Albüm Adı: NEFS Neşir Tarihi: 9.1.2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Grafik Tasarım: Özgür BAĞLIYALNIZ
ŞARKI LİSTESİ: 01- NEFES 02- OYUN 03- AT 04- DERS 05- NAFTALİN 06- SAHNE 07- CV 08- MÜFLİS 09- NEHİR 10- AFERİN 11- NEFRİN 12- SÜRGÜN (İNTERLÜD) 13- HAYALET 14- MİRAS 15- FENA 16- NEFAZ
ŞARKI SÖZLERİ:
01- NEFES
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ Altyapı: Enstrumentalist “mahpare (intro)” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
AÇILIŞ - Bu ağırlık? - Bu ışık neden yakıyor? - Soğuk Neredeyim Beni kim çağırıyor?
- Emanet - Bir imtihan - Şahit olmaya geldin Unutma, geri döneceksin
- Fırsat - Bir ganimet - Sahip olmaya geldin Unutma, senin olacak hepsi
1. BENT Zaman yoktu, mekân hiç, benliğim bir yankı Ben, “biz” denen okyanusta, henüz bir damlaydım Ne ağırlık ne hafiflik, ne ten vardı ne kemik Sade mana ve titreşim, ezelî sükûtun sesi
Renk yok, şekil yok, her şey birbiri içre Yalnız bilmek var, saf, lekesizce bilmek Ne özlem duyardım ne de vuslatı arardım Bir bütünün parçasıydım, ne eksik ne de tamdım
Derken bir emir Bir nefes içine çekti beni Okyanustan koparıp girdabın kalbine ekti beni Işık bir hançer gibi deldi o ezelî karanlığı Sesler bir çekiç gibi dövdü beynimdeki boşluğu
İlk nefes... Ciğerlerimde bir yangın, boğazımda düğüm Doğduğum an, anladım ki bu dünyaya ölmüşüm Ten denen bu hapishane, kemikten bu kafes Bana ilk acıyı tattırdı bu aldığım ilk nefes
Her dokunuş bir mühür, her ses yeni bir zincir "Ben" demeyi öğrendim, en kutsal, en kirli sihir Artık bir damla değilim, okyanustan ayrı düştüm Bir damlanın hasreti ve bir denizin kibriyle doluyum
KAPANIŞ Bir nefesle başladı cümbüş Ben kimim? Bu bedene mi mahkûm? Yoksa hükümdarı mıyım onun? Verilen sır mı, çalınacak hazine mi bu sürgün?
Bir imtihan kâğıdı mı bu ömür Yoksa karalanacak boş bir sayfa mı? İki sesin arasında kalmış bir yankıyım şimdi Biri "sabret" diyor, diğeri "vakit yok, haydi!"
02- OYUN
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “Galata Yokuşu” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT Kâinat, tavandaki o lekeden ibaret Ve iki devin omuzları arasındaki mesafe Annemin kokusu cennet, babamın avcu bir kale Zaman, uykumla uyanmam arasında bir bilmece
Kelimeler öğreniyorum, sihirli ve keskin “Hayır” bir duvar demek, “günah” gizli bir resim “Yasak” en tatlı meyve, “sevap” sıkıcı bir isim Yoğruluyorum, ilk şeklini alıyor bu isimsiz cisim
Ben ikisinin ortasında büyüyen bir soru Benden evvel yazılmış bir hikâyenin ön sözü Her dokunuş bir mühür, her öpücük Her azar bir çatlak, bu hamurda her şeyden var
Yoğuruyorlar beni, kâh sevgiyle kâh korkuyla Mühürlüyorlar beni, bir duayla, bir tokatla Şeklim şemailim onlardan, dilimdeki her kelime Kaderim onların avcunda, peki ruhum kimde?
NAKARAT Uyu iki gözüm, uyu Yastığın sana bulut Bitti gün, bitti oyun Her şey kuytuda uyur
Uyu iki gözüm, uyu Yastığın sana bulut Bitti gün, bitti oyun Her şey kuytuda uyur
2. BENT Evren büyüyor birden, kapının eşiği sınır Sokak başka bir gezegen, her çocuk başka bir sır Öğreniyorum ki güç, sesiymiş en çok bağıranın Ve adalet, fazladan verilen şekermiş en sevilene
İlk dizim kanıyor, bu ilk yenilgi, ilk acı Anlıyorum, her yaranın yokmuş bir ilacı Sonra ilk zafer, bir kavgada kazandığım misket Fısıldıyor bir şey: "Gördün mü? Bu hissi sev!"
Paylaşmak denen o garip kelimeyi öğreniyorum Annem "ver" diyor, içimden bir ses "sakla" diyor, direniyorum İlk yalanımı söylüyorum, masum ve pembe Farklı bir ses duyuyorum: "Bu leke artık kalbinde"
Aynada bir yüz var, benziyor biraz bana Gözleri annem gibi ama bakışı pervasızca Alnımdaki o ince çizgi babamdan yadigâr Ben onlardan bir parçayım, onlar benden bir bütün
Ama içimde bir yer var, kimsenin girmediği
NAKARAT Uyu iki gözüm, uyu Yastığın sana bulut Bitti gün, bitti oyun Her şey kuytuda uyur
03- AT
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ Altyapı: Enstrumentalist “yetmez mi bir aşk için” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT Mahallenin başındaki o dükkân sanki akvaryum İçindeki en güzel balıksa, tahta bir attı Yelesi ipten, gözleri boncuk boncuk Kımıldamadan durur, o sessizce durdukça
İçimde bir şeyler durmaz, çıldırırdı Babamın sabret diyen yorgun sesini duyamazdım Cebimdeki üç kuruş yetmiyordu işte Elimde desen değil, at sanki esirdi de
Benden, kurtarılmayı diliyordu, tek hayalim Ona sahip olmaktı, artıyordu bu isteğim “Haram,” derdi babam, “karın ağrıtır” Ama olamaz daha kötüsü ağrısından bu hasretin
Ve o gün geldi, Ali’nin evindeydik, odası çöplük Oradaydı o at, bir bacağı kırık, boyası atmış Ona ait değildi, bu saygısızlıktı ata Derken annesi çağırdı, fırladı gitti üst kata
Kalbim değildi o ses bir hırsızın adımlarıydı Sessizlik ağır geldi, nefesim havayı yırttı Bu bir kurtarma operasyonuydu işte şimdi Onu gömleğimin altına sinsice saklamıştım
Soğuk ahşap tenime değdi, o an nasıl koştum Eve doğru, hatırlamam, kanımda zafer ve korku İçimde dolaşan iki zehirli sarmaşıktı bu Odamın kapısını kilitledim, artık benimdi at
KÖPRÜ Ne bakıyorsun? Ne bakıyorsun? Ne bakıyorsun? Ne bakıyorsun lan? Artık benimsin işte Ne işin vardı orada? Benimsin Artık benimsin
2. BENT O kırmızı at şimdi dolabımın en karanlık Yerinde, üstünde bir sürü kazak ve de sırla Babamın sözleri geceleri, çivi gibi beynimde “Başın dik gezeceksin” ama benim gözüm her yerde
Gündüzleyin bir melek, evin uslu çocuğu Geceleri bir suçlu, dolabın önündeki mahkûm O kırmızı at artık değil oyuncak, benim günahım Suç ortağımdı, hiç bitmeyen azabım
Ona dokunamıyordum. Oynamak mı? Asla Sade geceleri onu çıkarabiliyordum bu zindandan Boncuk gözleri artık bana bakmıyor, beni yargılıyordu Boyasındaki her çatlak, yalanımı yüzüme vuruyordu
O masum tebessümü, şimdi alaycı bir sırıtıştı Bana hırsız diyordu, yalancı bir fısıltıyla Bir gece dayanamayıp kırdım o kırılası bacağını Ağladım onu susturmak için, ama o daha çok bağırdı
Çöpe atamadım, parçalayamadım, gömemedim çünkü O benim bedenimin dışında atan ikinci kalpti O günden sonra öğrendim gülmeyi, her şey yolunda gibi Tıpkı içinde lanetli bir sır saklayan herkesin öğrendiği gibi
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “Sineye Çektim Say” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
Hacı Osman Amca o dükkânında “Bak evlât,” derdi bana, kasanın arkasında “Bu tezgâh bir sahne, en taze domatesler “En önde, en parlak elmalar yakın durmalı göze
“Zira evvel gelen kişinin gözü doymalı” Ben de çürümeye yakın olanları ustalıkla Arkalara, alt kasalara saklamayı öğrenmiştim Üstelik öğrendiklerim sade bunlarla da kalmamıştı
Veresiye defteri nasıl bir silah gibi kullanılır Zenginin arabasına kadar nasıl poşet taşınır Terazinin kefesine başparmakla basmayı Kötüyü koyup iyiyi el çabukluğu ile almayı
Eksik tartan teraziyi bereket diye satmayı Ve bu kirli düzeni ticaret diye aklayıp Hepsini öğrenmiştim ama değildi bunlar ahlaksızlık Bir hayatta kalma sanatı olarak bana anlatmıştı
“Dua karın doyurmaz, terazi dükkânı döndürmez “Hayatın iki defteri var, biri Allah’a, diğer alacaklıya “Önce bu dükkânın kapısını açık tutacaksın ki “Sonra caminin kapısından huzurla giresin”
Bir akşam pazardan dönmüş, kamyonetten kasaları İndirirken, bir kasa şeftali, çürük çarık “Bunları atacak mıyız?” diye soruverdim safiyane Güldü, “Olur mu?” dedi, “bunlar bizim
“Cennet çamurumuz, yarın en önüne tezgâhın “En önüne koy, biraz da su serp ki iyice parlasın “Sorana da diyesin ‘O kadar tatlı ki dayanamamış, “‘Kendi kendine ballanmış’, hadi bakalım”
O an yüzüne baktım, bir canavar görmedim Bir hilekâr da değildi, yorgun, bıkkın, bu çarkın İçinde dişli olmaktan başka çaresi kalmamış Bir adam vardı yüzünde. Onu anladım ve tiksindim
Ertesi sabah o kasayı tezgâhın önüne koydum Elimde su şişesiyle, ezik şeftalileri suluyordum İlk müşteri, çocuğuna meyve alan o genç anne oldu “Şeftaliler güzel mi?” diye sordu, kaçırdım gözümü
Dilimin ucuna Hacı Osman’ın o yalanı geldi “O kadar tatlı ki” Fakat diyemedim, öyle sustum Başımı, bilmiyorum der gibi sallamıştım Kadın almadan gitti, Osman Amca her şeyi gördü
Yanıma geldi, kızmadı, bağırmadı, sadece Omzuma dokundu “Senin kalbin henüz ham,” dedi “Bu tezgâha göre değil, kirlenmemiş” O gün son yevmiyemi almıştım sessizce
NAKARAT Bu dünyanın dersi bu Başka bir ahlakı yok Hayatın iki defteri var Biri paktır biri kirli çok
Birini melekler okur Birini alacaklılar Ve dükkânı döndürür İkincideki o rakamlar
05- NAFTALİN
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “sigaranı iç oğlan” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT Annem, "Bey," dedi babama, "kalk hele, teyzesi coşmuş yine "Yaldızına bak şu davetiyenin, en pahalı oteli tutmuş işte "Dalga geçer gibi bir de, diyor ki mutluluğumuzu paylaşın "Neyi paylaşalım? Menemendeki o son yumurtayı mı?"
Babam televizyona baktı, duymamış gibi yaptı, kumandayla oynadı "Sana diyorum! Başımızı kuma gömmekle bu işler hiçbir zaman olmadı "O düğüne gidilecek, takı takılacak, el âlem susturulacak" dedi Babam derin bir nefes aldı, omuzları bir santim daha çöktü
Annemin imalı lafları, babamın sessizliğiyle günler geçti "Komşunun kızı gelin oldu, damat tarafı beş bilezik takmış "Bizim bir çeyreğimiz var, o da kefen parası... Yazık "Milletin içinde rezil olacağız, bak demedi deme sakın"
Sonra o dolap açıldı... O naftalin kokulu mezarlık Bir gazi üniforması gibi çıkarıldı babamın tek takımı Kumaşı ütüden parlamış, omuzları sarkmış yorgun bir zırh gibi Annem sirkeli suyla sildi, havalandırdı, bir mucize bekledi
"Yeni gibi oldu, değil mi?" dedi. Babam sadece öksürdü Benim için de bayramlıklar çıktı ortaya, soluk soluk Paçaları, bileğimle dizim arasında, arafta kalmış bir pantol Yakası, annemin çamaşır suyuyla giriştiği savaştan mağlup
Ve o ayakkabılarım, altındaki bir kör delikti Kapladı babam bir parçayla, eski kamyon lastiğinden kestiği Ama içindeki o karton, ilk ıslaklıkta eridi Her adımda ayağım o boşluğa bastı, ruhum o delikten dışarı
Düğünden bir gün önce, o küçük, loş kuyumcu dükkânı Babam çıkardı cebinden terden nemli, buruşuk paraları Saydı, bir daha saydı, sanki saydıkça çoğalacakmış gibi Kuyumcunun küçümseyen bakışları altında, en küçük altını istedi
Kırmızı kadife kutu, bizim gururumuzun tabutu O küçük altın, o ayki meyveydi, ayakkabıma bir umuttu Ama diyordum, ya bizler bir şeyi unuttuk Ya da bir şey bizi epeyidir fena hâlde unuttu
NAKARAT Bir sigara iç oğlan Gel kapımdan geç oğlan Bir sigara iç oğlan Gel kapımdan geç oğlan
Beni sana vermezler Bu sevdadan geç oğlan Beni sana vermezler Bu sevdadan geç oğlan
2. BENT Salona girdik, ışıklar, gürültü, sahte kahkahalar Akrabalar, "Hoş geldiniz" derken bizi süzen o radarlar Elbisemizin sönüklüĝünü, ayakkabımızın püsküllüğünü Annemin yanakları gerildi, bir profesyonel gibiydi tebessümü
Ve babam, babam o gece başka bir adama dönüşmüştü O suskun, o yorgun adam gitti, yerine bir şaklaban geliverdi Herkesle tokalaştı, yersizdi şakaları Halaya ilk o katıldı, neşesi bir kamuflajdı
Ve o an geldi, takı merasimi, ismimiz okunmuştu O utanç podyumunda babamın elinde küçük bir kutu Teyzemin yakasına bir utanç madalyası gibi taktı çeyreği "Hayırlı olsun," dedi, incelmişti sesi
Tam o an, arkamızdaki zengin dayım sahneye çıktı Elindeki beşibirliği bir kupa gibi kaldırdı Şıngırdatarak, göstere göstere, teyzemin yakasına taktı Gelinliğin içinde yüzündeki gülümseme artık gerçekti
Ve babamın o "yakalandım" ifadesi Hepsini gördüm. Masamıza döndük. Babamın maskesi düştü Önündeki asitli, boyalı içeceğin baloncuklarını izledi Sanki bütün gururu, o sönen baloncuklar gibiydi
Aniden annem fırladı yerinden, bir yaydan boşanmış gibi Piste attı kendini fakat bu bir dans falan değildi sanki Bir isyandı, deliceydi, bir sinir kriziydi bu Kollarını havaya kaldırdı, o yorgun bedenini
Müziğin o umursamaz ritmine karşı bir kalkan gibi savurdu Güldü, evet... Ama kahkahası, bir yardım çığlığı gibiydi Gözleri kapalıydı ama biliyorum; o gözlerin arkasında Ödenmeyen faturalar, kiralar, taksitler vardı
Terini silmeden, makyajı akarak, döndü kendi çaresizliğinin Etrafında, defalarca döndü, döndü durmadan Kollarını birer kamçı gibi savuruyordu şimdi Ayaklarını yere bir mahkûm gibi vuruyordu işte
Dişlerini sıkarak gülümsüyor, kahkahası yankılanıyordu salonda Halay başı yanından geçerken yol verdi ona Durup onu izledi göbek atanlar, pistin ortasında Ona görünmez bir çember açtılar, bir delilik adası yarattılar
KAPANIŞ Kadifeden kesesi, aman kesesi, kesesi El âlemin gelir sesi, gelir sesi, gelir ölesim Annemin vallahi de derttendir bu neşesi Oturmuş gönül eğler babam da işte ne etsin
Terazinin hileli, hilelidir kefesi Şeref değil altın tartarmış kör olası Babamın yenilgisi, anamın histerisi Benim gayrı yoktur bu kefede yok olasım
06- SAHNE
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ Altyapı: Enstrumentalist “gecelerden yıldız söktüm” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT O düğün salonu aslında bir sahneymiş Anladım dünya tiyatro, burası dev bir perdeymiş Bu oyunda artık ben de kalamazdım seyirci Ezberledim rolleri, gözlemledim onları
Neye güldüklerini, neye üzülür gibi yaptıklarını Hangi sözün hangi kapıyı, hangi fikrin hangi alkışı Aldığını not alır gibi yazdım zihnime Provalar yaptım ayna karşısında defaatle
Kendime yeni bir yüz yonttum, pürüzsüz ve lekesiz Eski, çatlak dolu çocuğun yüzünü gömdüm derine Bu yeni ben kimsenin reddedemeyeceği kadar uyumlu Kimsenin de şüphelenemeyeceği kadar zararsızdı
İlk iş görüşmem, karşımda kravatlı bir adam “Bize kendinden bahset” dedi, ilgisizce bir tavır “Takım çalışmasına inanırım,” dedim, nefret ederken “Öğrenmeye her zaman açığım” dedim, umursamazken
“Bu şirket benim hayalimdi” dedim, paraydı tek hayalim Rolümü o kadar iyi oynadım ki ben bile inanacaktım İşe alındım, ilk gün müdürün o bayat fıkrasına En çok ben güldüm, sevmediğim yemeğe bir ‘harika’
Hiç anlamadığım bir konuda, en popüler görüşü Savunur, gecenin sonunda kendimi sevdirirdim herkese Ama perde kapanıp da arabanın dikiz aynasında Göz göze geliyordum o tanımadığım yabancıyla
KÖPRÜ Ve sonra Ve sonra sen geldin
2. BENT Sonra sen geldin, o kalabalığın içinden Tek gerçek sendin sanki, sesin anlamadığım bir yerden Geliyordu, sana da aynı oyunu oynadım mecburen Sevdiğin filmleri sevdim, dinlediğin müzikleri en çok ben
Hassas ve anlayışlı ve o komik adam oldum Sen de bu adama âşık oldun, korktum Üçüncü buluşma, gece yarısı, balkonda sigara Sen çocukluğundan bahsetmiştin ya bir ara
Sesin o kadar senindi ki, sen öyle gerçektin ki Bir an paniğe kapıldım, bir an korktum gerçeklikten Derken “Sen,” dedin, “senin çocukluğun nasıldı?” İşte o an en usta rolümü oynadım, uydurdum
Öyle inandırıcı anlattım ki senin gözlerin doldu “Biliyordum,” dedin, “içinde böyle biri olduğunu” Elimi tuttun, kazandım Anlamıştım, kaybettim Sen inandın o adama, bense izledim seni kıskanarak
Bu aşk benim hapishanem, duvarları sevginle Demirleri güveninle örülmüş, bu sahte Cennette bazen nefes alamıyorum, içimden Gitmek geliyor ama korkak bir adamım ben
07- CV
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ Altyapı: Enstrumentalist “emanetin zulası” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT Plazanın soğuk koridorları Hacı Osman’ın dükkânından daha acımasızdı Burada terazi yoktu ama insanların Değeri her gün Excel tablolarında tartılırdı
Kul hakkı yerine performans hedefi Veresiye defteri yerine KPI raporu Acırsan acınacak hâle düşersin Rol yapmak bitmişti, olmuştum rolün kendisi
Toplantılarda en parlak fikirler benimdi Çünkü daha iyi pazarlıyordum başkalarının fikrini Herkesin sırrını bilir fakat kimsenin Sırrımı bilmesine asla müsaade etmezdim
Merhamet bilançoda zayıflıktı Sadakat kullanılacak bir araçtı sadece Bu bir ormandı ve ben artık av olmak istemiyordum Başka çarem yoktu artık avlanmak istiyordum
NAKARAT Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en! Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp! Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu “Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben
Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en! Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp! Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu “Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben
2. BENT Hacı Osman’ın terazisi burada dijital Turnikeden geçerken okutuyorum kartımı Tıpkı bir vestiyere bırakır gibi ruhumu Günaydın diyorum adını unuttuğum o adama
Açık ofis, modern arena, herkes herkesin rakibi Performansın, verimliliğin anbean takiptedir Ben öğrendim bu terazide hep yukarıda kalmayı Adım gibi biliyorum hep en ağır basmayı
Deadline'lar, aksiyonlar, sonu gelmez revizeler Kapanan projeler, ruhumda açılan yeni gedikler Ekranın mavisinde eriyen bir ömür bu "Değer katmak" dedikleri, ruhumu ucuza satmaktı
Hırs, klimanın uğultusu, kahvenin sahte tadı Başarı, unuttuğum o eski, o gerçek adımın adı Kazandığım her terfi, kaybettiğim bir parçam Bu camdan kule, benim en lüks, en modern manzaram
Olur da vicdan yaparsan çağırırlar muhasebeye “Beklentileri karşılamıyor”, “Takıma uyum sağlamalı” “Daha sonuç odaklı olmalıyız, değer katmalıyız” “Proaktif olmak olmalı vizyonumuz, takla atmalıyız”
Toplantılar bu tapınağın anlamsız ilahileri Feedback, know-how, deadline, benchmark, daha ileri! “Bu konuda derhâl bir aksiyon alalım” diyor müdürüm “Harika bir challenge,” diyorum, “hemen finalize ederim”
Ruhumu anesteziyle öldürmenin kibar yolu bu Kaybettiğim her şeyin üstünü örten en parlak şalı bu Bu mindset bir mikrop, yapmam lazım bir SWOT Hissetmiyorum, analiz! Yaşamıyorum, performans!
NAKARAT Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en! Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp! Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu “Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben
Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en! Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp! Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu “Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben
KAPANIŞ Adım: _______ Unvanım: Kıdemli Uzman, Proje Lideri, Bölge Müdürü Misyonum: Şirket hedeflerine ulaşmak Vizyonum: Sektörde lider olmak Temel Yetkinliklerim: Stres yönetimi, kriz anında proaktif aksiyon alma, sonuç odaklılık Gelişim Alanlarım: Empati, vicdan, insanlık KPI'm: Yalnızlık
08- MÜFLİS
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “Fevri (outro)” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT Kırkıncı kat, klimanın metalik nefesi Yeni kesilmiş A4 kâğıdının kokusu Kahve makinasındaki kapsülün sahte aroması Masamda abanoz ağacının ölü dokusu
Her şey yerli yerinde, kontrollü ve simetrik Parmaklarımda klavyenin tıkırtısı mekanik Benim dünyam bu, ekranda yeşil kırmızı bir nehir Benim kazandığım, avcumun içinde yön verdiğim
Inbox’ıma düşen Ahmet Usta’nın iflası Bir zafer, bir pazar payı, bir rakip daha alaşağı Ekranın sağ altında akan haber bandında 12 punto Arial soluk gri bir fontla:
KÖPRÜ “İş Adamı Ahmet Usta, Evinde Ölü Bulundu “Geride Bıraktığı Borçlar Nedeniyle İntihar Ettiği Düşünülüyor”
NAKARAT Bir isimdi ekranda Soğuk, kısa bir bantta Unutuldu o köşede Evinde ölü bulundu
Hileliydi terazi Oyunları arazi Kalmadı hiç niyazı Evinde ölü bulundu
Yalanları dinledi Haysiyetini biledi Ama oyun hileli Evinde ölü bulundu
Çekiç sesleri durdu Kapıya kilit vurdu Hayali pusu kurdu Evinde ölü bulundu
O gece tek başına Baktı gözünün yaşına Gitti ömrünün kışına Evinde ölü bulundu
Bir rakamdı ekranda Bir kayıptı o anda Bu yalancı cihanda Evinde ölü bulundu
3. BENT - Bir adam öldü bak, senin yüzünden
- Bir rakip elendi, kanun bu, zayıflığından
- O adamın bir ailesi vardı, çocukları
- Duygusal veriler bunlar, bilanço dışı Bu dünyada herkes kendi gemisinin kaptanı
- Sen o gemiyi batırdın, hileyle, yalanla
- Bu ticaret bir oyun, o bilmiyordu kuralı
- Peki, haysiyet? Bir ömür biriktirdiği o temiz isim?
- Haysiyet borsada işlem görmüyor, üzgünüm
- O bir model değil, firma değil, insandı
- O eski bir türdü, bense doğada bir avcıydım
- O nehri hatırlar mısın? Babanı, o da mı zayıftı? “Bazen en büyük güç, küçük balığı bırakmaktır nehre” diyen
- O nehir kenarında balık tutarken değişti dünya Üzgünüm, bu dünyanın para birimi, onur değil, güç
- Peki, seni mutlu etti mi bu zaferler, bu güç?
- Mutluluk bir hedef değil, bir yan ürün Şu araba, bu ev, banka hesabı, statüm
- Peki, o küçük balığı nehre geri bıraktığın o gün?
- O çocuk mutlu değil, habersizdi, görmüyor musun?
- Peki, o balığın avcunda hayat dolu kımıltısı?
- Hayat dolu mu? Tek gördüğüm, hayat mücadelesi
- Senin mücadelen ne? Maaş bordronda bir sıfır daha mı?
- Bu beni katil yapmaz, anladın mı?
- Sen hayatta değilsin, sen hileli terazisin Sen o nehri kirleten atığın ta kendisisin Sen yaşadın mı ki? Sen sade bir hayaletsin Bir yüz karası, dünyaya gelen bir felaketsin
- Sus! Yalan bu!
- Hangisi yalan? Karın mı? İşin mi, evin mi, araban mı, hayatın mı? Yatağını unutma dedi o, sen nehri kuruttun Her aynaya baktığında bir sahtekâr görüyorsun
- (İnilti)
- Sen bir canavar bile değilsin, onların doğası Bir gücü, gerçekliği vardır, sen bir parazitsin Gürültülü bir sıfırsın, bir boşluk, bir hiç Cehennemi bile hak etmeyecek kadar değersiz
O gerçek bir şey için savaşmıştı, oysa sen Rakamlar, yüzdeler, o tanımadığın hissedar Bozuntusu adamların doymayan iştahı İçin savaşıyorsun, söyle, iflas eden kim şimdi?
(Ağlama sesleri)
NAKARAT Bir isimdi ekranda Soğuk, kısa bir bantta Unutuldu o köşede Evinde ölü bulundu
Hileliydi terazi Oyunları arazi Kalmadı hiç niyazı Evinde ölü bulundu
Yalanları dinledi Haysiyetini biledi Ama oyun hileli Evinde ölü bulundu
Çekiç sesleri durdu Kapıya kilit vurdu Hayali pusu kurdu Evinde ölü bulundu
KAPANIŞ Evinde ölü bulundu Evinde ölü bulundu Evinde ölü bulundu Evinde ölü bulundu Evinde ölü bulundu
09- NEHİR
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ Altyapı: Enstrumentalist “Soğuk ve Şehir” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
Masamdaki su bardağının üzerinde birden Klimanın yarattığı o esintiyle, o titrek Su kıpraşıp, taştı, süzüldü masanın üzerine Düştü, sonra alıp o nehre fırlattı beni yeniden
Yedi yaşındaydım, babamın Bafra dumanı Karışıyordu nehrin o yosunlu, ıslak taşına Oltanın ucuna taktığım o tombul solucanın Parmaklarımın arasında hissettim kıvranışını
“Korkma,” demişti babam, “kanunu bu nehrin “Biri yaşasın diye yem olur bir diğeri” Sonra saatlerce bekledik, konuşmadan Fakat yaşayan bir sessizlikti bu, buram buram
Derken oltama bir balık takılmıştı, çektim sevinçle Babam iğneden alıverdi o balığı nazikçe O nasırlı, çatlak dolu avcundaydı şimdi balık Gümüşi pulları o avuçta şimdi daha parlak
Zaferimdi bu benim, dünyalar benimdi “Ne yapacağız,” şimdi dedim, “pişirecek miyiz?” Yorgun gülüşüyle baktı babam, “Bu daha çok küçük,” Suya geri bıraktı balığı, kayboluşunu izledik
“Bak yavrum,” demişti, sesi nehir kadar sakindi “Bu nehir bazen bulanır, seller alır her yeri “Bazen de kurur, kalır üç beş damla su ile “Bazen insanlar gelir, onu zehirler, kirletir
“Ama asla unutmaz bu nehir tek bir şeyi “Yatağını, o temiz kaynağını, onu hep bilir “Onca kirin, onca çamurun içerisinde durmadan “Hep kendi yatağında akmaya devam eder
“Çünkü nehrin gücü, önüne kattığı çöplerden değil “Asla vazgeçmediği o yatağından gelir” Ben bu nehri kuruttum, ben o balığı çiğnedim Her şeyi kattım kendime ve işte böyle delirdim
10- AFERİN
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “gökyüzü neden sürgün” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
AÇILIŞ Gürültü bitti. Telefonlar sustu. Mail’ler sustu 'Aksiyon planları', 'hedefler', 'deadline'lar... hepsi sustu Hırs sustu Alkışlar sustu Ve geriye... bu kaldı Bu... sessizlik
1. BENT Gürültüyü satın alamazsın, ama sessizliği alabilirsin Yeterince yükseğe çıkarsan Yeterince para ödersen Şehrin bütün o kaosunu, bütün o acısını ayaklar altına alıp Kendine ait, steril, pürüzsüz bir sessizlik satın alabilirsin
Bu anı satın aldım ben. Yıllarımı verdim. Bu koltuğun derisinin o soğuk dokunuşunu Bu viskinin boğazımı yakan o olgun tadını Bu manzaranın o kibirli, o tanrısal yalnızlığını
Hepsini tek tek, ruhumdan küçük parçalar kopararak ödedim ‘Başarı’ diyorlar buna. Kendi hapishanenin mimarı olmak Duvarlarını kendi ellerinle örmek Anahtarı da kendi ellerinle yutmak. Başarı buymuş
Yıllarca bunun için çalıştım, bu an için Telefonların çalmadığı Kimsenin bir şey istemediği Hırsın bile yorulup uykuya daldığı bu an için (Sessizlik) İşte bu an için
Garip... Yıllarca bu sessizliğe ulaşmak için bağırdım Bu manzaraya sahip olmak için tırmandım Bu evin duvarları, kazandığım savaşların madalyaları Fakat şimdi bu duvarlar üstüme üstüme geliyor
Bu sessizlik huzur değil Bu sessizlik bir yokluk Bu sessizlik sağır edici Bu sessizlik mezarlık Bu sessizlik bir ayna Bu sessizlik bir boşluk Ve bu boşlukta sesler var
Bütün o enkaz Bütün o hayaletler Bu sessizlikte ziyaretime gelmişler:
Tebrikler Kazandın Bu manzarayı, bu evi, bu sükûtu... hepsini kazandın İşte imparatorluğun Bütün bu ışıklar senin Tebrikler
İşte... geliyor. O kırmızı at. Fısıldıyor: Aferin diye. Dolabın dibinden çıkıp, parkenin üzerinde sessiz adımlarla yürüyor. O kırık bacağı, her adımda mermere acı bir 'tık' bırakıyor. Gözleri artık boncuk değil. İki kömür parçası. İçinde Hacı Osman'ın dükkânındaki o karanlık var. 'Benim suçum neydi?' diye sormuyor. 'Senin ilk yalanın benim,' diyor. 'Senin ruhuna ektiğin ilk zehirli tohum ben.'
Sonra o geliyor. Hacı Osman'ın terazisi. Gıcırdıyor: Aferin diye. Kristal sehpanın üzerinde beliriyor. Paslı kefelerine, benim bütün 'kazançlarım' doluyor bir bir. Bir yanda o parlak terfiler, o kârlı ihaleler, bu evin tapusu... Diğer yanda o ezik şeftaliler, o hileli tartılmış domatesler, o genç çocuğun gözünden çaldığım o ışık... Ve terazi... o hileli terazi bile bir türlü dengeye gelmiyor. Ağır basıyor o ezik şeftaliler, her zaman ağır basıyor
O... O da burada. O hayalet kadın. Gülümsüyor: Aferin. Yatak odasında uyuyan kadın değil. Benim yarattığım o kadın. Benim uydurduğum o balıkçı çocuğuna âşık olan o hayalet. Salonun ortasında duruyor ama bana bakmıyor. Yanımdaki boşluğa bakıyor. O hiç var olmamış adama gülümsüyor. Elini uzatıyor, ama benim içimden geçip gidiyor eli. En büyük başarım, en büyük lanetim. Birini, var olmayan birine âşık etmek. Ve her gece o aşkın hayaletine sarılarak uyumak
Ve sonra kapı aralanıyor... Üzerinde iş önlüğü, elinde o artık susturulmuş çekiciyle duruyor. Konuşmuyor. Sadece bakıyor. Gözleri, 'Değdi mi?' diyor. Cevap veremiyorum
O atı çaldın, bu manzarayı satın almak için O teraziyi öğrendin, bu kuleye tırmanmak için O kızı kandırdın, bu evde yalnız kalmamak için O adamı ezdin, bu koltukta oturmak için Her tuğlası bir yalan, her katı bir ihanet Ne kadar da yüksek... Ne kadar da yüksek... Her tuğlası bir yalan, her katı bir ihanet Ne kadar da yüksek... Ne kadar da yüksek...
Geriye bir tek sen kaldın
Bu boşlukta sesler var
KAPANIŞ Bu boşlukta sesler var Bu boşlukta sesler var Bu boşlukta sesler var Bu boşlukta sesler var
Sessizlik kırıldı
11- NEFRİN
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ Altyapı: Enstrumentalist “SENSİZ YAŞAMAYA ALIŞACAĞIM” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
Sabah 7.15, Mercedes EQS 580 Dış dünya, akustik konfor paketli lamine camların Arkasında, sessize alınmış, 4K bir film gibi İçeride Burmester ses sisteminden yayılan bir playlist
“Lo-Fi Chill Beats to Study or Relax” Nappa deri koltukların o suni ama pahalı kokusu Ve o mutlak, o neredeyse kibirli sessizliği Yalnızca OLED ekrandan yayılan hafif bir uğultu
Direksiyonun arkasındaki o touchpad’lerle oynuyorum Canlılık modundan Huzur moduna geçiyorum İç aydınlatmanın rengi ve koltuk masajının ritmi Değişiyor. Huzur diyorum, ne kadar da komikmiş
Telefonda bir yandan asistanımla konuşuyorum “Toplantıyı üçe aldır”, “Mail atsınlar son revizyonu” Gözüm yolda ama görmüyorum, bu kapsül içinde de değilim İçindeyim o toplantının, rakamların, grafiklerin
Ve sonra o belirdi, sol şeritteki bariyerin altından Fırlayan, ne renk olduğu bile belli olmayan Sıska, korkmuş, aptal bir sokak kedisi, durakladı Geri mi gitse ileri mi? Gözleri farlara kilitlendi
Beynim durumu analiz etti, mesafe 50 metre Hız 150 km, fren mesafesi yetersiz Kaçınma manevrası riskli, mantık, hiçbir şey yapma Ama içimdeki o ilkel şey bağırdı frene bas diye
Ayağım pedala gitti ama artık çok geçti Ya da ben cilalı İtalyan ayakkabımın kirlenmesini İstememiştim, bilmiyorum, hiçbir fikrim yok
Ve o tok ses O ıslak, o kahrolası, o etten ve kemikten O mide bulandırıcı tok ses, sanki gelmişti gökten Hayır, hayır, altından koltuğumun, o tok ses Mercedes’in o kusursuz sessizliğini yırtıp geçti birden
Önce ön tekerleğin o midesiz kasılmasını Sonra arka tekerleğin noktayı koyan o vuruşunu Hissettim, ama sanki hâlâ altımdaydı o kedi Vücudumun içindeydi, midemdeydi sanki
Sağa çektim. Kahretsin! Yaktım dörtlüleri O ritmik tik-tok sesi, arabanın içindeki o yeni O korkunç sessizliği doldurmaya başladı Ellerim direksiyondaydı hâlâ, o Nappa deri
Fakat artık o lüksü, o konforu hissedemiyordum Tek hissettiğim o küçük o sıcak bedenin kasılması Ekranda toplantı hatırlatması: Bütçe Revizyonu Bütün hepsi o asfaltın üzerindeki o kanlı
O şekilsiz lekenin yanında ne kadar sahte kalıyordu Açtım arabanın kapısını, otoyolun bütün gürültüsü O sağır edici gerçeklik, bir anda içeri doluştu Kontaktaki anahtarı çevirdim, kapattım o sessiz motoru
Telefonumu, cüzdanımı, o pahalı saatimi Hepsini torpidoya bıraktım, hepsini O cilalı ayakkabılarımı da çıkardım Ve o emniyet şeridinin zeminine çıplak ayaklarımla bastım
Geriye bakmadım, o kediye asla bakamadım Sade yürüdüm, bir mezardan farksız olan arabanın Aksi istikametine doğru, nereye gittiğimi bilmiyordum Ama ilk defa, nereye gitmediğimi biliyorum
12- SÜRGÜN (İNTERLÜD)
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “Sen Daha Çok Gençsin” & Âdem İZ Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
Saatler mi, günler mi? Bilmem ne kadar sürdü Emniyet şeridinde bilmem ne kadar yürüdüm Cilalı kunduram yok, tabanım çıplak, kanlı O çakıllar kesse de acımaz artık
Yanımda vızıldayan rüzgârı arabaların Eski hayatımdı o, gürültüsü yolların Klimalı huzurun içindeki o bendim Şimdiyse otoyol kenarında isimsiz bir figürandım
Her farın ışığında o an patlar gözümde O kedinin bakışı, o sorgulayan hâliyle Ne zaman korna çalsa beynimde tetik düşer O ses gelir aklıma, içimde bir endişe
Vardım koca şehre, plazaların gölgesine Başım eğik yürüdüm, bakmıyordum artık göğe Fren sesi duyunca çivilendim yerime Soğuk ve açlık değil, o ses düşüyordu zihnime
Ayaktaki kesikler, midemdeki o boşluk O sesten daha çoktu, o sesten daha gerçek Beynimin odasında yankılanır o vuruş Ne dua fayda eder ne tövbe, hepsi boş
O tok ses, o yumuşak kasılma gitmez başımdan Kaçsam da kurtulamam, o hayvani savaştan Otogarın o kesif, o kirli gecesinde Kayboldum kalabalık, insan bilmecesinde
Girdim bir tuvalete, aynada yüzüm donuk O kedi gibi bakar gözlerim, korkak, sönük Yıkadım ellerimi, su vurdum defalarca Sanki o direksiyon, elimde parça parça
İki buçuk ton metal, ezince o bedeni Nasıl zapt ettim metali, nasıl zapt ettim aklımı Tırnağımdaki hayalî kanı söküp atmaya Derimi parçaladım, başladım kanatmaya
Lakin gitmedi o his, o kedi sanki avucumda O anın hatırası parmağımın ucunda Suyla arınmaz imiş, sabunla çıkmaz leke Pişmanlık temizlemezmiş, demek hepsi nafile
Yorgun düştüm sonunda, lavaboya yaslandım Temiz değil ellerim, boş yere heveslendim Asla da olmayacak, bu kir tenden gitmeyecek Bu sesle ve bu hisle, bu ömür hiç geçmeyecek
13- HAYALET
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “ayrı düştük” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT “Koleksiyondan, çok az kullanılmış, İsviçre saati” Her kelime bir yalandı, verdiğim son ilandaki Bir AVM’nin o ruhsuz, caz müzikli kafesine Erken gittim buluşmak için, anlaşmıştık alıcıyla
Oturdum bir masaya, etrafımdakileri izledim Herkesin bir start-up fikri, proje deadline’ı herkesin Ve herkesin bir kredi kartı borcu vardı nitekim Herkes meşgul, pek mühim ve inanılmaz yalnızdı
Ve sonra geldi, yirmi beşinde bir genç, oturdu Üzerindeki takım onun değildi, bir kostümdü On sene önceki bendim o, hatta daha aptal hâlim “Abi,” dedi sahte bir samimiyetle, çıkardım saati
Elleri titreyerek aldı, hayır, bir kuyumcu gibi değil Tıpkı bir hacı adayı gibiydi, kutsal emanetmiş gibi “Bu sadece bir saat değil,” dedi, yarım yarım “Bu bir statü, bir imaj, kendime yaptığım yatırım”
O an ona acımadım, mide bulantısıyla karışık Garip bir şefkat duydum, o bu merdivenin ilk basamağı Ve bu saat onun için bu zehirli merdivene Tutunabilmenin bir can simidi olarak duruyordu
NAKARAT Elimde hayatımın özeti, o çelik o safir cam Bir elden diğerine geçen soğuk, parlak bir yalan O an her şey geri geldi: Kızıl at, o tok ses Hacı Osman'ın dükkânındaki o hileli terazi
Bu enkaz, şimdi satılık bir hatıraydı Alan razıydı, satan çoktan kaybolmuştu Bu bendim, evet, hayatımı bir yabancıya satıyordum Ve üstelik pazarlık bile yapmıyordum
Elimde hayatımın özeti, o çelik o safir cam Bir elden diğerine geçen soğuk, parlak bir yalan O an her şey geri geldi: Kızıl at, o tok ses Hacı Osman'ın dükkânındaki o hileli terazi
Bu enkaz, şimdi satılık bir hatıraydı Alan razıydı, satan çoktan kaybolmuştu Bu bendim, evet, hayatımı bir yabancıya satıyordum Ve üstelik pazarlık bile yapmıyordum
KAPANIŞ Parayı saymadan zarfa koydum, “Güle güle kullan” dedim “Haftaya çok önemli bir sunumum var, şans getirecek” dedi Getirecek şansı biliyorum, başarıyı da, evet Gülümsedim o en profesyonel maskemle
Sonra o kirli parayla tezgâha gittim, kahve aldım Oturdum, boş bileğime baktım, saatin bıraktığı Beyaz iz hâlâ oradaydı, hafiflik, özgürlük değil, Bu beyazlık, hayalet olmaktı
14- MİRAS
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “içim yanar” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT Üç gün sonra, gecenin üçünde Girdim o eve, parmaklarımın ucunda Salondaki koltukta uyuyakalmıştı iki büklüm Elinde bir telefon, gözleri endişeden yorgun
Televizyonun sessiz ışığı aydınlatıyordu yüzünü Güzeldi, taşıyordu yüzünde güzelliğin hüznünü Uyandırmadan geçtim yatak odamıza Sonra yavaşça bıraktım her şeyi komodinin üstüne
Arabanın anahtarını, o soğuk, metal logoyu Tüm kredi kartlarını, o renkli, plastik prangayı Ve sonrasında alyansımı çıkardım, parmağımda izi Bir beyazlık daha, artıyordu hayaletliğim
Bir veda mektubu gibiydi şimdi bu sessiz yığın En son telefonumdan banka hesabıma giriş yaptım Oradaki tüm o rakamları, o bol sıfırlı sayıları O pek tekinsiz meblağı, tek tuşla aktardım
Ekranda beliren o yeşil yazı: "Transfer Başarılı" Nişanesiydi benim bu hayattaki başarısızlığımın Ve nihayet bıraktım üstüne o telefonu da o yığının Sonra o odadan, o hayattan, o yalandan çıktım
2. BENT Babamın bana bıraktığı tek temiz anıdaydım O nehrin kenarında, bir balıkçı barınağındaydım Nehrin uğultusu kafamdaki sesleri bastırıyordu Burada arınıyordum. Öyle sanıyordum
Bir hafta sonra o siyah o parlak arabasıyla geldi Yanıma oturdu, “Annem perişan,” dedi Sesi duygusuzdu, bir rapor okur gibiydi hâli “Bütün parayı ona bırakmışsın, akıllıca ama yetmez
“Avukatlar bir rapor hazırlatmamı önerdi “Senin akli dengenin yerinde olmadığına dair “Bütün mal varlığına koydurmak için tedbir “Bunu yapmadan önce, payımı istiyorum şimdi
“Kendi rızanla, daha az masraflı olacak şekilde “Bir nevi erken miras, böyle düşünebilirsin bence” Yüzüne baktım, ne acı ne öfke vardı, sadece iş Bu, hayatı bir bilanço olarak gören benim eserimdi
Çantasından çıkardı soğuk bir noter kâğıdı "Hisseler, şirketler... Bitsin bu iş, at imzanı" Mavi mürekkep yayıldı o kâğıtta Artık bir hiç idim. “Şimdi git” dedim
Kalkıp bindi o parlak arabasına, ilerledi Derken o kahrolası hayalet sesi, o tok ses Yine başladı deyip başımı tuttum, bir yankı bu Ama bu kez dışarıdan gelmişti ses, farklıydı
Kafamı kaldırdım, oğlumun arabası elli metre ileride Durmuş, yolda, arkasında, hareketsiz bir karaltı Oğlum arabanın camından başını uzattı, sonra “Geri zekâlı hayvan,” dedi, “Nereden çıktın, aptal!”
Sonra vitese taktı ve gaza basıp gitti Benim günahım, canavarlığım, ruhsuzluğum şimdi Benim kanımla, genlerimle, hırsımla yeniden Doğmuştu, ben kaçmamıştım, devretmiştim bayrağı
Döngü kırılmamış, sade kendini kopyalamıştı O kedi bir kere değil, yeniden can vermişti Nehir akmaya devam ediyordu lastiklerin altında Kulağımda babamın sesi, o kirlenmiş mirasıyla
3. BENT Dışım kül, içim kor, ne bir vicdan ne düşman Yenildim, nehir kir, soğuk bir taşa oturdum Güneş battı, titredim, kemiklerimde rutubet Kasılıyordu bedenim
“Yaşa” diyordu, ruhum ise “bırak artık” Sonra bir şalter indi, soğuk varlığımın bir parçası Neden burada olduğumu unutmaya başlamıştım Titremem durdu sonra, yayıldı bir sıcaklık
Son bir hediyeydi bu kalbimden bana verilen Bir affedilişti sanki, bir eve dönüştü birden Nefesim sanki artık gelmiyordu ciğerlerimden Hava girip çıkıyordu ama aradan çekilmiştim ben
Taşın soğukluğuyla bedenimin sıcaklığı Arasındaki sınır şimdi kaybolmuştu Taş olmuştum, nehir olmuştum, gökyüzü O ilk, o ezelî sükût, yatağımı bulmuştum
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “benim rüyaların saçmalık seviyesi” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
Bu bir yatak değil aslında, bir sal O pek bilindik soğuk nehrin üzerinde yavaşça süzülen Tavansa bembeyaz bir gökyüzü, bak Hemşirenin ayakkabısının gıcırtısı, bir kuş sesi, uçuşan
Damarlarımdaki serum, nehrin akıntısı Artık bende değil kontrol, yıllar sonra ilk defa Bu ne garip bir lüks, vücudum, o en vefalı düşman Nihayet pes ediyor, pes ediyor her bir hücrem
Yıllardır biriktirdiği o stresi birer birer bırakıyor Bu, yoksa, her gece aradığım, hiç bulamadığım o uyku mu Gözlerimi kapatıyorum, artık bir nehir yok, sal yok Sade sükût. Bitiyor gürültü… Başladığım o
Okyanusa geri dönüyorum Okyanusa geri dönüyorum Okyanusa geri dönüyorum
Veda, veda, veda, veda
NAKARAT Veda... Tüm gürültüye, hırslı kahkahaya veda Veda… o hileli teraziye, o camdan kuleye Veda… Taktığım her maske, söylediğim her yalana Veda… O ata, enkaza, bitmeyen tövbeye
Veda... Tüm gürültüye, hırslı kahkahaya veda Veda… o hileli teraziye, o camdan kuleye Veda… Taktığım her maske, söylediğim her yalana Veda… O ata, enkaza, bitmeyen tövbeye veda
KAPANIŞ Veda
16- NEFAZ
Albüm Adı: NEFS Albüm Yılı: 2026 Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l Altyapı: Enstrumentalist “ruhum uyanışta” Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ Sözler:
1. BENT KULLANICI: NEFS-7348. OTURUM BAŞLATILIYOR. YAŞAM SÜRESİ: 38 YIL, 4 AY, 12 GÜN, 7 SAAT. PERFORMANS DEĞERLENDİRME RAPORU YÜKLENİYOR... LÜTFEN BEKLEYİN. KİMLİK DOĞRULANIYOR... DOĞRULANDI. ÖMÜR DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ AKTİF.
İlk satır: Eylem: Kırmızı At. Aksiyon Tipi: Varlık Edinimi, Kural Dışı. Anahtar Duygular: Haset (%88), Mülkiyet Arzusu (%92), Korku (%75). Sonuç: Negatif Değerli Varlık. Mülke değil, yüke dönüştü.
Bir sonraki dosya: Proje: İdeal Partner Simülasyonu. Proje Süresi: 7 Yıl. Başarı Oranı (Algılanan): %92. Gerçeklik Endeksi: %4. Not: Proje, sürdürülemez yalanlar üzerine kurulduğundan, sistem çökmesiyle sonuçlanmıştır. Sonuç: Kaynak israfı.
Operasyon: Hırs. Terfiler, ihaleler... Hepsi birer alt klasör. Proje: Pazar Eliminasyonu. Başarı: %100 Yan Hasar Raporu. Ahmet Usta'nın Enkazı.
Son Eylem: Varisle Yüzleşme Girişim Tipi: Duygusal Bağı Koparma/Sorumluluktan Feragat Operasyonu Motivasyon Analizi: Yorgunluk (%95), Yüzleşmekten Kaçınma (%80), Sevgi (%5 - REZİDÜEL/KALINTI). Sonuç: Varlık devri %100 başarıyla tamamlanmış, ancak NEFS-7348'in ahlaki mirasının (sistem 'bug'larının) bir sonraki nesle aktarımı engellenememiştir. Döngüsel hata tespit edildi. Operasyon: BAŞARISIZ.
NAKARAT Mizan, bir terazi değil, bir Excel tablosuymuş Sevaplar "kâr", günahlar "zarar", hepsi formüle uygun Hiçbir sır, hiçbir yalan, hiçbir "ama" yok burada Sade ham veri, ruhun o çıplak, o acımasız rakamı
Pişmanlıklar birer input, devasa bir algoritma Düzeltilmesi gereken bir bug, error, marjinal hata Ne kahraman ne hain... Sade istatistiksel sapma Ne kahraman ne hain... Sade istatistiksel bir sapma
2. BENT KULLANICI DEĞERLENDİRME SONUCU: NEFS-7348.
Temel Yetkinlikler: Uyum sağlama, taklit, kısa vadeli hedef odaklılık.
Gelişim Alanları: Empati, samimiyet, özgün değer üretimi.
SONUÇ: Potansiyelini Kullanamadı. Verilen kaynakları (zaman, sevgi, güven) verimsiz harcadı. Sisteme uyumlu, lakin varlığıyla yokluğu arasında anlamlı bir fark yaratmadı.
GENEL SONUÇ: İSTATİSTİKSEL OLARAK ANLAMSIZ.
DURUM: DOSYA ARŞİVLENİYOR.
DURUM: DOSYA KAPATILDI.
NAKARAT Mizan, bir terazi değil, bir Excel tablosuymuş Sevaplar "kâr", günahlar "zarar", hepsi formüle uygun Hiçbir sır, hiçbir yalan, hiçbir "ama" yok burada Sade ham veri, ruhun o çıplak, o acımasız rakamı
Pişmanlıklar birer input, devasa bir algoritma Düzeltilmesi gereken bir bug, hepsi error, marjinal hata Ne kahraman ne de hain... Sade istatistiksel sapma Ne kahraman ne de hain... Sade istatistiksel bir sapma
KAPANIŞ Ve anılar çözüldükçe, o anıları bir arada tutan 'ben' de dağılmaya başladı. 'Ben' dediğim şeyin, bu anıların, bu sıfatların, bu hikâyelerin bir toplamından başka bir şey olmadığını anladım. O toplam dağılınca, 'ben' de dağıldım.
Artık 'benim' anılarım yoktu. Sadece anılar vardı. 'Benim' hislerim yoktu. Sadece hisler vardı. 'Benim' bilincim yoktu. Sadece bilinç vardı.
Okyanustan kopan o damla, buharlaşıp bulut olmuş, sonra yağmur olup toprağa düşmüş, bir nehre karışmış ve sonunda, o uzun, o yorucu yolculuktan sonra, tekrar okyanusa dönmüştü. Artık ne damlaydı ne de nehir. Okyanusun kendisiydi.
Hacı Osman'ın terazisiyle, babamın o nasırlı eli, artık zıt değildi. Aynı bütünün parçasıydı. Oğlumun hırsıyla, benim tövbem... hepsi aynı büyük resmin farklı pikselleriydi. İyi, kötü... Doğru, yanlış... Hepsi, o tek, o büyük sessizliğin içinde eriyip gitti.