Küsmeyem mi Feleğe (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Küsmeyem mi Feleğe’yi dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Küsmeyem mi Feleğe
Neşir Tarihi: 13.04.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Laedri (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Laedri]
Küsmeyem mi şu feleğe
Sattı beni bir keleğe
Vurdular ince eleğe
Hu hu… Benim şâhım huu…

Halvetiyem Hu, hem Uşşakiyem Hu,
Rufaiyem Hu hem Şabaniyem Hu

[1. BENT]
Terk ettim cihanı, giydim postu
Aradım her yanda gerçek dostu
Nefsimin elinden içtim zehri
Kustu bu bedenim, kini kustu

Gâh oldum Halveti, çektim “Ya Hû”
Gönül aynasında gördüm o suyu
Gâh oldum Uşşaki, pirden yana
Kalmadı kalbimde ne kin ne buğz

Döndüm o meydanda, Huu diyerek…
Yandım o külhanda, Huu diyerek…
Sırra kadem bastım, Huu diyerek…
Seyrana daldım, Huu diyerek…

Rufai şişini vurdum döşe
Ateşle oynadım geçtim başa
Kadirî sancağı gökten iner
Yazılmaz bu sırlar dağa taşa

Zikri libas ettim, Huu diyerek…
Nefsi kafes ettim, Huu diyerek…

[ŞİİR, Laedri]
Halvetiyem Hu, hem Kadiriyem Hu,
Celvetiyem Hu, hem Şabaniyem Hu

[2. BENT]
Mevlevi çarkında başım döner
Sanma ki bu ışık bir gün söner
Bektaşi nefesi candan öte
Erenler sofrası gökten iner

Lokmayı pay ettim, Huu diyerek…
Vuslata erdim ben, Huu diyerek…

Şabani bağında bülbül öter
Bu hasret ateşi kordan beter
Ne rütbe isterim ne de bir paye
Şu hiçlik hırkası bana yeter

Melâmî hırkası, yoktur tende
Ararsan bulaman beni bende
Cümle yol birleşir tek bir handa
Sırrımız çözülür ulu divanda

[ŞİİR, Laedri]
Mevleviyem Hu, hem Bektaşiyem Hu,
Melamiyem Hu, hem Şabaniyem Hu.

İktibas Kartı

▼

geçme mescit eşiğinden (Yeni Tekli, Mine’l)

📁 Kategori: Yeni İşler

geçme mescit eşiğinden’i dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: geçme mescit eşiğinden
Neşir Tarihi: 11.04.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı & Miksaj & Mastering: Âdem İZ
Sözler:

Geçme mescit eşiğinden
Mümin yolun hep şaşırır
O gülüşün ateşinden
Elden tespihi düşürür

Suretin öyle bir nurdur
Mihrabı yıkar da geçer
Zahit sanma ki hürdür
Seni bin dinden seçer

Arkan nâr, dudağın bahar
Gülüşün mülkü devirir
Cehennemde bir düğün var
Gökler yere el çevirir

Suretin ki gizli ayet
Hükmü bozar kaşların
Koptu bende o kıyamet
Sustu dili taşların

Mescit taştır, sen can mısın?
Damarımdaki kan mısın?
Soranlara hüsran mısın?
Sır sendedir, seçilir

Gözlerinde derin kuyu
Susturdun mu akan suyu?
Unutturdun bu uykuyu
Uyanışın nârı sende

Külleri sür şakaklara
Dönme sakın sokaklara
Vardık ulu yasaklara
Cennet sende bir artıktır

Arkan yangın, bir düğün
Vakit senin günündür
Cehennem dediğin yer
Senin eski mülkündür

Mühür sende, nâr sende
Bambaşka bir kâr sende
Tövbe kapısı kapalı
Zira mutlak var sende

CÖNK I MEYDÂN (Yeni Albüm, 2026)

📁 Kategori: Yeni İşler

Albümü dinlemek için tıklayın:
YouTube – Spotify
Albüm kitapçığı için tıklayın.
Şarkı sözleri tıklayın.


CÖNK serisinin ilk albümü, CÖNK I MEYDÂN neşredildi.

ŞARKI LİSTESİ:
01- Girizgâh
02- Yiyin Efendiler
03- Muhibbana Bak
04- Kara Şemsiyeliler
05- Boğazında Hakik Var
06- Bedava
07- Bozarık Bozarık Dağların Otu
08- Cenk Sanatımız, Su Meşhedimiz
09- Obama
10- Vazgeçtim Bu Dünyadan
11- Diktatörleri Seviyorum Kayıtsız Şartsız
12- Hazır Ol Vaktine Nemse Kralı

Albüm Adı: CÖNK I MEYDÂN
Neşir Tarihi: 10.04.2026
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Şiirler: Fazıl Hüsnü Dağlarca, Tevfik Fikret, Edib Harâbî, İsmet Özel, Orhan Veli, Ah Muhsin Ünlü, Shakespeare, Hasan Aktaş, Karac’oğlan
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Âdem İZ

Hazır Ol Vaktine Nemse Kralı (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Hazır Ol Vaktine Nemse Kralı’nı dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Hazır Ol Vaktine Nemse Kralı
Neşir Tarihi: 09.04.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Karac’oğlan (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Karac’oğlan]
Hazır ol vaktine Nemse Kralı
Yer götürmez askerle geliyor
Patriklerin inmiş tahttan diyorlar
Bir halife kalmış o da geliyor

Yetmiş bin (var) siyah postal geyecek
Seksen bin (var) Allah Allah diyecek
Doksan bin (var) tatlı cana kıyacak
Yüz bini de Tatar Han’dan geliyor

Gelen Ahmet Paşam kendidir kendi
Atmış bin dalkılıç küsuru cündi
Kaçma kâfir kaçma ölümün şimdi
Hacı Bektaş Veli kalkmış geliyor

Şevketli efendim sultânım vezir
Atmış bin kılıçlı yanında hazır
Deryalar yüzünde boz atlı Hızır
Benliboz’a binmiş, o da geliyor

Karac’oğlan der ki, burda durulmaz
Güleç yüze tatlı söze doyulmaz
Gökteki yıldızdan çoktur sayılmaz
Yedi iklim dört köşeden geliyor

[BENT]
Kırat binsin meydanlara
Kan yürüsün damarlara
Selam olsun yâranlara
Karlı dağlar, yol vere!

Kılıç çıksın kınından
Yiğit geçsin canından
Dönmek yoktur şânından
Kanlı meydan, yol vere!

Tatar Han’dan atlı gelir
Sanki kuş, kanatlı gelir
Her yanı pusatlı gelir
Yaban eller, yol vere!

Yelesini tarar rüzgâr
Nalı taşa kıvılcım kor
Dizginini tutması zor
Sarp kayalar, yol vere!

Üçler, Beşler, Yedilerle
O mübarek velilerle
Serdengeçti delilerle
Şu gök kubbe, yol vere!

Kılıç taşa çalınınca
Zafer marşı çalınınca
Hakk’ın emri alınınca
Tunç kapılar, yol vere!

Gözümüzde uyku yoktur
Sinemizde korku yoktur
Bundan özge ülkü yoktur
Kara geceler, yol vere!

Üç tuğlu paşa gelir
Dağları aşagelir
Sel olup taşagelir
Yedi düvel, yol vere!

Resul sancak başında
Görsen her bir düşünde
Aşkı yanar döşünde
Arşıâlâ, yol vere!

Allah adı yayılsa
Kullar Hakk’a eğilse
Bin kez canım alınsa
Kara toprak, yol vere!

Bedir’den gelenler var
Yüzümüze gülenler var
Hakk’ı bizle bilenler var
Erenler hey, yol vere!

Kelle koptu, gövde düştü
Can kuşları daldan uçtu
Felek bizden yana seçti
Kanlı ırmak, yol vere!

Özgür’üm der, bu son sefer
Arkamızda bin nefer
Ya şehadet ya zafer
Cümle âlem, yol vere!

[ŞİİR, Karac’oğlan]
Hazır ol vaktine Nemse Kralı
Yer götürmez askerle geliyor
Patriklerin inmiş tahttan diyorlar
Bir halife kalmış o da geliyor

Yetmiş bin (var) siyah postal geyecek
Seksen bin (var) Allah Allah diyecek
Doksan bin (var) tatlı cana kıyacak
Yüz bini de Tatar Han’dan geliyor

Gelen Ahmet Paşam kendidir kendi
Atmış bin dalkılıç küsuru cündi
Kaçma kâfir kaçma ölümün şimdi
Hacı Bektaş Veli kalkmış geliyor

Şevketli efendim sultânım vezir
Atmış bin kılıçlı yanında hazır
Deryalar yüzünde boz atlı Hızır
Benliboz’a binmiş, o da geliyor

Karac’oğlan der ki, burda durulmaz
Güleç yüze tatlı söze doyulmaz
Gökteki yıldızdan çoktur sayılmaz
Yedi iklim dört köşeden geliyor

Eskiler Alıyorum (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Eskiler Alıyorum’u dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Eskiler Alıyorum
Neşir Tarihi: 06.04.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Orhan Veli (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Orhan Veli]
Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam

[BENT]
Eskiler alıyorum kapı kapı
Hüzünleri, kırık sandalyeleri…
Parlatıp parlatıp geceye asıyorum
Yıldız yapıyorum hepsini

Sonra oturup şiir yazıyorum
Şiir verip gökyüzü alıyorum
Gökyüzünü satıp bir kadeh musiki
Musiki ruhun gıdasıdır, biliyorum

Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum
Ne yıldız kalıyor ne de eskiler
Dünya dönüyor, ben dönüyorum
Şu geniş zamanda tek derdim bu

Eskiler alıyorum
Verip yıldız yapıyorum
Yıldızları bozdurup
Musikiye sayıyorum

Musiki ruhun gıdası
Ben ruhuma bakıyorum
Karnım doyunca birden
Oturup şiir yazıyorum

Şiiri kimse almıyor
Yine eskiye kalıyorum
Bu düzen böyle dönerken
En çok şunu istiyorum

[ŞİİR, Orhan Veli]
Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam

Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam
Bir de rakı şişesinde balık olsam

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

bal des pendus (Yeni Tekli, Mine’l)

📁 Kategori: Yeni İşler

bal des pendus’yu dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: bal des pendus
Neşir Tarihi: 04.04.2026
Söz Yazarı: Arthur Rimbaud (Şiir)
Altyapı & Miksaj & Mastering: Âdem İZ
Sözler:

Balıkçıl darağacında
Selahattin’in şövalyeleri
Dansediyor, dansediyor
Şeytan’ın şövalyeleri.

Yüzleri buruşuk, küçük, kara kulakları
Çekmiş sayın Belzebuth bir iple gökyüzüne
Oynuyorlar şakırdadıkça kunduraları
Tutulmuşlar bir Noel ezgisinin hüznüne.

Kara orglar gibi ince, uzun kollarını
Bak şimdi kucaklıyor çarpık, küçük kuklalar
Bir zamanlar aksoylu hanımların sıktığı
Bilekleri iğrenç bir aşkla dokunmadalar.

Hoyda! şen oyuncular, artık düşünmeyen baş!
Takla atılabilir sehpalar öyle uzun!
Hop! Bilinmesin artık bu ya da dans ya da savaş!
Gıcırdarken kemanı kudurmuş Belzebuth’un.

Ey bundan sonra sandal giymeyecek ayaklar!
Hepsi derilerinden gömleklerini sıyırmış:
Ama böyle çok daha memnun görünüyorlar
Başları üstüne kar beyaz bir şapka örmüş.

Titriyor bir tutam et arık çenelerinde
Çatlak kafalarına sorguç yapmış kargalar:
Çarpıp karton zırhlara gözüpekler, yiğitler
Ölü karanlıklarda sanki dolanıyorlar.

Esiyor balosuna iskeletlerin poyraz!
Darağacı inliyor demirden bir org gibi
Koşuyor ormanlarında aç kurtlar avaz avaz:
Gökyüzü andırıyor kızıl bir cehennemi.

Hoyda, beni de alın yaslı kabadayılar
Kırık parmaklarından geçen sessizce, bir bir
Bir aşk tesbihi solgun omuriliklerinde:
Bura manastır değil, ölüler ülkesidir.

Oh! işte ortasında ölüler dansının bak
Sıçrıyor çılgın bir iskelet gökyüzünde
Sürüklenmiş boşluğa, at gibi şahlanarak
Sanki katı ipi boynunda duruyor yine.

Çatlayan uyluğunda büzmüş on parmağını
Dalgacı gülüşlere benzeyen çığlıklarla
Ve bir soytarı gibi barınağa girip
Sıçrıyor kemiklerin şarkılı balosunda.

Balıkçıl darağacında
Selahattin’in ölüleri
Dansediyor, dansediyor
Şeytan’ın şövalyeleri.

Hece Dergisi, “Şiir ve Rap” Dosyası

Selam,

Hece Dergisi’nin Nisan 2026 (352.) sayısında “Şiir ve Rap” dosyası açıldı. Bu dosyanın soruşturma kısmı için bize de ulaşıp iki sual tevcih ettiler. Davete icabet edip kendi penceremizden cevaplarımızı ilettik.

Dergiyi edinme imkânı bulamayanlar için, cevaplarımızın tam metnini aşağıya bırakıyoruz.

Bizim niyetimiz hep şair kalmaktı.

KvL


1. Türkçe Rap ve Türk Şiiri Münasebeti Üzerine

Sual: Türkçe rap ile Türk şiiri arasında nasıl bir ilişki var sizce? Sözün tarihsel serüveni içinde rap’i şiir geleneğinin bir devamı olarak mı, köklerden bir kopuş olarak mı, yoksa ‘ses’in ritim değiştirmesi olarak mı okumalıyız? Hangi bağlamlarda değerlendirilebilir sizce bu ilişki?

Türkçe rap ve Türk şiirinin münasebetini; “geleneğin devamı” yahut “modern ozanlık” gibi romantik ve sığ mefhumlarla geçiştirmek, asrın getirdiği felaketi görememek demektir. Rap müzik; Türk şiiri ve ananesi nazara alındığında, bir tekâmül değil, trajik bir “irtifa kaybı”dır.

Bu farkı şöyle izah edeyim: Şair; önce sözü, yani manayı yazar. Müzik, o sözün içindeki ahenktir (Aruz/Hece). Söz, kendi müziğini kendi yaratır; mısra, kendi musikisiyle birlikte zuhur eder. Bunun aksini yapana zaten şair değil, manzumeci diyoruz.

Rapçi ise; önce beat‘i duyar. Sözü, o ritmin boşluklarına “doldurur”. Söz, müziğe uymak mecburiyetindedir. Tıpkı manzumeciler gibi. Şiirde müzik sözün hizmetindeyken, rap’te söz müziğin kölesidir.

Ayrıca, Divan’ın aruzu yahut Halk’ın hecesi; insanın kalp atışına, nefes alıp verişine, yani biyolojik ve ruhani ritmine ayarlıydı. O şiirler “insan hızıyla” akar, durur ve demlenirdi. Türkçenin Türkçe olmasını, bu kadar ahenkli bir kıvam almasını sağlayan şeylerdi bunlar.

Rap’in ritmi (4/4’lük loop‘lar) ise Sanayi Devrimi’nin, makinenin sesidir; dijital saati (BPM) esas alır. Velhasıl Türkçeyi bozmakta; onu, yanlış telaffuzlara ve yapısı dahi olmayan cümlelere hapsetmektedir.

Gelgelelim, her gün otobanda 150 km/sa hızla işe gidip gelen, keşmekeşin içinde savrulan bir insanın, arabasında saz semaisi dinlemesini de bekleyemeyiz. Hayat bir bütündür ve paketler hâlinde gelir. Modern hayatın paketi; kaos, hız ve unutuş’tur. Rap müzik, işte bu “hasarlı paketin” ambalaj kâğıtlarından biridir.

Bu yüzdendir ki; rap asla ozanlık ile, “diss” hiciv ile, protest rap koçaklama ile bir tutulamaz. Bunlar farklı medeniyet paketlerinin ürünleridir.

Bizim yaptığımız işe gelince… Bu bahse şuradan dâhil olmalıyız: Ecnebilerin “rapping” dediği şey; esasında bir müzik türünden ziyade, kendine has ritmi olan bir terennüm etme şeklidir. İsmet Özel’in Otoyoldaki Kavşakta Kavrulmuş Ruh Satıcısı şiiri, münasip bir ritimle okunduğunda pekâlâ bir rap parçasına dönüşebilir; fakat bu işe “cevaz verilmeli midir”, işte orasını biz bilmeyiz.

Biz niyet olarak şairiz, ama teknik olarak rapçiyiz. Yani biz, bir şiiri, cebren bir ritmin üzerine giydirmeye çalışıyoruz, az evvel verdiğim İsmet Özel misalindeki gibi. Bu yüzden de yaptığımız işler ekseriyetle “teknik” anlamda kusurlu işler oluyor. Çünkü mana o kalıba sığmıyor, taşıyor.

İsmet Özel’in şiirinin rap olarak okunup okunamayacağı hususuna cevaz verecek kişi kimdir bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz şey şu ki, biz şu an, bir nevi “hile-i şeriyye”ye başvurarak, bu formu (rap formunu) kullanmaktayız. Yaptığımız iş, başkaca bir şey değildir. Hatta diyebiliriz ki; bizler KvL olarak, düşen bir uçakta, yolculara son dualarını hatırlatmaya çalışmaktan başkaca bir iş yapmıyoruz.

2. İlham Kaynakları ve Şairler Üzerine

Sual: Şarkılarınıza, müziğinize etkisi bağlamında ilham aldığınız, okuduğunuz, sevdiğiniz şairler var mı? (Bahse konu isimlerin, sizdeki karşılıkları bağlamında hangi hususiyetleriyle öne çıktıklarını da duymak isteriz.)

Bu sualinize icabet etmemeyi, sükût etmeyi tercih ederiz.

Zira gönlümüzde taht kurmuş o devasa isimleri; içinde debelendiğimiz bu “modern gürültü”ye, bu “hız ve tüketim” panayırına meze etmek istemeyiz.

Onları kendi yüksek irtifalarında, fildişi kulelerinde ve o muazzam sessizliklerinde bırakmak, onlara duyduğumuz hürmetin ve haddini bilmenin bir gereğidir.

Bizim ilhamımız şairlerden ziyade, şiirin o “kayıp gitmiş” heybetine ve “kelimenin sessizliğine” duyduğumuz yakıcı hasrettir.

Yiyin Efendiler (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Yiyin Efendiler’i dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Yiyin Efendiler
Neşir Tarihi: 02.04.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Tevfik Fikret (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[1. BENT]
Buyurun beyler, ağalar
Yiyin tıksırana kadar
Hem kalırsa tabakta
Sonra arkanızdan ağlar

Bakın bu hanlar sizin
Bu kanlı akşam sizin
Tıksırın da patlayın
Saltanat, saray sizin

Ağzınızdan yağ akıyor
Ses geliyor şapır şupur
Önlerinize serilmiş bak
Mülk-ü devlet gıcır gıcır

[ŞİİR, Tevfik Fikret]
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

[2. BENT]
Nimet size müftehir
Bal yerine bu zehir
Hakkıdır gazanızın
Yansın arkada şehir

Haramı bal eyleyip
Helali el belleyip
Sırtımıza binenler
Gezerler el sallayıp

Efendiler, buyurun
Karnınızı doyurun
Millet can çekişirken
Siz de hüküm buyurun

Kavi mide, sıcak aş
Gözünüzde yok bir yaş
Atıştırın beyler hey
Sönmeden şu son ateş

Helal haram seçmeyin
Soğuk sular içmeyin
Ekin sanıp milleti
Orak vurup biçmeyin

Sadabad’da lale var
Şimdi sarayda ne var?
O gün helva çekenler
Bugün ejder meyve yer

Dün onlar yedi bitti
Bugün sıra sizdedir
Boşalmış devlet küpü
Hakkınızdır, helaldir

Damat Ferit mühürlü
İngiliz’le sihirli
Bugün yerli görünüp
Toprak satar o yerli

Fetva verir efendi
Padişaha kul olur
İşine öyle gelende
Faiz de helal olur

Ot bitmesin burada
Çöl kalsın o gelene
Senden sonra tufandır
Elbet haktır bu sana

Hazmı zordur gururun
Dibi tozlu bu nurun
İntikamı bekliyor
Başında o çukurun

Bal tutan yalar dendi
Meşru oldu haramlar
Millet de ortak sanki
Bu düzen böyle gider

Yiyin efendiler hey!
Bu et ne de tatlıdır
Bilmezsiniz o yenen
Kendi evlâdınızdır

Garson dikildi başa
Hesap kondu masaya
Para geçmez burada
Can koyun şu tabağa

[ŞİİR, Tevfik Fikret]
Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı can-fezâ sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa: mâlini
Vücûdunu, hayâtını, ümidini, hayâlini
Bütün ferâğ-ı hâlini, olanca şevk-ı bâlini.
Hemen yutun düşünmeyin harâmını, helâlini…

Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-nevâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

İhtar ve İlan: KvL Blogu yahut Bloku

📁 Kategori: Duyurular

Zamanın ve eşyanın hızla çürüdüğü bu meşum devirde; sadece seyirci kalmanın hıyanet, sükût etmenin ise cinayet olduğuna hükmettik. 2020 yılında başlattığımız fikrî disiplini, şimdi çok daha sarsılmaz bir nizamla yeniden meydan yerine indiriyoruz.

Bu bir yayın takvimi değil; bu, insana karşı açılmış bir istirdat seferidir. Temmuzun sıcağına dek, haftanın her gününü tahkim eyliyoruz. Siz bizi küstürseniz de biz size küsmüyoruz.

Zihinlerinizi ve saatlerinizi işbu nizama göre ayarlayınız:

HER PAZAR, ÇARŞAMBA, CUMA – Bir Tekli
Temmuz ayına değin her hafta üç akşam saat 20.00’da, şiirimiz rap formunda birer mermi şeklinde namluya sürülecektir.

SALI – Dendikçe Türk Diliyle: Türk’ün Hayatta Kalma ve Hâkimiyet Kılavuzu
Türk’ün beka kılavuzu her salı saat 18.00’da neşredilecek.

PERŞEMBE – Kırılgan Putlar
Kutsi sayılan ne varsa; birer birer baltalayacağımız, sahte ilahların ipliğini pazara çıkaracağımız, o pek kırılgan putlarla hesaplaşma günümüz. Her perşembe saat 18.00’da.

CUMARTESİ – Şiir Okumak İsteyenlere Kötü Haberler
Buralarda epeyidir bir şeyler inşa etmekteyiz. Lakin nicedir olagelen bazı şeyler, bizleri bir poetika yazmaya icbar etti. Her hafta cumartesi akşamı saat 18.00’da, 21 hafta boyunca sürecek olan bu “kötü haberler” peyderpey neşredilecek. Şimdiden geçmiş olsun.

PAZARTESİ –
Dinleneceğiz. 🙂

Bu takvim, bir nizamın ve inadın eseridir. Şartlar değişse de, kalemimiz kanamaya ve haykırmaya devam edecektir. Bizler buradayız. Sizleri de bekleriz. Selametle kalasınız.

Diktatörleri Seviyorum Kayıtsız Şartsız (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Diktatörleri Seviyorum Kayıtsız Şartsız’ı dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Diktatörleri Seviyorum Kayıtsız Şartsız
Neşir Tarihi: 30.03.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Hasan Aktaş (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[BENT]
Çekildik hane-i dile, kilitledik kapıyı
Dedik ağyar dışarıda, biz içerideyiz gayrı
Lakin baktık içerisi dışarıdan da kalabalık
Soyunalım dedik mâsivâdan, üryan kalalım

Vahdet denizine dalacaktık sözde
Amma gel gör ki uyuyakalmışız şezlongda
Yandığımızla kaldık işte, nasip olmadı pişmek
Şeytanla masaya otursak, hesabı biz öderiz elbet

Şu betonarme tekkede yapışmış ruhumuza
Ne kadar kazısak nafile, o kadar kanıyor tırnak da
Bir riyazet hâli çöktü üstümüze çoktandır
Ama sanma takvadan, sanma ki aşktandır

Şimdi diktatörleri seviyorum kayıtsız şartsız
Düşünme zahmetini onlar alıyorlar omzumdan
Vazgeçtim ben çoktan o nafile arzumdan
Ne irade isterim artık ne de kuru bir inat

Diktatörleri evet seviyorum kayıtsız
Onlar dur deyince durur kalbimdeki o hırsız
Seviyorum onları artık, bir tanrıyı sever gibi
Hezimetim tamdır benim, sorgusuz sualsiz

Çarmıha gerek yok artık, çiviye gerek yok aga
Kendi kendimizi astık biz zamanın ipine
Beklemiyoruz gayri göklere ağmayı, derdimiz
Şu dünyada insan gibi durmayı becerebilmek

[ŞİİR, Hasan Aktaş]
diktatörleri seviyorum kayıtsız şartsız
onlar asrî feodallere büyük hizmet ediyorlar
Kur’an-ı Kerim’den fırlamış mü’minler gibi
rejime başladım: kilo veriyorum halvetsiz
çarmıhtan indirilmiş isa gibi
gökyüzüne ağıyorum. Halvethânemiz
keşif ve kerametler bekliyor kâşiflerden