Eminönü alt geçidindeyiz. Rutubet, ucuz parfüm ve kavrulmuş mısır kokusunun geniz yakan bir sentezi var. Tezgâhın üzerinde, 1.5 voltluk yassı pillerle çalışan, gövdesi fosforlu yeşil (yahut çingene pembesi, zira kutsalın artık bir renk paleti vardır) plastikten mamul, parmağa geçirilen o küçük, dijital sayaçlar duruyor: Zikirmatikler.
Eskiden tespih vardı. Tespih, ipin üzerinde kayan otuz üç veya doksan dokuz taşın, parmak uçlarındaki organik dokunuşuydu. Taneleri çekerken tespihin çıkardığı hafif ahşap/kehribar şıkırtısı, kalp atışıyla senkronize olur, insanı rakamlardan, matematikten azade kılıp sonsuz ve tanımlanamaz mutlaklığın (Tevhid’in) içine çekerdi. Parmak, taşı ezerken dünyayı da ezerdi. Tespih çekmek, biriktirme, yığma, hesaplama zorbalığına karşı iyi gelirdi.
Fakat sonra tuhaf yıllar geldi. Takvimdeki günlerin üzerinden dozer gibi geçen, ardından “muhafazakârlığı” devasa inşaat ihalelerine, lüks jiplere ve iftar çadırlarındaki siyasi şovlara eşitleyen korkunç bir milenyum.
Ve zikirmatik icat edildi.
O fosforlu plastiğin ortasındaki küçük kauçuk düğmeye her basışınızda, minik bir “çıt” sesi duyulur ve renksiz LCD ekrandaki rakam bir bir artar. 1, 2, 3… 99… 450… 1200. İnsan, Allah’ın isimlerini anarken artık bir sonsuzluğa dalmıyor; tıpkı bir banka memurunun mevduat hesaplaması, tıpkı bir borsacının hisse senedi takibi yapması gibi, kendi uhrevi skorunu takip ediyor. Mukaddes olan, ölçülebilir, istatistiki bir veriye dönüşüyor. O kauçuk düğmeye basan Türk insanı, farkında bile olmadan, ruhunu kapitalizmin “sayısallaştırma” makinesine entegre ediyor. Artık ne kadar derin inandığıyla değil, LCD ekranda ne kadar büyük bir rakam biriktirdiğiyle ilgileniyor.
İşte Türkiye’nin son yirmi beş yılının siyasi haritası o küçük plastik aletin içindeki devrededir: İtiraz eden, yadırgayan, Batı’nın mekanik aklına direnen “Müslüman” öz; tam da o aklı kullanarak, kendini Çin’de üretilmiş bir plastiğin ekranındaki piksellere hapsederek sisteme entegre olmuştur. Yabancılaşma, en mahrem, en ilahi anın tam kalbine, başparmağın ucuna yerleşmiştir.
Tespih iyi bir bidat denir. Zikirmatik için ne diyeceğiz? Hem ne lüzumu vardı ki şimdi böyle bir yazının? Siyasal İslam ile zikirmatiğin ne alakası var? Dostum, sen iyice kafayı sıyırmışsın.
Müellif: Özgür Bağlıyalnız
