Bayrak hadisesinin ardından Yzb. Andre şehri gezmeye çıkar. Nakıp Caminin musalla taşında uzanmakta olan Aşıklıoğlu Hüseyin’in yanından geçerken kendisine aldırmamasına şaşırır. Birkaç defa tekrar geçer durum aynıdır. Aralarında uzunca bir konuşma geçer. Konuşmanın bir kısmı şöyledir:
Yzb. Andre: “(…) Sizin böyle şeyler düşünmenize gerek yoktur. Ben memleketinizi çok iyi yöneteceğim. Memleketinizi yükseltmek için; yollar, okullar ve hastaneler yaptıracağım. Sizleri zenginliğe kavuşturacağım. Bak bu seyisim de Müslümandır. Kendisine sor. Ben daha önce bulunduğum yerlerde ne kadar iyi muamele yapmışımdır. Türkleri ne kadar sevdiğimi o anlatsın.”
Aşıklı Oğlu Hüseyin: “Hacet yok! O dini bütün bir adam olsaydı senin arkana düşmezdi. Hem biz Adana’da, Osmaniye’de yaptıklarınızı çok iyi biliyoruz. Fırsat bulursanız burada da aynı şeyleri uygulayacağınızdan şüphemiz yoktur. Fakat şunu iyi bilmelisin ki burada sizden ve yandaşlarınız olan Ermenilerden onların da öcünü alacağız. Maraş bize mezar olmadan düşmana gülizar olamaz.”
hangi kitap ya da yazıdan alıntı biliyor musunuz?
Aşıklıoğlu ile Yzb. Andre’nin bu karşılaşması birçok kaynakta geçiyor. Ali Rıza Efendi’nin hatıratına bakılabilir. Şurada, konuşmanın tam metni var: https://teketekhaber.com/sahibini-arayan-madalya-28423h.html
“Hadi ben çocuklara bir yara göstereyim
Annemin bilmediği
Altı çeşit maskesi olan adamlardan korkmalı
çocuklar silahlılardan değil.
Altı çeşit maske kandırılması gereken altı
adam demektir
Kandırmak çok demokratik bir eylemdir.
Hadi ben çocuklara bir doğru söyleyeyim hiç duymadıkları
Kırk gün yas bekleyeyim başlarında
Himmet eylesin ulular pirler başlarımıza.”
– Reşit Ulaş (Ya Rahmet Ya İncirlik)