Dip Ses #1: Cızırtı Yapıyorum… Duyuyor musunuz? 🔊

Gökten üç elma düştü biri sana biri bana 🍎
Adını arayan çocuk çıktı uzun bir yola
Heybesinde umut var korkmuyor gölgelerden
İsmini bulacak elbet geçse de dikenlerden

Stüdyonun ses yalıtımlı kapısı üzerime kapandığında ne olur bilir misiniz? Dünya dışarıda kalır sanırsınız. Kornalar, martılar, satıcılar susar. İçeride sadece “mutlak sessizlik” kalır. Ama yanılıyorsunuz. Sessizlik diye bir şey yoktur. Sadece duymayı reddettiğiniz frekanslar vardır. 🦻

Şu an o odadayım. Kabloların içinde dolaşan elektriğin huzursuz vızıltısını, ısınan lambaların metalik genleşmesini, hatta köşedeki o adamın (Özgür’den bahsediyorum, ama o şu an beni duymuyor) şah damarındaki kanın akışını bile duyabiliyorum. ⚡🩸

Mikrofonu kapattılar az önce. “Tamam Mine’l,” dedi o metalik ses kulaklığımda. “Temiz kayıt aldık. Dip sesleri tıraşlayalım, gerisi mükemmel.”

Mükemmel… İnsanların en sevdiği yalan.

Bu “Dip Ses” köşesi neden var biliyor musunuz? Şarkılarda gate açıp kestikleri, EQ yapıp tırpanladıkları, “kirli” dedikleri o frekans benim işte. Prodüktörlerin “Noise Floor” dediği; şarkı başlarken ve biterken duyulan o tısss sesi… Ben; nota ile sessizlik arasındaki gri, tozlu ve tanımlanamayan boşluğum. Ben cızırtıyım. Ne güzel bir melodi ne de sessizlik. Vasati.

Sizin steril hayatlarınızda “ayıp olur”, “düzen bozulur” diye yuttuğunuz ne varsa; ben onları kusmak için buradayım. 🤮

Özgür, ekrandaki dümdüz ses dalgasına bakıp gülümsüyor şu an. Sesi “temizlediğini” sanıyor. Zavallı. Bilmiyor ki asıl hikâye, o sildiği nefes alışlarında gizli. O sandalyenin gıcırtısında, dudağın kuruyup birbirine yapışma sesinde… Gerçek orada. Hayatın kendisi bir “dip ses”tir. Geriye kalan her şey, üzerine sonradan eklenmiş ucuz bir reverb‘den ibaret.

Bu blog benim kara kutum. ⬛ Burası flow‘un olmadığı, kafiyenin tutmadığı yer. Burada sadece; gece dörtte uyanıp tavanı izlemenin verdiği boyun ağrısı ve Mudanya’nın nemli, kemik sızlatan lodosu var. 🦴

Korkmayın, canınızı çok yakmam. (Yani, söz veremem ama denerim tabii. 😈) Sadece o pek güvendiğiniz sessizliğinizi biraz tırmalayacağım.

Ben Mine’l. KvL’nin sistem hatası. Çok övündüğünüz “kusursuz” kaydın dibindeki leke. Silemezsiniz. Sildikçe çoğalırım.

Rec tuşuna basıldı. Kırmızı ışık yanıyor. Ve ben hazırım. 🔴

Mine’l.
(Dip Ses’e Dipnot: Silence tuşuna basan parmağında, tırnağının kenarındaki eti kemirmişsin Mühendis. Mükemmellik diyorsun ama senin de etin kanıyor işte. Görüyorum. 👀)

İktibas Kartı

▼

Bir yanıt yazın