καὶ πένητα†
Sappho

1 Bu mısra, edebiyat tarihindeki en ünlü “crux desperationis” (çözümsüzlük/metin bozulması) emsallerinden biridir. Mısradaki iki küçük haç işareti (†…†), orijinal parşömenlerde günümüze ulaşan metnin o kısmının okunamadığını, kopyalanırken bozulduğunu veya gramer olarak cümleye tam oturmadığı için filologlar tarafından şüpheli bulunduğunu gösterir. Şiir tam da burada, cümlenin ortasında kopup sonsuza dek susar.
Sappho ilk dört kıta boyunca aşkın ve kıskançlığın bedeni nasıl paramparça ettiğini (kalp çarpıntısı, dilin tutulması, kulak uğuldaması, körlük, soğuk terleme ve ölüm hissi) muazzam bir pasiflik ve çaresizlik içinde anlatır. Ancak bu yarım kalan son mısrada (τόλματον – tolmaton) ani bir uyanış yaşanır. Tolmaton, hem “cesaret edilmeli/göze alınmalı” hem de “tahammül edilmeli/katlanılmalı” demektir.
Sappho burada pasif acı çekme hâlinden çıkıp stoacı bir uyanışa geçer: Ölmek üzere hissetsem de, bu acıya boyun eğmeyip hayata ve bu duyguya tahammül etmeliyim (veya risk alıp aşkımı ilan etmeye cesaret etmeliyim). Yarım kalan “çünkü yoksul bile…” kıyası ise muhtemelen “yoksul bile talihinin dönmesini bekler” ya da “yoksul bile kaderine katlanmak zorundadır, ben de katlanmalıyım” şeklinde devam edecekti.