Son Güncelleme: 10.03.2026
Nüsha-i âşufte-i dîvân-ı ömrüm sorma hîç
Hat galat imlâ galat inşâ galat ma’nâ galat
İtikadımızca, lisanın ehemmiyetini idrak etmiş bulunuyoruz; nitekim isimleri Âdem aleyhisselam’a Allahutaala öğretmiştir. Bu sebeple her şey ismiyle müsemmadır. İsim verebiliyor oluşumuz ünsiyetimizle doğrudan alakalı. İnsan, konuştuğu şeye dönüşür. Kullandığı kelimeler, kurduğu cümleler, tekellüm ettiği lisan; beşeri, insan mertebesine nakleder. Oradan da -talip olanlar ve mürüvveti olanlar- daha üst mertebelere çıkabilirler. Dünyadaki binlerce dil arasından konuştuğumuz dil Türkçe. Dilimiz bizim ilimiz, Türkçe bizim vatanımızdır. Türkîce, bin küsur senedir bizi biz yaptı. İtikadımız üzre mana kazanan, aruz vezni ile şekillenen raksan lisanımız dillerden bir dil değildir. İnsanlıktan daha üst mertebeye talip olanların lisanıdır. Kendilerini kâinatın, vatanını da cihanın merkezine koyamayan, zevkiselimini yitirmiş kimselerin asla idrak edemeyeceği bir mesele bu. Onlar ‘savaş’ ile ‘harb’i, ‘kırmızı’ ile ‘al’ı eş anlamlı zannededursunlar; biz kelimelerle hemhâl olalım. Cumhuriyetin ilk senelerinde uydurulan belki binlerce kelime ve ek var. Gayrimüslim dillerinden alınan zevksiz ve sığ kelimeler var. İtikadımızla tezat oluşturan kelimeler var. Burada, fark ettiğimiz, kulaklarımızı tırmalayaduran bu kelimelere yer verdik ve sizinle paylaşmak istedik. Zevkiselimimizi yitirmeyelim inşallah. Bir de gündelik siyaset içerisinde boğulmadan, bin yıldır kullanageldiğimiz elifbayı; bu elifba ile yoğrulagelmiş lisanımızı, Yunusların, Karac’oğlanların, Fuzulîlerin, Nâbîlerin, Orhan Velilerin bu elifba ile düşünmüş ve yazmış olduğunu; her bir kelimenin üzerine binlerce âlimin, hafızın, ümeranın, şairin tefekkür etmiş olduğunu; gâvurların kulaklarına dahi, bu lisan-ı Türkînin tınısının bir melodi gibi geliyor oluşunu; Dil Kurumunun tahayyülündeki gibi, dillerin uydurularak oluşmuş lafızlardan ibaret olmadığını; Türkçeden Kur’anî kelimelerin tardedilmesi tasavvurundan Cumhuriyetin henüz ilk senelerinde vazgeçilmesine rağmen 27 Mayıs ile birlikte bu tasavvurun tekrardan devletin resmî siyaseti hâline getirilişini, Kur’an ve hadisler olmadan Türklerin ‘edemeyeceğini’, ‘eyleyemeyeceğini’, ‘yazamayacağını’, ‘geçemeyeceğini’, ‘olamayacağını’ unutmayalım.
Buradaki kelimeler, müteradif değil, yani birbirleri yerine eş manalı olarak kullanılabilecek tıynette kelimeler değil. Yani ‘yanıt’ ile ‘cevap, ‘sorumluluk’ ile ‘mes’uliyet’ müteradif zannedilmesin. Biz yanlışı doğru ile tahvil etme niyetiyle bu ‘lügat’i oluşturduk. Bunu söylerken de sol taraftaki kelimelerin tümüyle yanlış olduğunu da iddia etmiyoruz, basitçe diyoruz ki -uydurukça olanlar hariç- bu kelimeler bizim kastettiğimiz manayı taşıyamaz, bu bakımdan yanlıştırlar.
Uydurukçaları kalın, tarzancaları meyyâl (italique) yazı tipi ile yazdık. Biiznillah, giderek daha çok kelime ekleyecek, lügati genişleteceğiz.
- …sel/sal (Siyasal – Kimyasal): …î (Siyasi – Kimyevi)
- A4 kâğıdı: Esericedit kâğıdı
- A’dan z’ye: Elif’ten be’ye
- Abartı: Mübalağa
- Abartılı: Mübalağalı, fahiş
- Abdominal: Karın, batın
- Abone: Müşterek
- Absorbe etmek: Massetmek (Emmek, içine çekip yok etmek), hazmetmek
- Absürt: Saçma, malayani, abes, gayrimakul
- Absürt komedi – Shitpost: Hezeliyat
- Acıklı: Elim, feci
- Acıtasyon (Duygu sömürüsü): Teşneimerhamet (Merhamete susamışlık), dilencilik
- Acun – Evren – Kozmos: Kâinat, cihan, âlem
- Açı: Zaviye
- Açık artırma: Mezat
- Açıklama: İzah, tafsil, şerh, izhar
- Açıklayıcı: Muzih
- Açılış: Tören, küşat
- Açımlamak: Şerh etmek
- Açınım: İnkişaf
- Adapte: Müntabık
- Adapte olmak: İntibak etmek
- Adaptasyon: İntibak
- Aday: Namzet
- Adıl: Zamir
- Adisyon: Hesap pusulası, pusula
- Adlandırmak: Tesmiye etmek
- Admin (Yönetici): İdareci, mesul
- Aforizma: Vecize
- Agnostisizm: Laedriye
- Agresif – Saldırgan: Mütecaviz, azgın, şirret, hırçın, celalli
- Ajan: Casus, hafliye
- Ajanda: Muhtıra
- Ajitasyon: Tahrik
- Akademik: İlmî
- Akıcı – Akışkan: Seyyal, mâyî
- Akıl yürütme: Muhakeme (Hüküm verme vetiresi), istidlal (Delile dayanarak netice çıkarma)
- Akım: Cereyan, seyyale
- Akım (Fikir): Cereyan, meşrep, ekol
- Akış: Seyir, cereyan
- Akış (Feed/Stream): Seyir
- Akreditasyon: Salahiyet verme, ehliyet tanıma, denklik, itibar
- Akreditif: İtimat mektubu
- Akrostiş: İstihraç, tevşih
- Aksama: İnkıta, sekte
- Aksan: Şive, lehçe
- Aksesuar: Ziynet, füruat, teferruat
- Aksiyon: Hareket, amel, fiil, faaliyet
- Aksiyon almak: Teşebbüse geçmek, harekete geçmek
- Aksiyona geçmek: Harekete geçmek
- Aksiyonel: Hareketli, faal
- Aktarım: İntikal (Geçiş), tevarüs (Miras yoluyla geçiş)
- Aktarma: Nakil
- Aktif: Faal, müessir, canlı
- Aktivasyon: Faal kılma, canlandırma
- Aktivist: Faal üye
- Aktivite – Etkinlik: Faaliyet
- Aktivizm – Eylemcilik: Fiiliye
- Aktör: Mümessil
- Aktör (Siyasi): Fail
- Aktüalite: Havadis
- Aktüel: Yevmî, güncel, hâlihazır
- Aktüel (Dergi): Mecmua
- Aktüerya: Risk hesabı
- Alacak: Matlup
- Alan: Saha, mecra, zemin, meydan
- Alan (Kapsam): Şümul
- Alan Ölçümü: Mesaha
- Alarm: İkaz, teyakkuz (hâl)
- Alaşım: Halita
- Albay: Miralay
- Alçak gönüllü: Mahviyetkâr, mütevazı
- Alçaltıcı: Zillet, mezellet
- Alfabe: Elifba
- Algı: İdrak, telakki
- Algı kasmak: Tezvirat (Yalan dolanla ortalığı karıştırma), fitne
- Algı operasyonu: İfsat, tezvirat
- Algı yönetimi: Zihin çelme, ifsat
- Algılamak: Derç etmek, idrak etmek
- Algoritma: Usul, tertip, hesap kaidesi
- Alıntı: Muktebes
- Alıntı yapmak: İktibas etmek
- Alışılageldik: Mutat
- Alışkanlık: Âdet, itiyat, iptila, meleke
- Alışkın: Aşina
- Alışveriş: Ahzüita (Almak ve vermek), mübadele
- Alıştırma: Talim, temrin
- Alkol: Müskirat (Sarhoşluk verenler)
- Alternatif: Bedil, şık, çare, yol
- Alternatif akım: Mütenavip cereyan
- Alternatif tıp: Tıbbınebevi, ananevi şifa
- Amaç: Hedef, maksat, dilek, istek, gaye, murat, niyaz
- Amaçlamak: Hedeflemek, kastetmek
- Amaçsız: Gayesiz, başıboş, heder
- Amatör: Heveskâr, hevesli
- Amatörce: Acemice, iptidaî
- Ambalaj: Mahfaza, kışır, zahir
- Ambargo: Müeyyide, abluka, men, meniticaret
- Ambiyans: Hava, âlem, havâyınas, muhit
- Amblem: Alametifarika (Ayırt edici işaret), remiz, alamet
- Ambulans: Cankurtaran
- Amorti etmek: Karşılamak, itfa etmek
- Amortisman: Yıpranma payı
- Anafor: Girdap, burak
- Analitik: Tahlilî
- Analitik geometri: Hendeseitahliliye, tahlilî hendese
- Analiz: Tahlil
- Analiz (Zihinsel): Tahlil, mütalaa
- Analizör: Mühallil
- Analjezik: Müsekkin (Sakinleştiren, ağrı kesen)
- Anarşi: Kargaşa, hercümerç, fevza
- Anarşist: Fevzacı (Kargaşa çıkaran), müfsit
- Anatomi: Teşrih (Yarıp inceleme ilmi)
- Anayasa: Kanuniesasi, teşkilatıesasiye
- Anekdot: Fıkra, kıssa, menkıbe
- Anemi: Fakrüddem
- Anestezi: Tebnir (Uyuşturma – Tıbbıkadim)
- Angaje olmak: Taahhüt altına girmek
- Angarya: Sühre (Zorla yaptırılan iş)
- Anı: Hatıra, hatırat
- Anımsamak: Hatırlamak, yâd etmek
- Anımsatıcı: Müzekkir
- Anıt: Abide
- Anıtsal: Abidevi
- Animasyon: Canlandırma
- Anket: İstifta (Fikir sorma)
- Anksiyete: Evham (Kuruntu), hafakan (Göğüs daralması), vesvese (İç şüphe)
- Anlak: Zekâ, feraset
- Anlaklı: Zeki, fatin
- Anlam: Mana, meal
- Anlam bilim: Delalet, ilmimana
- Anlamdaş: Müteradif
- Anlamlı: Manidar, manalı
- Anlamsız: Manasız, abes
- Anlaşılır: Vazıh (Açık seçik), mübin
- Anlaşılmaz: Muallak (Asılı kalmış, netleşmemiş), muğlak
- Anlaşma: İttifak
- Anlaşmazlık: İhtilaf, çekişme
- Anlatı: Hikâye, rivayet, tahkiye
- Anlatım: İfade, tabir
- Anlatım (Üslup): Eda
- Anlık (Snap): Lahzi
- Anmak: Zikretmek
- Anomali: Şüzûz (Kaide dışılık, aykırılık), hilafıâdet
- Anonim: Laedri, meçhul
- Anonim Şirket: Şirketimefule (Eski hukukta)
- Anons: Duyuru, nida, tefhimat
- Anons etmek: İlan etmek, tefhim etmek, duyurmak
- Anormal – Normal: Gayritabii – Alelade
- Ansiklopedi: Kamus, malumat külliyatı
- Antagonizm: Husumet, zıtlık
- Antet: Başlık, serlevha
- Anti: Muzad
- Antiklor: Muzaddıklor
- Antipatik: Sakil (Ruha ağır gelen, çirkin, sevimsiz), nahoş, soğuk, itici
- Antiseptik: Muzaddıtaaffün
- Antitez: Karşı tez, mukabil dava
- Antlaşma: Mukavele, ahit
- Antoloji: Güldeste, müntehebat
- Antre: Medhal
- Antrenman: İdman
- Antrenmanlı: İdmanlı
- Antrenör: Mürebbi, çalıştırıcı
- Antrepo: Mahzen, ardiye
- Antropoloji: Mebhasülbeşer
- Antrparantez: İstitrat (kabilinden)
- Apartman: Akâret
- Apartman görevlisi: Kapıcı
- Apolet: Omuzluk
- Apolitik: Lasiyasi, bitaraf
- Apse: Çıban, dümbel
- Aracı: Kabzımal, vasıta, mutavassıt
- Araç: Vasıta
- Araçsallaştırmak: Vasıta kılmak
- Aralık (Ay): Kanunuevvel
- Aranje: Tertip
- Aranje etmek: Tanzim etmek, düzenlemek
- Arasöz: İstitrat
- Araştırma: Tahkikat
- Araştırmacı: Müdekkik
- Ardıl: Halef
- Ardışık: Mütevali
- Arena: Meydan, er meydanı
- Argüman – Kanıt: Delil, ayet, burhan, hüccet, güvah, karine
- Argüman (Mantık): Kaziye (Önerme)
- Arınma: Tezkiye (Nefsi temizleme), taharet (Maddi temizlik)
- Arıtma: Tasfiye
- Aristokrasi: Zâdegânlık, havas zümresi
- Aristokrat: Zâdegân
- Aritmetik: Hesap
- Arkeolog: Atikiyatçı
- Arkeoloji: Atikiyat
- Armağan: Hediye, bahşiş, ihsan, atıye
- Armoni: Ahenk, uyum
- Aroma – Parfüm – Koku: Rayiha, amber, misk
- Artı: Zait, ilave
- Arşiv: Mahzen, mahzenievrak
- Arşivlemek: Hıfzetmek (Saklamak, korumak)
- Artist: Sanatkâr
- Asal: Esas, başlıca
- Asansör: Râfia (Yükselten)
- Asimilasyon: Temessül
- Asimilatör: Mümessil
- Asist etmek: Muavenet etmek
- Asistan: Muavin, yamak (Usta-çırak ilişkisinde), kalfa, muid
- Asit: Hamız
- Asosyal: Münzevi (İnsanlardan kaçıp yalnızlığı seçen), halvetgüzin (Yalnızlığı seçen)
- Asosyallik: Yabanilik (Halk ağzı), uzlet (Tercihli yalnızlık)
- Asparagas: Uydurma, balon haber, tezvîrat
- Aspirasyon: Emme, çekme
- Astrofizik: Gök fiziği
- Astronom – Gök bilimci: Müneccim
- Astronomi: Felekiyat
- Aşama: Merhale, kademe, mertebe
- Aşırı: Müfrit, ifrat
- Ataerkil – Patriarşi – Patriarkel: Pederşahi
- Atama: Tayin
- Atamak: Tayin etmek
- Atanmış: Mansup
- Atardamar – Toplardamar: Şiryan, verid
- Atar yapmak – Atarlanmak: Efelenmek, celallenmek, diklenmek
- Ateist: Mülhid (Haktan sapan), münkir (İnkar eden), dehrî
- Atık, kalıntı: Bakıye, artık
- Atılgan: Cevval, bıçkın
- Atılım: Hamle
- Atmosfer: Cevv, hava küre
- Atom: Zerre
- Atölye: İmalathane, dershane (Sanat için), mahfil, ocak
- Aura: Hale (Ayın etrafındaki ışık halkası), nur, şeytan tüyü
- Avans: Pey akçesi, mahsuben
- Avantaj: Rüçhan (Üstünlük/Öncelik), faikiyet, meziyet
- Avantaj sağlamak: Fırsat devşirmek, ganimet bilmek
- Avatar: Timsal, suret
- Avusturya: Nemçe, Nemse
- Ayakkabı: Pabuç, kundura
- Ayar vermek: Teddip etmek (Edeplendirmek, haddini bildirmek)
- Ayıkmak (Fark etmek): Uyanmak, muttali olmak (Haberdar olmak)
- Ayıraç: Mümeyyiz
- Ayırıcı: Farik
- Ayırt etme: Temyiz
- Aydın – Entelektüel: Münevver
- Aydınlatma: Tenvir, tenvirat
- Aygıt: Cihaz, alet, edevat
- Ayıklamak: Tasfiye etmek (Saflaştırmak)
- Aykırı: Mugayir (Hukuka veya hakikate ters), muhalif
- Ayrıcalık: İmtiyaz
- Ayrıcalıklı: Müstesna, imtiyazlı
- Ayırım – Ayrım: Tefrik
- Ayrıksı: Şâz
- Ayrıntı – Detay: Teferruat
- Ayrıntılı: Mufassal, tafsilatlı, tefferruatlı
- Azınlık – Çoğunluk: Ekalliyet-Ekseriyet
- Bagaj: Bohça
- Baget: Çubuk, değnek
- Bağım: Tabiiyet
- Bağımlı: Tâbi, müptela
- Bağımlılık: Mukayyet, tâbiiyet
- Bağımsız: Hür, serbest, müstakil
- Bağımsızlık: İstiklâl
- Bağıntı: Münasebet, izafet
- Bağıntı, Görelik: İzafet
- Bağıntıcılık, Görecilik, Rölativizm: İzafiye
- Bağış: Teberru, hibe, ihsan
- Bağışık – Bağışıklık: Muaf – Muafiyet
- Bağlaç: Rabıt edatı
- Bağlam: Siyak ve sibak (Sözün geliş ve gidişi, bağlam)
- Bağlantı – Kontak: İrtibat, rabıta
- Bağlılık: Rabıta, sadakat
- Bağnaz – Fanatik: Yobaz, mutaassıp
- Bakan: Nazır
- Bakanlık: Nezaret
- Bakım: Tımar (Hayvan ve ağaç için), ihtimam (İnsan ve eşya için)
- Bakış: Nazar
- Bakış açısı – Perspektif: Noktainazar, zaviye
- Bakteriler: Jersûme
- Balans – Denge: Muvazene
- Balkon: Hayat, çardak, tahtaboş
- Ban: Yasak, men
- Bandaj: Sargı
- Bandrol: Damga
- Bankamatik: Vezne (Otomatik vezne)
- Banknot: Kaime
- Banliyö: Civar, kenar mahalle
- Banyo: Hamam, gusülhane
- Banyo yapmak, duş almak: Yıkanmak, yunmak, ağarmak, çimmek, hamam yapmak
- Barış: Sulh (Hukuki), hazar (Savaşsızlık hali), selamet, musalaha
- Barışçıl: Sulhperver
- Bariyer: Mânia, set
- Barometre: Mizanıhava
- Basın: Matbuat
- Basınç: Tazyik
- Baskı: Tazyik (Fiziki), tahakküm (Manevi)
- Baskın (Karakter): Dişli, yaman
- Basma, basılı: Matbu
- Baş yapıt: Şaheser
- Başarı: Muvaffakiyet
- Başarılı: Muvaffak
- Başarmak: Muvaffak olmak
- Başkalaşım: İstihale
- Başkan: Reis, server, mîr, bey, emîr, âmir
- Başkanlık: Riyaset
- Başlangıç: Bidayet, mebde
- Başlık: Serlevha
- Başvuru: Müracaat
- Batarya: Pil, ocak (Topçu ocağı)
- Batı: Garp, mağrip
- Bay: Bey
- Bay bay: Allahaısmarladık, güle güle, sağlıcakla
- Bayan: Kadın, hanım, hatun, hanımefendi, avret
- Baygınlık: Gaflet (Manevi), fenalık (Maddi)
- Bayındır – Bayındırmak: Mamur – imar etmek
- Bayındırlık: Ümran, imar
- Baz: Esas, kaide
- Baz almak: İstinad etmek (Dayanmak), esas ittihaz etmek
- Beceri: Maharet, hüner, marifet
- Beğeni: Takdir, zevk
- Beğeni – Like: Teveccüh (Alaka gösterme), tahsin (Beğenme, güzel bulma)
- Bej: Balrengi, sazrengi
- Beklenti: Umut, gözlemek, intizar
- Belge – Doküman: Evrak, vesika
- Belgeleme: Tevsik etme
- Belgesel: Vesikavi film
- Belgin: Sarih, açık
- Belirgin: Bariz, mütebariz, aşikâr
- Belirleme: Tayin etme
- Belirli: Muayyen (Tayin edilmiş)
- Belirlenimcilik – Determinizm: Muayyeniyetçilik
- Belirteç: Zarf
- Belirti: Âraz, alamet, nişan, işaret
- Belirtmek: Tebarüz ettirmek
- Bellek: Hafıza, zihin, hatır, zakire
- Bencillik: Hodbinlik, enaniyet
- Benzeşim: Teşbih
- Besin: Gıda, rızık, taam
- Betim: Tasvir
- Betimlemek: Tasvir etmek
- Beyincik: Dimağçe
- Biçim: Şekil, suret
- Bildirmek: Tebliğ etmek, ilâm etmek
- Bildiri: Beyanname, tebliğ
- Bileşik: Mürekkep, birleşik
- Bileşke: Muhassala
- Bilgi: Malumat (Dağınık bilgi), ilim (Sistematik bilgi), irfan (Hikmetli bilgi)
- Bilgin: Âlim, bilge
- Bilim: Marifet, tecrübi ilim
- Bilinç: Şuur, izan
- Bilinçaltı: Tahteşşuur
- Bilinçli: Müderrik (İdrak eden), şuurlu
- Bilinen: Malum
- Bilinmez: Meçhul
- Binek hayvan: Binit, merkep
- Birey: Fert
- Bireyci – Endividüalist: Ferdiyetçi
- Bireycilik – Endividüalizm: Ferdiyetçilik, ferdiye
- Bireysel: Ferdî
- Birikim: Müktesebat, teraküm
- Birleşikgiller: Mürekkebe
- Birleşim: İttifak, inzimam
- Bisiklet: Çifteker
- Bitki: Nebat
- Bitkisel: Nebatî
- Biyografi: Tecümeihâl, serencam
- Biyoloji: Hayatiyat
- Bloke etmek: Haczetmek, durdurmak
- Blokhavz: Küçük istihkâm, korugan
- Botanik: Nebatat
- Boykot: Mokata’a (İlişkiyi kesme)
- Bölge: Mıntıka, havali, saha, alan
- Bölgesel: Mıntıkavî, mahallî
- Bölüm – Departman: Kısım, fasıl, şube
- Brainstorming (Beyin fırtınası): Fikir harmanı
- Branş: Dal, şube, ihtisas
- Brifing: Malumat arzı, hülasa
- Broşür: Risale (Küçük kitapçık), cönk, icalet
- Bröve: Nişan
- Bulgu: Emare (İz, belirti)
- Buluş: Keşif, icat
- Bulaşıcı: Sâri
- Bulaşmak: Sirayet etmek
- Bunalım: Buhran, hafakan, sıkıntı
- Bünye: Fıtrat
- Büro: Yazıhane, kalem
- Bürokrasi: Kırtasiyecilik (İşleri yokuşa sürme manasında)
- Bütçe: Muvazene (Gelir-gider dengesi)
- Cafe/Kafe: Kahvehane (Erkekler için), kıraathane, muhabbethane
- Canlı (Yayın): Naklen
- Catering: İaşe, yemek ikramı (Servisi)
- Caymak: Vazgeçmek
- Cinsel: Cinsî, şehevî
- Challenge: Meydan okuma, iddialaşma
- Chat: Hasbihâl (Hâlleşme), muhabbet, sohbet, çene çalmak
- Check etmek: Yoklamak (Hasta “yoklanır”, hatır “yoklanır”.)
- Check-in: Duhul kaydı (Giriş kaydı), kayıt
- Check-out: Huruç (Çıkış), hesap kesme
- Check-up: Umumi muayene, tepeden tırnağa tetkik
- Chill / Chill takılmak: Yayılmak, keyif çatmak, ense yapmak
- Click: Tık
- Cool görünmek: Ağır takılmak, fiyakalı olmak
- Cop / Jop: Değnek
- Copyright: Telif hakkı
- Cover (Müzik): Tanzim, yeniden yorumlama
- Crash olmak (Aşık olmak/Tutulmak): Abayı yakmak, tutulmak, vurulmak, meftun olmak
- Cringe (Utanç verici): Hicap verici, yüz kızartıcı, sakîl (ruha ağır gelen, çirkin), süfli (Aşağılık/Bayağı)
- CV: Tercümeihâl (Hayat hikâyesi), şecere (Geçmiş dökümü)
- Çaba: Gayret, didinme, ceht
- Çağ: Asır, devir, zaman
- Çağdaş – Modern: Muasır (Aynı asırda yaşayan), asrî (Zamana uygun)
- Çağrı: Davet
- Çağrışım: Tedai (Bir mananın başka bir manayı davet etmesi)
- Çalıştay: İstişari içtima
- Çap: Kırat, kalibre (İnsan için: “Kıratı yetmez”)
- Çapraşık: Muğlak, girift
- Çarpık (İlişki/Kentleşme): Gayrimeşru (İlişki), düzensiz/viran (Şehir)
- Çekici: Cazip
- Çekimser: Müstenkif
- Çelişki: Tenakuz, tezat
- Çeşitli: Muhtelif
- Çeviri: Tercüme
- Çevirmen – Çeviren: Tercüman – Mütercim
- Çevrimiçi (Online): Hatta, hazır, hazır kıta, mevcut
- Çıkar: Menfaat
- Çıktı (Output): Hasıla, netice, semere
- Çizelge: Cetvel
- Çizim: Tersim
- Çoğul: Cemi
- Çoğulcu (Siyasi manada): İştirakçi
- Çoğunluk – Azınlık: Ekseriyet – Ekalliyet
- Çok yönlü: Çok cepheli, mütaaddit
- Çözüm: Çare, hâl
- Çözümlemek: Tahlil etmek, halletmek
- Damping: Tenazil, ucuzluk
- Danışman: Danişment, müşavir
- Danıştay: Devlet şûrası
- Data: Malumat, muta
- Date (Date’e çıkmak): Görüşme, buluşma, hasbihâle çıkmak, gönül yoklamak, görüşmeye gitmek
- Davranış: Amel, muamele
- Dayanak: Mesnet, isnat
- Dayanıklılık: Metanet
- Dayanışma: Tesanüt
- De fakto: Bilfiil, fiilen
- Deadline: Mühlet, vade, son gün
- Dedikodu: Gıybet, kılükal
- Dedikoducu: Kovcu, gıybetçi, gammaz, nemmam, dilçeviren
- Defans: Müdafaa
- Deforme: Bozulmuş
- Değer: Kıymet
- Değinmek: Temas etmek
- Dejenerasyon: Tereddi, tefessüh (Ahlaki çürüme), yozlaşma (Kültürel)
- Dekan: Âmid
- Deklarasyon: Beyanname, ilan
- Dekorasyon: Tezyinat
- Delegasyon: Heyet
- Delege: Murahhas
- Demagoji: Lafazanlık, mugalata
- Demeç: Beyanat
- Demo: Numune, deneme nüshası
- Demode: Köhne, modası geçmiş, antika
- Demoralize: Fütur getirmiş (Bezgin), ye’se kapılmış, küskün, kırgın
- Denetim – Kontrol: Murakabe
- Deney: Tecrübeifenniye, fennî tecrübe
- Deneyim: Tecrübe
- Deneysel: Tecrübî
- Denge – Balans: Muvazene
- Departman – Bölüm: Kısım, şube, ocak
- Deplasman: Dış saha, gurbet
- Deprem: Zelzele
- Depresif: Gamlı, kederli, mahzun, melankolik
- Depresyon: Hafakan, ye’s, inkisarıhayal, kara sevda
- Dergi: Mecmua
- Desen: Nakış, nigâr
- Despot, diktatör: Zorba, müstebit
- Destroyer: Muhrip
- Detay – Ayrıntı: Teferruat
- Determinant: Dâlle (matematik)
- Determinizm – Belirlenimcilik: Muayyeniyetçilik, icabiye
- Detoks: Perhiz, arınma
- Devrim: İhtilâl, inkılap
- Dezenformasyon: Tezvirat (Yalanla ortalığı karıştırma), fitne
- Dezavantaj: Mahsur, mani
- Dış (External): Haricî, zahirî
- Dışkı: Gaita, kazurat
- Dışlamak: Dikkate almamak, kale almamak, tardetmek, itibar etmemek, hariçte tutmak, teb’id etmek
- Dikey: Amudi
- Dilekçe: Arzuhâl
- Dilemma – İkilem: İkircim, tasım, kıyasımukassim
- Dinamik: Kuvvani
- Dinamizm: Kuvvaniyet
- Direkt: Doğrudan, dosdoğru, diktepe
- Direnç: Mukavemet
- Dişil – Eril: Müennes – Müzekker
- Diyalektik: Cedel
- Diyalog: Hasbihâl, muhavere (Karşılıklı konuşma)
- Dizayn – Tasarım: Tertip, tanzim, tasavvur
- Dize: Mısra
- Dizi (TV): Tefrika (Eskiden gazetede parça parça yayınlanana denirdi)
- Dizgi: Tertip
- DM (Direct Message): Hususi, hususi mesaj, şahsi mesaj
- Doçent: Muallim, muallime
- Dogmatizm – İnakçılık: Îkaniye
- Doğa: Tabiat
- Doğaüstü: Tabiatüstü, fevkalade
- Doğal: Tabii
- Doğaçlama – Spontane: İrticalen, tuluat
- Doğrulamak: Teyit etmek
- Doğuştan: Fıtri
- Doğuştancılık – Nativizm: Fıtriye
- Doktrin – Öğreti: Meslek
- Doktor: Hekim, tabip
- Doku: Nesiç
- Dokunulmazlık: Masuniyet
- Dolaşım: Deveran
- Dolaylı – Endirekt: Bilvasıta
- Dominant: Hâkim, baskın, mütehakkim
- Donanım – Ekipman: Teçhizat
- Done (Veri/Bilgi): Malumat, ipucu, karine
- Donuk: Mat, sönük, feri gitmiş
- Doping: Güç verici
- Doyum: Tatmin
- Doz: Ayar, miktar, kıvam
- Doküman – Belge: Evrak
- Dönem: Devre, devir (Devreden zaman), zaman
- Dönence: Medar
- Dönüşmek: Tahavvül etmek
- Döşeme: Mefruşat
- Drama (Yapma!): Tatava, yaygara, velvele
- Dramatik: Acıklı, feci
- Duble: Çifte, katmerli
- Duraksama: Tereddüt, duraklama, tevakkuf
- Duruşma: Mahkeme
- Durum: Vaziyet, hâl, ahval
- Duyarlı: Hassas (Hissi olan)
- Duyarsız: Hissiz, gamsız
- Duygu: His
- Duygusal: Hissî, içli
- Duyum: Haber, istihbarat, ihsas, şayia
- Duyuru: İlan
- Düello: Mubâreze
- Düet: Karşılıklı meşk, atışma (Aşık edebiyatında), müşterek icra
- Dürtü: Muharrik, ilca, tahrik eden, saik (Sevk eden), insiyak (İçgüdü)
- Düş (Rüya): Rüya (Görülen), hülya (Kurulan hayal)
- Düşey: Şakulî
- Düşsel: Hayalî
- Düşünce: Fikir
- Düşünsel: Fikrî
- Düşünür: Mütefekkir
- Düzen – Sistem: Nizam, tertip
- Düzenek – Mekanizma: Tertibat
- Düzenlemek: Tanzim etmek, tertip etmek, hazırlamak
- Düzey: Seviye (Suyun durduğu yer), mertebe (Manevi kat)
- Düz yazı: Nesir
- E-mail: Elektronik posta, name, elmek
- Eder: Fiyat, paha
- Edilgen: Meçhul (çatı)
- Edilgi: İnfial
- Editör: Mürettip (Tertip eden), tanzim edici
- Efekt: Malûl, tesir
- Efor: Gayret, ceht, didinme
- Efsane (Legend): Destan, menkıbe
- Egemen – Hegemonya: Hâkim, hâkimiyet
- Egoist – Bencil: Hodbin, nefsperest (Nefsine tapan), nefsani
- Egzersiz: İdman, talim
- Eğilim – Eğilimli: Temayül, meyil / Meyilli, meftun, teşne
- Eğitim – Eğitimci: Tahsil, talim, terbiye / Muallim, mürebbi (Ruhları terbiye eden), hoca
- Eğlence – Eğlenmek: Sefa, meşk, şenlik / Dem sürmek (Vakit geçirmek), gönül eylemek
- Eğretileme – Metafor: İstiare, mecaz
- Ekip: Heyet, kafile, zümre, fırka, takım (Not: Ekip kelimesi Fransızcadır. Bizim kültürümüzde yolculuğa çıkanlara ‘kafile’, bir fikir etrafında toplananlara ‘fırka/zümre’, resmi çalışanlara ‘heyet’ denir.)
- Ekipman – Donanım: Teçhizat, levazımat, takımlar
- Eklem: Mafsal
- Eklenti (Attachment): Lef, merbut (Bağlı olan)
- Ekonomi: İktisat (Tasarruf)
- Eksper: Ehlivukuf, bilirkişi, erbab, muhammin
- Eksi: Nakıs
- Ekstra: Caba, ziyade, fazladan
- Ekstrem – Uç: Aşırı, ifrat, had safha
- Ekvator: Hattıistiva
- Elastik – Esnek: Lâstikî / Müsamaha (Karakter için), tolerans
- Eleştiri – Eleştirmen: Tenkit / Münekkit
- Eleman – Öğe: Unsur, rükün
- Elips – Oval: Söbü (Öz Türkçe), beyzî
- Elit – Seçkin: Havas, güzide, mümtaz, kaymak tabaka
- Emisyon – Yayılım: İntişar (Yayılma), ihraç (Çıkarma), neşriyat (Basım) (Not: Yayılım uydurukçadır, bağlama göre bu üç köklü kelimeden biri seçilir.)
- Emoji: İşmar, remiz, timsal, hâl sureti
- Empati: Hemhâl olmak, hâlden anlamak, haldaş olmak
- Empoze etmek: Telkin etmek (Fikir aşılamak), icbar etmek (Zorlamak) (Not: Dayatmak kelimesi de uydurukçadır, telkin ve icbar işi çözer.)
- Endeks – Dizin – Gösterge: Fihrist, miyar, kıstas, mihenk
- Endirekt – Dolaylı: Bilvasıta
- Endividüalist – Bireyci: Ferdiyetçi
- Endüstri – Endüstriyel: Sanayi / Sınai
- Enerji – Enerjik: Takat, derman, fer, mecal, kudret / Cevval, şevkli, kanı kaynayan
- Enformasyon: Malumat
- Engelli: Mazur, özürlü
- Enstantane: An, lahza
- Enstrüman: Saz, çalgı, alet
- Entegre: Mündemiç (İçkin), meczolmuş, bütünleşmiş
- Entelekt: Müdrike, idrak
- Entelektüel – Aydın: Münevver (Nurlanmış, aydınlanmış), irfan ehli, mütefekkir
- Enteresan – İlginç: Acayip, manidar, calibidikkat, tuhaf, ibretlik
- Enternasyonal – Uluslararası: Beynelmilel
- Epistemoloji: İlm-i eşya, malumat nazariyesi
- Erat: Neferat, efrat
- Erdem: Fazilet
- Ergen: Delikanlı, toy, nevreside
- Ergin: Kâmil, rüştünü ispatlamış, baliğ
- Eril – Dişil: Müzekker – Müennes
- Erişim: Vuslat, vasıl olma
- Eristik – Didişimcilik: Müşagabe, cedelcilik
- Erotik – Kösnül: Şehvani, nefsani
- Erozyon – Aşınma: İtikal
- Ertelemek: Tehir etmek, talik etmek
- Esin – Esinlenmek: İlham / Mülhem olmak
- Espri: Nükte, latife
- Estetik: Bediiyat, letafet, zevkiselim
- Eş cinsel – Homoseksüel – Gay: Lûtî, oğlancı, muannas
- Eşey: Cinsiyet
- Eşgüdüm – Koordinasyon – Uyum: Ahenk, mutabakat, insicam
- Eşitlik: Müsavat
- Eşlik (etmek): Refakat (etmek)
- Eş sesli: Hemnam
- Etik: Ahlak, ahlakiyat
- Etiket: Yafta, unvan
- Etimoloji: İştikak ilmi
- Etiyopya: Habeşistan
- Etki – Etkileyici: Tesir / Müessir
- Etken – Faktör: Amil, müessir, sebep
- Etkin – Aktif: Faal, müessir
- Etkinlik – Aktivite: Faaliyet, nümayiş
- Etnik: Kavmî
- Ev – Evcil: Hane, yuva, ocak / Ehlî, munis
- Evre: Safha, merhale
- Evren – Acun: Kâinat, cihan, âlem
- Evrensel: Cihanşümul, âlemşümul
- Evrim: Tekâmül
- Eylem–Edim: Fiil, amel, icraat, hareket
- Fair-play: Mertlik, yiğitlik, civanmertlik
- Fake – Sahte: Düzmece, kalp (Kalp para/Sahte para), sureta (Görünüşte var, aslı yok)
- Fan: Hayran, müptela, pervane, meftun
- Fanatik: Mutaassıp, ifratkâr
- Fantastik: Fevkalade, acube (şaşılacak şey), hayal mahsulü, efsanevi, akıllara ziyan
- Feedback (Dönüş): Aksülamel, mukabele, istişare, ayna tutmak
- Fenomen: Namlı, şöhretli, meşhur, maruf
- Festival: Şenlik, panayır, toy, bayram
- Fetüs: Cenin
- Filoloji: Lisaniyat
- Final: Akıbet, hitam, nihayet, hatime
- Finans: Maliye, dünyalık
- Fit: Zinde, dinç, çakı gibi
- Fiyasko: Hüsran, hezimet
- Fizibilite: Oluru, hesap kitap
- Fizyoloji: Gariziyat, ilm-i menafi-i a’za
- Flashback: Maziye rücu, tedai (Çağrışım)
- Flört: Gönül macerası, cilveleşme, ünsiyet peydah etme, sevdalanma (Not: Oynaş ve kesişmek gibi argo kelimeleri atarsak geriye edebi manada ‘ünsiyet peydah etme’ (yakınlık kurma) ve ‘cilveleşme’ kalır ki flörtün tam karşılığıdır.)
- Fobi: Havf, yılgı, korku
- Focuslanmak – Odaklanmak: Kilitlenmek, teksifinazar etmek (Nazarını bir noktaya toplamak), pürdikkat kesilmek
- Folklor: Halkiyat
- Fon: Kaynak, ihtiyat akçesi
- Fonksiyon – İşlev: Vazife, uf’ule, hizmet
- Fonksiyonel – İşlevsel: Kullanışlı, müsmir
- Form (Şekil): Suret, kılık, heyet
- Form (Belge): Matbu evrak, varaka
- Fotokopi: Tıpkıbasım, teksir
- Full: Lemelem (Ağzına kadar dolu), silme, lebalep, hıncahınç
- Full-time: Tam mesai
- Galaksi – Gök ada: Kehkeşan, samanyolu
- Garaj: Arabalık
- Garanti: Teminat, taahhüt, kefalet, sağlama bağlama
- Gardırop: Yüklük, dolap
- Gardiyan: Zindancı
- Gaslighting: İğfal (Kandırma/Yanıltma), aklıyla oynama, zihin bulandırma
- Gastronomi: İlmitaam (Yemek ilmi), mutfak kültürü, damak zevki, lezzet erbablığı
- Geçerli: Rayiç, cari, muteber
- Geçici: Muvakkat, fani, iğreti
- Geçiş: İntikal
- Gelecek: İstikbal, ati
- Gelenek – Geleneksel: Anane, örf, âdet, töre / Ananevi
- Gelişim – Gelişme: İnkişaf, tekâmül, neşvünema, serpilme
- Gen: Soy, kan, silsile
- Genel: Umumi, afaki, cümle âlem
- Genelge: Tamim
- Genelev: Umumhane, kerhane
- Genellikle: Umumiyetle
- Geniş: Engin, vasi
- Gensoru: İstizah
- Geometri: Hendese
- Gerçekçi: Hakikatperver, ayağı yere basan
- Gerçekleşmek: Tahakkuk etmek, vuku bulmak, zuhur etmek
- Gereç: Levazım, malzeme, teçhizat
- Gereksinim: İhtiyaç, hacet
- Gerektirmek: Mucip olmak, icap ettirmek
- Gerici: Mürteci
- Gerilim: Tevettür, kasvet, huzursuzluk
- Gezegen: Seyyare
- Gezgin: Seyyah, abdal
- Gezi: Seyahat, sefer
- Ghost’lamak: Sırra kadem basmak
- Gider: Masraf, sarfiyat
- Girişim – Girişimci: Teşebbüs / Müteşebbis
- Giyecek – Giysi: Elbise, esvap, kılık
- Gizem – Gizemli: Sır, esrar, muamma / Esrarengiz, sırlı
- Global – Küresel: Cihanşümul, âlemşümul, yedi düvel
- Goal – Hedef: Gaye, menzil, Kızılelma
- Gök bilimci – Astronom: Müneccim
- Göksel: Semavi
- Gömü: Define
- Gönderme: Atıf, telmih
- Göndermek: İrsal etmek, yollamak
- Göreceli – Görelik – Görecilik: İzafi / İzafet / İzafiye
- Görev: Vazife
- Görsel: Manzara, temaşa, bedii (Estetik görüntü), suret, tasvir
- Görüngücülük – Olaycılık: Hadisiye
- Görüş: Noktainazar, kanaat, basiret (Derin görüş), telakki
- Gözlem – Gözlem evi – Gözlemci: Müşahede, tarassut, seyir / Rasathane / Müşahit, tarassut eden, seyirci
- Gramer: Sarf ve nahiv, dil bilgisi
- Grup: Zümre, heyet, cemaat, güruh (Olumsuz), tayfa, fırka
- Güdü: Saik, dürtü, insiyak
- Güçlük: Meşakkat, zahmet
- Güldürü – Komedi: Mizah, hezel, tuluat
- Gülümsemek: Tebessüm etmek
- Gündelik – Günlük: Yevmi, alelade
- Gündem: Ruzname
- Gurme: Ehlilezzet, ağzının tadını bilen, şikemperver, boğazına düşkün
- Güven – Güvence: İtimat, emniyet / Teminat, kefalet
- Güvenlik: Asayiş, emniyet
- Halüsinasyon: Vehim, hayal
- Handikap: Köstek, ayak bağı, mâni, engel, müşkülât
- Hashtag: Yafta
- Hava (Coolness/Vibe): Edâ, alım, fiyaka
- Hegemonya – Egemenlik: Hâkimiyet
- Helikopter: Pervaneli
- Hemoroit: Basur
- Hıristiyan: Tersâ
- Hidrat: Mâiyet
- Hijyen: Sıhhiye, hıfzıssıhha, taharet, temizlik, paklık
- Hijyenik: Sıhhî
- Hipertofi: Dahamet, şişkinlik
- Hipotez – Varsayım: Faraziye, farzımuhal
- Hit (Popüler): Gözde
- Hobi: Meşgale, merak, oyalanmaca
- Homojen: Mütecanis, bir örnek, yeknesak
- Homoseksüel – Eş cinsel: Lûtî (Livâta)
- Host / Hostes: Mihmandar (Misafiri ağırlayan)
- Hoşgörü: Müsamaha
- Humor: Şetaret
- Hümanizm: Beşeriyetçilik
- Isı: Hararet, sıcaklık
- Isı ölçer: Mizan-ül harare
- Işık: Ziya, nur
- Işın: Şua
- İç tüzük: Dâhilî nizamname
- İçerik: Muhteva, münderecat
- İçermek: İhtiva etmek
- İç güdü – İçgüdü: İnsiyak, sevkitabii, tıynet, hilkat, cibillet, garîze
- İç güdüsel: İnsiyakî
- İçten: Samimi, kalbî, yürekten
- İçyüz: Bâtın
- İdeal: Mefkûre
- İdeler: Müsül
- İdol: Put, mabut
- İkilem – Dilemma: İkircim, tasım, kıyasımukassim
- İlçe: Kaza
- İleti: Mesaj, tebliğ, haber, name
- İletişim – Komünikasyon: Haberleşme, muhabere
- İletken: Nakil, nakleden
- İlişik, ilgi: Alaka
- İlişki: Münasebet, temas
- İlginç – Enteresan: Alakabahş, tuhaf, dikkat çekici
- İlgililik: Taalluk
- İlkbahar: Bahar, ilkyaz
- İlke – Prensip: Umde, düstur
- İlkel: İptidaî
- İllüzyon: Göz boyama, vehim, sihir
- İmitasyon: Taklit
- İmgelem: Muhayyile
- İmobile: Gayrimenkul
- İmpoze etmek: Telkin etmek, icbar etmek
- İmrenmek: Gıpta etmek
- İncelemek: Tetkik etmek
- İndirim: Tenzilat
- İndirgeme – İndirgemek: İrca etmek, basite almak
- İnfeksiyon: İltihap
- İnhibisyon: Tutukluk
- İnovasyon: Yenilik, teceddüt, ibda
- İnorganik: Cansız, gayriuzvi
- İnsanlık: Beşeriyet
- İntegral: Temâmi
- İntro: Taksim (Müzikte), mukaddime
- İpotek: Rehin
- İrdelemek: Tetkik etmek
- İrite etmek: Rahatsız etmek, gıcık etmek
- İroni: İstihza, kinaye, ince alay
- İstek: Arzu, rağbet, metil
- İstenç: İrade
- İstilacı: Müstevli
- İşletme: Müessese
- İşlev – Fonksiyon: Faaliyet, uf’ule
- İşlevsel – Fonksiyonel: Uf’ulevî, kullanışlı, müsmir (Verimli)
- İşteşlik: Müşareket
- İyelik: Sahiplik, mülkiyet
- İyelik eki: Mülkiyet zamiri
- İyimser: Nikbin
- İzlenim: İntiba
- İzolasyon: Tecrit
- İzolatör – Yalıtkan: Müfrit, tecrit edici
- Jenerasyon: Nesil, kuşak
- Jenerik (Genel): Umumi, harcıâlem
- Jeoloji: Arziyat, ilmülarz, tabakatülarz
- Jest: Eda, hareket, çalım
- Jokey: Binici
- Jübile: Veda merasimi
- Jüri: Heyet
- Jüpiter: Müşteri
- Kalıtım: Veraset, ırs
- Kalite: Vasıf
- Kamu: Amme, halk
- Kamulaştırmak: İstimlâk etmek
- Kamuoyu: Efkârıumumiye
- Kanal: Ark
- Kanalize olmak: Teveccüh etmek
- Kanı: Kanaat, rey, fikir
- Kanıt – Argüman: Delil, âyet, burhan, hüccet, güvah
- Kaos: Kargaşa, hercümerç, fevzâ
- Kapasite: İstiap haddi (Alabileceği miktar), kudret, güç
- Kapital: Sermaye
- Kapsam: İhtiva
- Karaborsa: İhtikâr
- Karakter: Seciye, şahsiyet, tıynet
- Karambol: Karmaşa, arbede
- Karantina: Tahaffuz
- Kariyer: Meslek, istikbal, ikbal
- Karizma: Şükûh, şeytan tüyü, celal, heybet
- Karma: Muhtelit (bi-şart-şey)
- Karşılıklı: Mütekabil
- Karşıt: Hilâf, zıt
- Karşıtlık: Tezat
- Kategori: Mukule, zümre, sınıf
- Kategorik: Makuli
- Katkı: İlâve, iştirak
- Katman: Tabaka
- Kavram: Mefhum
- Kaynak: Memba
- Kesik: Şerha
- Kısır döngü: Fasit daire
- Kısıtlamak: Tahdit etmek
- Kız çocuğu – Erkek çocuğu: Kerîme (Baş tacı) – Mahdun (Hizmet edilen)
- Kinematik: Harekiyat
- Klas: Zümre
- Klasifikasyon: Tasnif
- Klinik: Seririyat
- Koku – Aroma – Parfüm: Rayiha, amber, misk
- Kolektif: Müşterek, müştereken, imece, imece usulü, maşerî
- Kombinasyon: Terkip
- Komedi – Güldürü: Mizah, mudhike
- Komisyon – Komite: Encümen, heyet
- Kompleks (Yapı): Tesis, manzume
- Komplike: Çetrefilli, girift, karışık
- Komplo: Tuzak, dümen, tezgâh
- Kompozisyon: Terkip, inşa
- Komut: Emir
- Komuta: Kumanda
- Komutan: Kumandan
- Komünikasyon – İletişim: Haberleşme, muhabere
- Kondansatör: Meksefe
- Konferans: Musahabe (Sohbet), toplantı
- Konfor: Rahat, rehavet
- Konsantrasyon: Tekâsüf, kesafet
- Konsantre olmak: Dikkat kesilmek, kendini vermek
- Konsensus: Mutabakat, söz birliği
- Konsept: Mefhum, ana fikir, tasavvur
- Kontext (Bağlam): Siyak sibak
- Kontrast: Zıtlık, tezat
- Kontrat – Sözleşme: Akit
- Kontrol – Denetim: Murakabe
- Konu: Sadet, mevzu, bahis
- Konuksever: Misafirperver
- Konum: Yer, mevki, mekân
- Konuşkan: Hoşsohbet, bolâhenk
- Konuşlanmak: Mevzilenmek
- Konut: Ev, bark, yuva, mesken, aşiyan
- Koordinasyon – Uyum – Eşgüdüm: Ahenk, mutabakat, nizam
- Koordinat: Mevki, yer
- Kopya: Suret, nüsha, teksir
- Kopya etmek, kopya çekmek: İstinsah (Müstensih)
- Korgeneral: Birinci ferik
- Kostüm: Kılık, kisve
- Koşul: Şart
- Kovuşturma: Takibat
- Kozmogoni: Kiyaniyat
- Kozmoloji: Kevniyat
- Kozmos – Acun – Evren: Kâinat, cihan, âlem
- Köken: Menşe, kaynak
- Kriter: Kıstas, mihenk, ölçü
- Kritik (Eleştiri): Tenkit
- Kritik (Önemli): Hayati, nazik, bıçak sırtı
- Kronik: Müzmin, yerleşmiş
- Kural: Kaide
- Kuram – Teori: Nazariye
- Kuramsal – Teorik: Nazarî
- Kurgu: Tasarım, hayal mahsulü, uydurma
- Kurmay: Erkanıharp
- Kurs: Dershane, talimhane
- Kurul: Heyet, meclis
- Kurultay: Umumî heyet
- Kurum: Daire, müessese
- Kuşku: Vesvese
- Kutsal: Kutsi, mukaddes, mübarek, aziz
- Kültür – Kültürel: Hars – Harsî
- Küresel – Global: Kürevî
- Laboratuvar: Tahlilhane (Tahlil edilen yer), tecrübehane
- Laik: Lâdinî
- Lanse etmek: Öne sürmek, takdim etmek, piyasaya sürmek
- Lansman: Takdim, görücüye çıkarma, tanıtma
- Laptop: Dizüstü
- Lavabo: Leğençe
- Layout: Düzen, tertip, yerleşim planı
- Legal: Kanunî, meşru
- Legalleştirmek: Meşrulaştırmak, kitabına uydurmak
- Lider – Şef – Önder: Öncü, kılavuz, server, peşrev, nakip, reis, başbuğ, serdar
- Like – Beğeni: Teveccüh (Alaka gösterme), tahsin (Beğenme, güzel bulma)
- Likit: Sıvı, seyyal, mayi
- Limit: Hudut, had
- Lirik: Rebabi
- Lirizm: Garâmiyat
- Literatür: Edebiyat, külliyat
- Lobi (Otel/Bina): Dehliz, giriş, salon
- Lobi (Siyasi): Kulis, nüfuz casusluğu
- Lojik, Mantık
- Lojistik: İkmal, nakliye, sevkiyat
- Lojman: Meşruta
- Lokal: Mahallî, mahfil, yerli
- Lokasyon: Mevki, mahal, yer
- Lösemi: Kan kanseri, kansızlık
- Lüks: Şatafat, debdebe, israf, gösteriş
- Lümpen: Ayak takımı, sonradan görme, yoz
- Macar: Engürüs
- Majör: Başlıca, esas, büyük
- Maksimum: Azamî, haddiekser
- Makyaj: Bezenmek, bezenme, boya, tuvalet
- Mantalite – Mentalite: Zihniyet, kanaat, mantık, kafa yapısı
- Mareşal: Müşir
- Marjinal: Şâz, aykırı, uçta
- Mars: Merih
- Master (Usta): Pir, üstat, ehlihüner
- Master (Yapmak): İhtisas
- Mastürbasyon: İstimna (Elle istimna, istimna bilyed)
- Matematik: Riyaziye
- Materyal: Madde, cisim
- Materyalist, maddeci: Dehrî, maneviyatsız
- Materyalizm: Maddiye
- Mekanizma – Düzenek: Tertibat
- Menajer: Kâhya
- Mental: Zihnî, fikrî
- Mentör: Akıl hocası, lala, mürşit
- Menü: Taam defteri, yemek listesi
- Merkez: Göbek (Şehrin göbeği), orta
- Merkür: Utarit
- Meta: Mal, emtia
- Metafor – Eğretileme: Mecaz, istiare
- Metafizik: Fizik ötesi, mana âlemi, gayb
- Metot: Usul, yol yordam, tarz
- Metropol: Payitaht (Başkent), büyükşehir
- Mevsimsel: Mevsimlik
- Mineraloji: Madeniyat
- Minimum: Asgarî, haddiasgari
- Mistisizm: Sırrîlik
- Misyon: Şiar, vazife, davâ, ülkü
- Misyoner: Davetçi
- Mit: Esatir, efsane, hurafe
- Model: Numune, timsal
- Modern – Çağdaş: Muasır, asrî
- Modernizasyon: Muâsırlaşmak
- Modifiye: Tadil edilmiş
- Momentum: Hız, ivme
- Monopol: İnhisar
- Monopolize etmek: İnhisara almak
- Monoton: Yeknesak, tekdüze
- Mood (Ruh Hali): Haletiruhiye, eşref saati (İyi anı), hava
- Moral: Maneviyat, gönül hoşluğu
- Motivasyon: Şevk, gayret
- Motto: Düstur, şiar
- Multimedya – Görsel işitsel: Mütenevvi vasıta, çoklu mecra
- Mutlu: Mesut, bahtiyar, şâd, memnun, mesrur
- Mutluluk: Saadet, huzur
- Mutsuz: Bedbaht
- Narsist: Kendine meftun, hodbin, nefsperest
- Nativizm – Doğuştancılık: Fıtriye
- Natüralist: Tabiiyun
- Natürel: Tabii, fıtri
- Navigasyon: Kılavuz, pusula
- Neden: Sebep
- Negatif – Olumsuz: Menfi
- Nesnel – Objektif: Afaki, bitaraf
- Network: Muhit, çevre, eş dost, irtibat ağı
- Neutral (Nötr): Tarafsız, bîtaraf
- New Generation: Yeni nesil, zamane gençliği
- Nicelik: Kemiyet
- Nickname: Nam, lakap, mahlas
- Nihilizm: Ademiye, hiççilik, leysiye
- Nitelik: Keyfiyet, vasıf
- No-comment: Yorum yok, sükût
- Nomine etmek: Aday göstermek, namzet kılmak
- Non-stop: Dur durak bilmeden, soluksuz
- Normal: Tabii, olağan, adet üzere, beşerî
- Nostalji: Daüssıla, hasret, maziye iştiyak
- Not (Note): Şerh, derkenar (Kenara yazılan not), kayıt
- Nota (Diplomasi): Muhtıra
- Nota (Müzik): Perde (Makam perdesi)
- Notification – Bildirim: Tebligat, haber, ikaz
- Obje: Nesne, eşya, cisim
- Objektif – Nesnel: Afaki, bîtaraf (Taraf tutmayan), hasbi (Hesapsız, olduğu gibi)
- Objektivizm: Afakiye
- Obligasyon: Tahvil
- Obsesif: Müham (Evhamlı)
- Obsesyon: Vesvese, müsellet fikir, sabit fikir
- Odak: Mihrak
- Ofis: Yazıhane, daire, kalem, mekân
- Ofsayt: Açığa düşmek
- Okey / Ok: Eyvallah, hay hay, baş üstüne, tamam
- Okeylemek: Tasdik etmek, “olur” vermek
- Okul: Mektep, medrese
- Olanak: İmkân (Mekân ve imkân kök kardeştir), fırsat
- Olası: Muhtemel, mümkün
- Olasılık: İhtimal
- Olay: Vak’a, hâdise, vukuat
- Olaycılık – Görüngücülük: Hâdisiye
- Olgu: Vak’a
- Olumlu – Pozitif: Müspet
- Olumsuz – Negatif: Menfi
- Oluşum: Teşekkül, tekevvün, teessüs
- Ombudsman – Kamu denetçisi: Divanımezalim (Tarihî karşılığı)
- Onama: Tasvip
- Onarım: Tamirat, tamir
- Onur: Haysiyet, şeref, izzetinefis
- Onursal: Fahrî
- Operasyon: Ameliyat, harekat
- Optimist: Nikbin
- Orantılı: Mütenasip
- Organ: Uzuv
- Organik: Uzvî
- Organizasyon: Tertip, cemiyet
- Organizma: Uzviyet
- Orijinal (Eşya): Aslî, hakiki, öz
- Orijinal (Fikir): Bakir, nevişahsına münhasır (Şahsına özel), bî-misal (Emsali olmayan)
- Orijinal – Özgün: Aslî, mahsus, kendine has, nev’i şahsına münhasır
- Orijinalite: Yenilik, bedaat
- Ortak: Şerik
- Ortam: Vasat, muhit, çevre
- Oto-kontrol: Nefis muhasebesi (Kendini kontrol etmek)
- Otomobil: Araba, zatülhareke
- Otonom – Özerk: Muhtar
- Otorite: Sulta, hakimiyet, merci (Başvurulacak makam), sözü geçen
- Otoriter: Mütehakkim (Hükmeden), sert, dediğim dedik
- Oturum: Celse
- Overdose (Doz aşımı): İfrat, ölçüyü kaçırma, zehirlenme
- Overrated (Abartılmış): Şişirilmiş, balon, haddinden fazla kıymet verilmiş
- Oy: Rey
- Ödenek: Tahsisat
- Ödev: Vazife, vecibe, külfet
- Ödül: Mükafat, taltif, bahşiş
- Ödün: Taviz
- Ödün vermek: Taviz vermek
- Ödünç: Karz
- Öğe – Eleman: Unsur, rükn
- Öğrenci: Talebe (Talep eden, ilim isteyen), talip, danişment, şakirt
- Öğreti – Doktrin: Meslek
- Öğretim: Tedris, tedrisat
- Öğretmen: Hoca
- Ölçek: Mikyas, kıstas
- Ölçülülük: İtidal
- Öncel: Selef
- Öncelik: Takaddüm
- Önder – Lider – Şef: Öncü, kılavuz, server, peşrev, nakip
- Önemli: Mühim
- Önemsemek: Ehemmiyet vermek
- Öngörü / Ön görü: Basiret
- Önlem: Tedbir
- Ön sezi: Hissikablelvuku
- Ön yargı: Peşin hüküm, suizan
- Öneri: Teklif
- Önerge: Takrir
- Örgün: Teşkilatlı
- Örgüt: Teşkilat, cemiyet
- Örnek: Emsal, misal, numune
- Örneğin: Meselâ, misal
- Örnekseme – Analoji: Kıyas
- Örtülü ödenek: Tahsisatımesture
- Örtüşmek: Tetabuk etmek
- Övünç: İftihar
- Öykü: Hikâye
- Öz (Self): Zat, nefis, benlik
- Öz deyiş: Vecize
- Özdeş: Aynı, eşit
- Özdeşlik: Ayniyet
- Özel (Special): Hususî, şahsî, mahsus
- Özellik: Hususiyet
- Özellikle: Bilhassa
- Özenti: Mukallit, taklitçi
- Özerk – Otonom: Muhtar
- Özet: Hulâsa
- Özgeçmiş (CV): Tercümeihâl
- Özgü: Has, mahsus
- Özgün – Orijinal: Aslî, mahsus, kendine has, has
- Özgür: Hür, azade, serbest
- Özgürlük: Hürriyet
- Özgüven: İtimatınefs, izzetinefis, medeni cesaret
- Özlem: Hasret, tahassür, iştiyak
- Özne: Fail
- Öznel – Subjektif: Enfüsi, şahsi
- Özür: Mazeret (İtizar)
- Öz veri / Özveri: Fedakârlık, feragat
- Paket: Bohça, denk (Yük), sargı
- Panel: Meclis
- Panik: Telaş, velvele, eteği tutuşma
- Panorama: Umumi manzara, temaşa
- Papağan: Dudu kuşu
- Paradoks: Yaman çelişki, tezat, tenakuz
- Paralel: Muvazi
- Parametre: Miyar, kıstas, değişken
- Paranoya: Vesvese, vehim
- Paratoner: Yıldırımsavar, siperisaika
- Parfüm – Aroma – Koku: Rayiha, amber, misk
- Parola: Şifre, işaret
- Part – Bölüm: Celse
- Parti: İşret meclisi
- Partner: Eş, arkadaş, şerik, refik/refika
- Part-time: Yarım gün, kısmi, yarım mesai
- Pasif – Edilgen: Münfail, atıl, sünepe (Halk ağzı: Uyuşuk), sessiz
- Patent: İhtira beratı, tescil
- Patriarşi – Patriarkel – Ataerkil: Pederşâhî
- Pedofili: Sübyancılık, gulamperestlik
- Performans: Hüner, marifet, gayret, iş çıkarma
- Periyodik: Mevkute, süreli, devrî, nöbetleşe
- Personel: Efrat
- Perspektif – Bakış açısı: Noktainazar, zaviye, minval
- Pet shop: Kuşçu
- Pik yapmak: Tavan yapmak, zirveyi görmek, ayyuka çıkmak
- Plaj: Sahil, kumsal
- Plaket: Şilt, nişan
- Plan: Tasarı, hesap kitap, tertip
- Platform: Mecra, zemin, kürsü
- Plaza: İş hanı, sırça köşk
- Polarize: Müstaktap
- Polemik: Münakaşa, ağız dalaşı, atışma
- Polonya: Lehistan
- Popülasyon: Nüfus, ahali
- Popüler: Gözde, meşhur, dillerde
- Portföy: Cüzdan
- Potansiyel: İstîdat, kabiliyet, gizli güç
- Pozisyon – Durum: Mevki, yer, hâl
- Pozitif – Olumlu: Müspet
- Pozitif (İnsan): Müspet, güleç, yapıcı, nur yüzlü
- Pozitivizm: İsbatiye
- Pratik: Amelî, tatbikî, eli çabuk, kullanışlı
- Prensip – İlke: Umde, düstur
- Prensip sahibi: Omurgalı, sözünün eri
- Prestij – Saygınlık: İtibar, sükse, şeref
- Prezantasyon (Sunum): Arz, takdim
- Prim (Yapmak): Nema, ekmek yemek
- Problem – Sorun: Mesele, dert, müşkül
- Profesör: Müderris
- Profil: Çehre, hüviyet, suret
- Program: Müfredat, tertip
- Proje – Tasarı: Lâyiha, tasavvur, resmiye, teşebbüs
- Prosedür – Yöntem: Usul, yol yordam
- Protesto: İtiraz
- Protokol: Teşrifat
- Provokasyon: Tahrik, kışkırtma, fitne
- Psikoloji: Ruhiyat, haletiruhiye
- Psikolog: Ruh hekimi
- Puan: Not, derece
- Puzzle: Muarrak
- Radikal: Cezrî, kökten
- Rant: Zahmetsiz kazanç, hava parası, vurgun
- Rapor: Layiha, tutanak, hülasa
- Rastlantı: Tesadüf
- Rasyonel: Akılcı, makul, aklıselim
- Reaksiyon – Tepki: Aksülamel
- Realite: Gerçeklik, hakikat, vaka
- Realizm: Hakikiye
- Reel: Hakiki, müşahhas, elle tutulur
- Referans: Mısdak, tavsiye, kefil, hamil, istinat
- Refleks: İnsiyak
- Reform: Islahat, yenilik
- Rehabilitasyon: İyileştirme, ıslah
- Rektör: Müşrif
- Relaks: Rahat, müsterih, asude
- Replika: Taklit
- Resepsiyon: Kabul töreni, ağırlama
- Restorasyon: Tamirat, ihya
- Retorik: Hitabet, söz sanatı, belagat
- Revize etmek: Gözden geçirmek
- Revizyon: Gözden geçirme, tashih (Düzeltme), tadil
- Rezervasyon: Ayırtma, yer tutma
- Ritim: Ahenk, temp, usul
- Ritüel: Nüsuk, ayin, âdet, merasim, töre
- Rol: Vazife, suret
- Rol model: Mukteda, muktedabih, hüsneyihasene, numuneyiimtisal
- Romantik: Hissî, sevdalı, şairane
- Rota: Güzergah, yol, istikamet
- Rölativizm, Görecilik, Bağıntıcılık: İzafiye
- Röntgenlemek: Tecessüs etmek
- Röportaj: Mülâkat
- Rutin: İtiyat (Alışkanlık), yeknesaklık
- Rutubet: Nem
- Sabotaj: Baltalama, kundaklama
- Sağduyu / Sağ duyu: Aklıselim, basiret
- Sakınca: Mahzur, beis
- Saldırgan – Agresif: Mütecaviz, azgın, celalli
- Saldırı: Hücum, taarruz, tecavüz
- Salınım: Raks, ihtizaz, ihtilaç
- Sanal / Siber: Mevhum, farazi, itibari, mevhum âlem
- Sanık: Zanlı, şüpheli, maznun
- Sansasyon: Velvele, yaygara, çalkantı
- Santral: Merkez
- Saptamak: Tespit etmek, teşhis etmek
- Sarkaç: Rakkas
- Sarmal: Helezonî, yılankavi
- Satürn: Zuhal
- Savaş: Harp, muharebe, cihat, mücahede, cidal, cenk, mücadele
- Savunmak: Müdafaa etmek
- Sayaç: Muaddit
- Saydam – Transparan: Şeffaf
- Saygı: Hürmet, ihtiram, riayet
- Saygın: Muteber, hatırı sayılır, kerli ferli
- Saygınlık – Prestij: İtibar
- Sayın: Muhterem
- Sayıştay: Divânımuhasebat
- Sayman: Muhasip, muhasebeci
- Saylav: Mebus, milletvekili
- Seçmen: Müntehip
- Sekreter: Kâtip
- Sektör: Saha, piyasa, âlem
- Sembol: Remz, timsal, alamet
- Seminer: Musahabe
- Sempati: Alâka
- Sempatik: Sıcakkanlı, cana yakın
- Semptom: Alâmet, âraz
- Sendrom: İllet, maraz, hâl
- Senfoni: Tannâne
- Senkron / Senkronize – Eş zaman, eş zamanlı: Hemzaman, tevafuki, anbean, ahenkli
- Sensör: Mihsas, duyarga
- Sentez: Terkip (“Doğu-Batı terkibi”), harman
- Septisizm: Şüphecilik
- Seremoni: Merasim, tören
- Serüven: Macera, sergüzeşt
- Servis (Hizmet): Hizmet, ikram
- Sevgi: Muhabbet
- Sezgi: Seziş, tahaddüs
- Sezon: Mevsim
- Sıkı yönetim: Örfî idare
- Sınav: İmtihan
- Sınır: Hudut, had
- Sınırlandırmak: Tahdit etmek
- Simetri: Tenazur
- Simetrik: Mütenazır
- Simge: Remiz, timsal
- Simülasyon: Taklit, temsilî icra, mümaşat
- Simültane: Anında, anbean, eş zamanlı
- Sindirim: Hazım
- Sinerji: Teşrikimesai
- Sinirli – sinirlenmek (Sinir – sinirler): Asabi – asabileşmek (Asab – Âsâb)
- Sinüs: Ceyp
- Sirkülasyon: Tedavül, deveran, devridaim
- Sistem – Düzen: Nizam, tertip
- Sivil: Halk, ahali
- Skandal: Rezalet, kepazelik, yüz karası
- Slayt: Mücessem resim, akis
- Slogan: Şiar, düstur
- Slow: Aheste
- Soluk: Nefes
- Somali: Zeyla
- Somut: Mutlak, müşahhas (Lâ-bi-şart-şey)
- Sonbahar: Güz
- Sonsuz: Ebedî, baki, payidar, bengü
- Sonuç: Netice
- Sorgu: Sual, istintak
- Sorgulamak: Hesaba çekmek, sual etmek
- Soru: Sual
- Sorumluluk: Mesuliyet, vebal
- Sorun – Problem: Mesele, dert, müşkül
- Sosyal – Toplumsal: İçtimaî, cemiyet adamı
- Sosyete: Cemiyet
- Sosyoloji: İçtimaiyat
- Soyut: Mücerret (Bi-şart-lâ-şey)
- Sömürge: Müstamere (istismar edilen)
- Sömürü: İstismar
- Söylem: İfade, cerbeze
- Söylenti: Rivayet
- Söyleşi: Hasbihâl, sohbet, musahabe
- Söylev: Nutuk
- Söyleyiş: Telâffuz, mahreç
- Sözcük: Kelime
- Söz konusu: Mevzubahis
- Sözel: Lafzi, şifahi
- Sözleşme – Kontrat: Akit
- Sözlük: Lügat
- Spesifik: Mahsus, özgü, hususi
- Spekülasyon: Muâkale, vurgunculuk (Ekonomi), dedikodu/tezvirat (Haber)
- Spiritüalizm: Ruhiye
- Spontane – Doğaçlama: İrticalen
- Sponsor: Hami, destekçi
- Stabil: Kararlı, sebatlı
- Standart: Kıstas, ayar, usul
- Statik: Rükudi
- Statü: Mevki, paye
- Steril: Arı, pak
- Sterilizasyon: Tâkim
- Stil: Tarz, üslup, eda
- Stok: İstif, yığın
- Stokçu: Muhtekir, istifçi, vurguncu
- Stokçuluk: İhtikâr, istifçilik, vurgunculuk
- Stop etmek: Durmak, teklemek
- Strateji: Siyaset, plan, yol haritası, tedbir
- Stres: Gam, gussa, kasvet, keder, melâl, inkisar, ızdırap, hüzün, kahır, ye’is, efkar, tasa, dert, mihnet, elem, üzüntü, sıkıntı, endûh, gerginlik, buhran, hafakan
- Strüktür: Yapı, çatı, bünye
- Subay: Zabit
- Subjektif – Öznel: Enfüsi, şahsî
- Sunu – Sunum: Arzuhâl, arz
- Sürdürülebilir: Daimi, kabilidevam, payidar
- Süre: Müddet, vakit, zaman, vade, mühlet
- Süreç: Vetire
- Sürpriz: Hediyeiilahi, beklenmedik hâl
- Sükse: Muvaffakiyet
- Şablon: Kalıp, emsal
- Şans: Talih, baht, nasip, kısmet
- Şanslı: Bahtlı, kısmetli
- Şef – Önder – Lider: Öncü, kılavuz, server, peşrev, nakip
- Şema: Sime
- Şov (Show): Nümayiş, caka, göz boyama
- Şovmen: Meddah, hokkabaz, soytarı
- Şölen: Ziyafet
- Tabu: Lâ-misas
- Tanı: Teşhis
- Tanık: Şahit
- Tanım: Tarif
- Tanımlamak: Tariflemek
- Tanrısal: İlâhî
- Tapınak: İbadethane, mabet
- Tapmak: İbadet etmek
- Tarım: Ziraat
- Tasarı – Proje: Lâyiha, tasavvur, resmiye
- Tasarım (Design): Tasavvur (Zihinde kurma), tertip, nakış
- Taslak: Müsvedde
- Taşınmaz mal: Gayrimenkul
- Teğmen: İkinci mülâzım
- Tekil: Müfret
- Teknik: Fennî, usul, yol yordam
- Teknoloji: Fenniyat, sanayi
- Tekst: Metin, teksir
- Tema: Ana fikir, mevzu, öz
- Temel: Bünyad, esas, kaide, rükün
- Teoloji: İlâhiyat
- Teori – Kuram: Nazariye
- Teorik – Kuramsal: Nazarî
- Tepki – Reaksiyon: Aksülamel
- Terapi: Tedavi, şifa bulma, terbiye
- Terim: Istılah
- Termometre: Mizanülhararet
- Terör: Tedhiş
- Terörist: Tedhişçi
- Testis: Haya, husye
- Tını: Seda, avaz, ses rengi
- Tıpkı çekim – Fotokopi: Teksir
- Tikel: Cüz’i
- Tinsel: Ruhî, manevî
- Toksik (İnsan): Muzır (Zararlı), ruhu emen, zehirli, şer
- Tolerans / Tölerans: Müsaafe, tesâmüh, müsamaha, tahammül
- Toplam: Yekûn
- Toplardamar – Atardamar: Verit, şiryan
- Topluluk: Camia
- Toplumsal – Sosyal: İçtimaî
- Total: Yekûn, bütün
- Totaliter: Müstebit, baskıcı
- Tören: Merasim
- Trafik: Seyrüsefer
- Transfer: Nakil
- Transformasyon: İstihale
- Transformatör: Muhavvile
- Transilvanya: Erdel
- Transparan – Saydam: Şeffaf
- Trend: Temayül, rüzgâr, moda
- Triggerlanmak (Tetiklenmek): Bam teline basılmak, tahrik olmak, damarına basılmak
- Trip atmak: Nazlanmak, surat asmak, çalım satmak, afra tafra yapmak
- Trol: Müfsit (Bozguncu), fitneci, zıpır
- Tugay: Livâ
- Tuğgeneral: Mirlivâ
- Turizm: Seyyahlık
- Tutarlılık: İnsicam
- Tutku: İhtiras
- Tutuklu: Mevkuf
- Tutsak: Esir
- Tuvalet: Helâ, ayakyolu, abdesthane, kademhane, yüznumara, hacet yeri
- Tüketim: İstihlak (Helak etmekten gelir, harcamak), sarfiyat
- Tüm: Bütün
- Tümce: Cümle
- Tümdengelim: Talil
- Tümel: Küllî
- Tümevarım: İstikra
- Tümgeneral: İkinci ferik
- Tümleç: Mütemmim
- Türev: Müştakat
- Tüzel: Hükmi
- Uçak: Tayyare
- Uğraş – Uğraşı: İştigal, meşgale, meşguliyet, cidal (mücadele)
- Ulaşım: Nakliye, muvasalat
- Ultimatom: Muhtıra, son ihtar
- Ulus: Millet
- Ulusal: Millî
- Uluslararası – Enternasyonal: Beynelmilel
- Umut: Ümit, reca
- Update: Güncelleme, tecdit, tazeleme
- Upgrade: Yükseltme, terfi
- Uyak: Kâfiye
- Uyanık: Müteyakkız
- Uyarı: İkaz, ihtar, tembih
- Uygar: Medenî
- Uygarlık: Medeniyet
- Uygulama: Tatbikat, icraat
- Uygulamalı: Amelî
- Uygulamak: Tatbik etmek
- Uygun: Mutabık, müsait, münasip, reva, yaraşır, muvafık
- Uyruk: Tebaa
- Uyum – Eşgüdüm – Koordinasyon: Ahenk, mutabakat, insicam, imtizaç, uyuşma
- Uyumlu: Mülayim (İnsan için), ahenkli
- Uyuşmazlık: İhtilâf
- Uzay: Feza
- Uzlaşma: Mutabakat, sulh, helalleşme
- Uzman: Mütehassıs, mahir, erbab
- Üniversite: Darülfünun, camia
- Üretim: İstihsal, imalat
- Üretken: Velûd (Doğurgan, çok eser veren)
- Ürün: Mahsul, mamul, yemiş
- Üsteğmen: Birinci mülâzım
- Ütopya: Hayal ülke, Medineifazıla
- Üye: Âzâ
- Vajina: Mehbil
- Validasyon: Teyit
- Vantilatör: Pervane
- Varsayım – Hipotez: Faraziye, kabul
- Vejetaryen: Et yemez
- Vektör: Yön, istikamet
- Venüs: Zühre
- Verim: Bereket, mahsul, randıman
- Verimli: Bereketli, mümbit, mahsuldar, müsmir (Meyve veren)
- Verimlilik: Mahsuldarlık
- Versiyon – Sürüm: Nüsha (Kitap/yazı için), suret
- Vestiyer: Askılık, emanetçi
- Veto: Red, geri çevirme
- VIP: Zevat (Kişiler), mühim şahsiyet
- Viral olmak: Dilden dile düşmek, almak yürümek
- Virtüöz: Üstat, pir, sanatkâr
- Vitrin: Camekan
- Vize: Tezkere, müsaade, destur
- Vizyon: Ufuk, feraset, basiret
- Vokabüler: Lügat, kelime dağarcığı, söz hazinesi
- Volüm (Volume): Ses, seda, gürlük
- Vurgun: Darbe, çarpılma
- Yadsıma: İnkar etme
- Yakınma: Serzeniş
- Yanılgı: Hata, yanlış
- Yanılsama: Vehim
- Yanıltmaca: Mugalata, safsata
- Yanıt: Cevap, mukabele
- Yansı: Akis
- Yapay: Suni, sahte, düzmece
- Yapay Zekâ: Suni zekâ, suni hafıza
- Yapı: Bina
- Yapıt: Eser
- Yaptırım: Müeyyide
- Yaradılış: Hilkat
- Yarar: Fayda, hayır
- Yaratıcı (Creative): Hünerli, mübdi (Yeni bir şey ortaya koyan), sanatkâr
- Yaratıcılık: İbda, marifet, ustalık
- Yaratık: Mahlûk
- Yarbay: Kaymakam
- Yargı: Hüküm, kaza
- Yargıç: Hâkim, kadı
- Yargıtay: Temyiz mahkemesi
- Yasa: Kânun, hukuk, şeriat, nizam
- Yasa dışı: Gayrimeşru
- Yasak: Memnu, haram
- Yasama: Teşri
- Yaşam: Ömür, dirlik
- Yaşamsal: Hayati, elzem
- Yaşlı: İhtiyar
- Yatay: Ufkî
- Yatırım: İstikbal hesabı
- Yayımlamak: Neşretmek
- Yayın: Neşriyat
- Yazar: Müellif, muharrir
- Yazgı: Kader, nasip, alın yazısı
- Yazılı: Muharrer
- Yazılım – Program: Tertibat
- Yazım: İmlâ
- Yazıt: Kitabe
- Yazman: Kâtip
- Yedek: İhtiyat
- Yenilgi: Mağlubiyet
- Yerleşik: Mukim
- Yerleşke – Kampüs, Kompleks: Külliye, mesken
- Yetenek: Kabiliyet, istidat
- Yeter: Kâfi
- Yetki: Salâhiyet
- Yetkin – Yetkinlik: Kâmil – Kemal
- Yetmek: Kâfi gelmek
- Yönelmek: Teveccüh etmek
- Yönetici – Yönetmen: Müdür, idareci
- Yönetim: İdare
- Yönetmek: İdare etmek
- Yöntem – Prosedür: Usul, metot, tarz, yol
- Yurt: Vatan, diyar, el
- Yurttaş: Vatandaş
- Yükümlülük: Mükellefiyet
- Yürürlük: Mer’iyet, meriyülicra
- Yüzeysel: Sathî, sığ, üstünkörü
- Yüzyıl: Asır
- Zaman aşımı: Mürurizaman
- Zoom yapmak: Yakınlaşmak, mercek altına almak
- Zor: Cebr
- Zorunda olmak: Mecbur olmak
- Zorunlu: Zaruri, mecburi
- Zorunluluk: Mecburiyet, zaruret, ıztırar