İfrit, Maurice Rollinat

İfrit

Çırılçıplak, kıvrım kıvrım, titreşirken sinesi,
Kerhanelerin, izbelerin, batakhanelerin gülü
Umarsızca ilikliyordu kan kırmızısı jartiyerini
Şeffaf, upuzun, simsiyah çoraplarının üzerinden,

Derken kurbanı koparıverdi yürek yakan bir feryat:
“Uğuldayan, kaynayan bir sisin içindeyim, imdat!
Gözlerim dönüyor, sönüyor! Neredesin be ey yosmam?
Gel! Can verirken şurada, seni arzular bu kurumuş can!”

Bu feryadı duyan sülük, zevke geldi alaycı bir işveyle:
“Madem son nefesine dek hırıldayacaksın böyle,
“Öğüdüm olsun sana,” dedi, “idareli kullan sesini!”

Ve buz gibiydi, alay ederken o korkunç ızdırapla,
Karşıladı adamın can çekişini küçümser bir edayla
Ve paramparça etti son nefesini, attığı şuh kahkahayla.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

Le Succube

Toute nue, onduleuse et le torse vibrant,
La fleur des lupanars, des tripots et des bouges
Bouclait nonchalamment ses jarretières rouges
Sur de très longs bas noirs d’un tissu transparent,

Quand soudain sa victime eut ce cri déchirant :
« Je suis dans un brouillard qui bourdonne et qui bouge !
« Mon œil tourne et s’éteint ! où donc es-tu, ma gouge ?
« Viens ! tout mon corps tari te convoite en mourant ! »

À ces mots, la sangsue exulta d’ironie :
« Si tu veux jusqu’au bout râler ton agonie,
« Je t’engage, dit-elle, à ménager ta voix ! »

Et froide, elle accueillit, raillant l’affreux martyre,
Ses suprêmes adieux par un geste narquois
Et son dernier hoquet par un éclat de rire.

Maurice Rollinat

John Charles Dollman (1851–1934) “The Unknown” (1912)

İktibas Kartı

▼

Bir yanıt yazın