Âşık Bahri

Hünkarım dünyaya gel eyle nazar
Duacı kulların ağlayıp gezer
Urumdan Acem’e ismini yazar
Hani erkân hani yol padişahım

Şevketlu askerin erbabın ara
Erenler evliyalar cengine vara
Seraskerbaşının kalbi de kara
Kişinin aslını sor padişahım

Gelirse verme tuğ ile sancak
Rüşvet almağı bilirler ancak
Dünya elden gitti dahi n’olacak
Dünyanın nizamını kur padişahım

Ricaller cümlesi devlete hayın
Gizlice alırlar kâfirden payın
Fukara kullara vermezler tayın
Sefil sergerdandır kul padişahım

Bir yiğidin gözü seferden gitmez
Gidenlere kimse itibar etmez
Bin cahil bir arslan yerini tutmaz
Arslan gibi vezir bul padişahım

Temekkün verme kâfire ruhsat
Ruhsat verenlerin cümlesi murat
Meğer hakdan ola bize inayet
Ol vakit intikam al padişahım

Bunca fıkaradan ……. alınır
Dünyada her işe çare bulunur
Hep koyunlar çobanlardan sorulur
Bizlere bir çoban bul padişahım

Rahmet yelleri kesildi esmez
Kitabın kavlince kimesne bakmaz
Din-i İslâm kılıcı ne için kesmez
Eller tutmaz oldu bil padişahım

İpsala, Çamlıca, Havza adası
Yaktı ciğerimiz Mora yakası
Dilerim Hak’dan yere batası
Hakk’a tevekkül ol padişahım

Çeşmeler kuruldu abdest alınmaz
Mescitler kapandı namaz kılınmaz
Kadir Mevlâm hikmetinden sorulmaz
Mehdi’ye mi kaldı yol padişahım

Bu Sefil Bahrî’ni dahletme sakın
Kaç yıldır dünyanın haline bakın
Korkarım ki Deccal’in çıkması yakın
Kıyamet yakındır bil padişahım

Birinci Balkan Savaşı (1912-1913) sırasında Lüleburgaz Muharebesi sonrası geri çekilen bir Osmanlı askeri. Fotoğraf: Herbert F. Baldwin

İktibas Kartı

▼

Bir yanıt yazın