Kunduracılar (Yeni Tekli)

Kunduracılar’ı dinlemek için tıklayınız:

Albüm Adı: TRAMVAY
Albüm Yılı: Henüz Neşredilmedi
Şarkı Adı: Kunduracılar
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

[AÇILIŞ]
Gün doğmadan evvel, alaca karanlıkta
Toplanır yiğitler Arasta ortasında
Kethüda’nın gür sesi, taş duvarda yankılanır
Hep bir ağızdan, hep ama, âmin deriz cümleten

[1. BENT]
Yâ Rabbi, bereket rızkımıza
Yâ Rabbi, sebat ver işimize
Bizleri haramdan uzak eyle
Erdir bizi iki cihanda da

Yâ Rabbi, başkalarına el açtırma
Yâ Rabbi, koru bizi kul hakkından
Yâ Rabbi, koru bizi felaketten
Yâ Rabbi, kanaati nasip eyle

Sonrasında herkes besmeleyle
Tutar yolunu bak dükkânının
Kaldırır ahşap kepengini
Budur kilidi de kapımızın

Adı Yusuf’tur çırağımın
Sabah su serper, tozumasın
Ocağı yakar ki kaynasın
Çorbamız elhamdülillah

Eli çabuktur, gözü keskin
Pek tezdir yüreği lakin
Evlât gibi yoğrulur da
Pişer elbet bir gün de

Bir hat yazar duvarda
El-kâsibu habîbullah
Destur alırız daim ondan
Pirimizdir Ahi Evran

Geçeriz peştemali kuşanıp destgâhın başına
Alet edevatımız kutsaldır, her daim ışıya

Elimiz, soframız açıktır bizim
Gözümüz, dilimiz, belimiz bağlı
Çekiç sesi karışır demircinin örsüne
Bakırcının kalayına, çarşımızın zikri bu

Öğlen olur bir tas sıcak çorbayı
Bölüşürüz biraz kuru ekmeği
Diz dize, Yusuf’la, helal lokmamız
Budur hamdolsun bizim soframız

[NAKARAT]
Ona yalnız nasıl ıslatacağını değil bu köseleyi
Nasıl yutacağını da öğretiriz biz öfkesini
Ona yalnız nasıl dikeceğini değil bu deriyi
Nasıl söyleyeceğini de öğretiriz biz doğruyu

[2. BENT]
Geçen gün ömürden geçer gider
Eceldir önünde sonunda hep
Geçen gün sultandan çarık için
Sipariş geldi de çırak bizim

Tutturdu, usta, ben yapayım deyü
Gör hele sen de ne mahirdir elim
Destur verdim, oturdu destgâha
Gözüm üstündeydi, gönlünde telaşe

Gün batmadan Yusuf geldi yanıma
Uzattı çarıkları, yüzünde gurur
Dışı sanki ceylan, dikişi ipek yolu
Göz alıyordu sahiden pırıl pırıl

Lakin usta gözü başka bakar
Tabii usta eli başka değer
Evirip çevirip yokladım içini
İç tabanında kimsenin görmeyeceği

Ucuz çürük bir kösele vardı
Dış dikişler sağlam lakin
İçteki dikişi atlayıp geçmiş
Anlaşılan bu kısım aceleye gelmiş

Yusuf’a baktım, parlıyordu gözleri
“Nasıl olmuş usta?”
Tek kelime etmedim
En keskin bıçağımı aldım elime
Kestim o çarığı ortadan ikiye

Ortaya çıktı o çürük kösele
O atlanmış dikiş meydana çıktı
Yusuf’un gururu utanca döndü
Öne eğdi başını, mahcup olmuştu

“Bu olmamış,” dedim, “Yusuf,
“Dışı hoştur, albenili
“İçi boştur, hilelidir
“Dışını alır müşteri
“İçini görür Allah
“Bizim elbet yeminimiz
“Gördüğü yeredir Allah’ın
“Bu çarık belki Sultan’ın
“Oğlunu bir ay taşır
“Lakin bizim bin yıllık
“Şerefimizi yere çalar bir günde”

Yusuf sustu, ağlamadı
Etmedi itiraz, anlamıştı
O gece sabaha değin oturdu
Ocağın başında tek başına

Gün doğarken, en iyi deriyi
Çıkardı kendi sandığından
Destgâhın başına yeniden geçti
Gayri aceleci değildi çekicin sesi

O gün işte ben de anlamıştım
Sadece bir sanat değildi, Yusuf’a bıraktığım
Emanetti
Ve o emanet emin eldeydi

[KAPANIŞ]
(Jeneratör sesi gelir. Tramvay hareket etmeye başlar tekrardan.)
(Tramvay anonsu: “Gelecek İstasyon: Eski Sanayi”.)

İktibas Kartı

▼

Bir yanıt yazın